Ana içeriğe geç
Sözlük

dinledik ile cümle

dinledik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
İlki bebekler bizi dikkatlice dinliyor, ve bizi dinledikçe istatistik tutuyorlar -- istatistik tutuyorlar.첫 번째는, 아기들은 우리를 열심히 경청합니다. 그리고 우리가 말하는 것을 들을 때, 통계를 얻습니다. 그들은 통계를 수집합니다.
İlki bebekler bizi dikkatlice dinliyor, ve bizi dinledikçe istatistik tutuyorlar -- istatistik tutuyorlar.Primul e că bebelușii ne ascultă atent și fac statistici în timp ce ne ascultă -- întocmesc statistici.
İlki bebekler bizi dikkatlice dinliyor, ve bizi dinledikçe istatistik tutuyorlar -- istatistik tutuyorlar.Prvič, dojenčki nas pozorno poslušajo in med poslušanjem izvajajo statistiko.
İlki bebekler bizi dikkatlice dinliyor, ve bizi dinledikçe istatistik tutuyorlar -- istatistik tutuyorlar.Prvou je, že bábätká nás uprene počúvajú a robia si štatistiku, kým nás počúvajú -- robia si štatistiku.
İlki bebekler bizi dikkatlice dinliyor, ve bizi dinledikçe istatistik tutuyorlar -- istatistik tutuyorlar.Za prvé, děti nám pozorně naslouchají a vedou si statistiky o tom co slyší - vedou si statistiky.
İlki bebekler bizi dikkatlice dinliyor, ve bizi dinledikçe istatistik tutuyorlar -- istatistik tutuyorlar.הראשון הוא שהתינוקות מקשיבים לנו ברוב-קשב, והם דוגמים סטטיסטית בעודם מאזינים לנו -- הם נוטלים דגימות.
İlki bebekler bizi dikkatlice dinliyor, ve bizi dinledikçe istatistik tutuyorlar -- istatistik tutuyorlar.私たちの話し声を 統計処理しているのです 2人の母親が 「マザリーズ(母親語)」を話すのを聞いてみましょう
İşimiz iyi gidiyor." Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Chiar aici la TED am audiat conferinţe ale mai multor eroi morali.
İşimiz iyi gidiyor." Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Durante este TED hemos escuchado charlas de varios héroes morales.
İşimiz iyi gidiyor." Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Juist ook op deze TED konden we luisteren naar verschillende morele helden.
İşimiz iyi gidiyor." Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Zrovna na tomto TEDu jsme slyšeli přednášky několika morálních hrdinů.
İşimiz iyi gidiyor." Bu TED'de bile bir çok ahlak timsalinden konuşmalar dinledik.Точно на този TED чухме истории от няколко морални героя.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.A következő évek sem hoztak javulást, továbbra is rossz híreket kaptunk szegénységben felnövő gyerekekről.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Durante los años siguientes, las demás historias que escuchaba sobre los pobres no eran más positivas.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.In de jaren die volgden, waren andere verhalen die ik hoorde over opgroeien in armoede niet positiever.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.In den folgenden Jahren waren die Geschichten, die ich über aufwachsende Arme hörte, nicht positiver.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Jak léta plynula slyšela jsem další zprávy o nárustu chudoby, které vůbec nebyly dobré.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.그 뒤로 수 년 동안, 제가 자라면서 들은 가난한 사람들에 대한 이야기들은 그보다 낫지 않았습니다.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Les années qui ont suivi les autres histoires que j'ai entendues sur les pauvres n"étaient pas plus positives.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Nhiều năm sau, tôi thấy nghèo đói càng tăng cao và không có gì khả quan.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Nos anos seguintes, as outras histórias que ouvi sobre o aumento dos pobres não eram mais positivas.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.V letih, ki so sledila, zgodbe, ki sem jih med odraščanjem slišala o revnih, niso bile nič bolj pozitivne.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.V nasledujúcich rokoch príbehy, ktoré som počula o chudobných, neboli o nič lepšie.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Vuosien mittaan kasvaessani muut köyhistä kuulemani tarinat eivät olleet sen positiivisempia.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.W kolejnych latach, nowe historie na temat ubogich nie napawały optymizmem.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Годы шли, а истории о бедных, которые я слышала, взрослея, не становились положительнее.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.Надалі, підростаючи, розповіді про бідняків, які я чула, були не більше позитивними.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.През следващите години другите истории за бедните, които чух, не бяха по-позитивни.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.ובשנים הבאות, הסיפורים ששמעתי אודות העניים לא היו יותר חיוביים.
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.وفي السنوات التالية بدأت اسمع قصص أُخرى عن الفقراء بينما انا اكبر في العمر ولم تكن ايجابية اكثر
İzleyen yıllarda yoksul kimselerin yaşantısına dair dinlediklerim hiç de olumlu, iç açıcı şeyler değildi.貧困の話をいろいろ聞きましたが 暗い話ばかりでした 例えば 悲しみにくれて苦しんでいる人たちの
Joshua Bell' in müziğini, onu dinlediklerini bilmeden dinlediklerinde onu ne kadar sevebilir?Joshua Bells musik, hvis de ikke vidste at de lyttede til Joshua Bell?
Joshua Bell' in müziğini, onu dinlediklerini bilmeden dinlediklerinde onu ne kadar sevebilir?Joshua Bell zenéjét, ha nem tudnák, hogy őt hallgatják?
Joshua Bell' in müziğini, onu dinlediklerini bilmeden dinlediklerinde onu ne kadar sevebilir?그들은 얼마나 조슈아 벨과 그의 음악을 얼마나 좋아할까? 이었습니다.
Joshua Bell' in müziğini, onu dinlediklerini bilmeden dinlediklerinde onu ne kadar sevebilir?la musica di Joshua Bell, se le persone non sapessero di stare ascoltando Josha Bell?
Joshua Bell' in müziğini, onu dinlediklerini bilmeden dinlediklerinde onu ne kadar sevebilir?המוזיקה של ג'ושוע בל, אם הם לא ידעו שהם מאזינים לג'ושוע בל?
Joshua Bell' in müziğini, onu dinlediklerini bilmeden dinlediklerinde onu ne kadar sevebilir?أو بالأصح موسيقى " جوشوا بيل " إن لم يعرفوا أن " جوشوا بيل " هو العازف ؟
Joshua Bell' in müziğini, onu dinlediklerini bilmeden dinlediklerinde onu ne kadar sevebilir?どのくらい気に入るだろう?という実験です そこで彼に100万ドルのバイオリンを持って
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.Et alors cette femme a vidé sa valisé et a donné tous ses vêtements à ma mère, et à nous
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.그리고 그 여자는 그녀의 옷가방을 다 털어서 모든 옷을 어머니와 우리에게 주었고
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.האישה רוקנה את המזוודה שלה ונתנה לאימי את כל בגדיה, ולנו
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.فقامت المرأة بإفراغ حقيبتها، وأعطت كل ملابسها لوالدتي ولنا،
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.全ての洋服を母と僕らに与え 彼女の子供のおもちゃも与え -- 彼らはそれを快く思わなかったけど --
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaIngen der tidligere hørte hans historie, kunne for første gang se Far
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaIngen har tidigare hört hans historia, kunde för första gången skåda Fadern
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaKhông ai có trước đây nghe nói lịch sử của mình, có thể lần đầu tiên này Cha
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani Baba아무도 이전에, 자신의 역사를 들어하지 않는것 수있는 처​​음 보라 아버지
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaKukaan ei ollut aiemmin kuullut hänen historiansa, voisi ensimmäistä kertaa nähdä Isä
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaNadie previamente escuchado su historia, pudo por primera vez, he aquí que el Padre
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaNessuno avendo già ascoltato la sua storia, potrebbe per la prima volta ecco Padre
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaNihče ki je prej slišal njegovo zgodovino, bi lahko prvič vidite Oče
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaNikdo předtím neslyšel jeho historii, by se poprvé aj otec
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaNikt nie słyszał wcześniej o jego historii, może po raz pierwszy ujrzeć Ojca
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaNikto predtým nepočul jeho histórii, by sa po prvýkrát aj otec
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaNimeni nu a auzit anterior având în istoria sa, ar putea, pentru prima dată iată Tatăl
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaNinguém ter previamente ouvido a sua história, poderia pela primeira vez, eis que Pai
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaNul avoir auparavant entendu son histoire, pourrait pour la première fois contempler le Père
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaSenki miután előzőleg hallották a történelem, lehet először íme apa
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaTak seorang pun setelah sebelumnya mendengar sejarahnya, bisa untuk pertama kali lihatlah Bapa
Kimse daha önce onun geçmişi dinledikten sonra ilk kez Hani BabaΚανείς δεν έχει ακούσει προηγουμένως την ιστορία του, θα μπορούσε για πρώτη φορά, ιδού ο Πατέρας
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod