Bunlar Bangladesin rfotograflari dinledigim bir radyo programindan geliyor.Y esto -- estas imágenes de Bangladesh -- salieron de un programa de radio que estaba escuchando.
Bunlar Bangladesin rfotograflari dinledigim bir radyo programindan geliyor.Эти снимки были сделаны в Бангладеш благодаря программе, которую я слышал по радио.
Bunlar Bangladesin rfotograflari dinledigim bir radyo programindan geliyor.וזה התרחש בעקבות - התמונות הללו של בנגלדש - יצאו מתוך תוכנית רדיו שהאזנתי אליה.
Bunlar Bangladesin rfotograflari dinledigim bir radyo programindan geliyor.وهذا ما حصلت عليه-- هذه الصور من بنغلادش اتت من برنامج إذاعي كنت استمع اليه
Bunlar Bangladesin rfotograflari dinledigim bir radyo programindan geliyor.当時聴いていたラジオ番組がきっかけです 番組ではエクソン・バルディーズ号の 話題(原油流出)が取り上げられ
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordumAlso hör ich mir das alles an und denke mir,
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordumAscult toate acestea, și mă întreb,
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordumAsí que estoy escuchando todo esto, ya saben, y estoy como,
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordum Bu adam gerçek mi?A jak to poslouchám, říkám si - je to vůbec možné?
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordum Bu adam gerçek mi?Alors j'écoute tout ça, vous savez, et je me demande, est-ce que ce gars dit la vérité ?
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordum Bu adam gerçek mi?Dus ik hoor dit alles aan en ik denk: is deze gast serieus?
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordum Bu adam gerçek mi? Söylediklerini uyduruyor mu?Minä kuuntelen tätä ja ajattelen, onko tämä tyyppi tottakaan.
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordum Bu adam gerçek mi? Söylediklerini uyduruyor mu?Så jag lyssnar på allt det här och jag tänker, ni vet, hittar han på något av det här?
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordumE mentre stavo ascoltando tutto questo, ecco, mi domandavo
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordumEstou a ouvir tudo isto, sabem, e penso:
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordum이 모든 것을 들으면서
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordumSaya mendengarkan semua ini, anda tahu, dan saya seperti,
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordumSłuchałem tego i myślałem:
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordumSzóval hallgatom mindezt és tudják, én kétkedő vagyok,
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordumΑκούω λοιπόν όλα αυτά, και σκέφτομαι:
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordumВ общем, я всё это слушаю и думаю про себя:
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordumСлушах всичко това и разбирате ли...
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordumאז אני מקשיב לכל זה, אתם יודעים, ואני כזה,
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordumوانا استمعت لكل ذلك وكنت كما تعرفون
Bunları dinledikçe kendi kendime düşünüyordumこんなことってある?って思ったんです
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde."Aber die klingen so viel besser als die kleinen", an deren Klang Sie sich nicht mal mehr erinnern können.
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde."Det lyder meget bedre end de små" som man ikke engang kan huske at have hørt.
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde."Klinkt toch echt veel beter dan die kleintjes," waarvan je niet meer weet hoe ze klonken.
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde.이라고 말할 가능성이 얼마나 될까요? 작은 스피커의 음질은 더 이상 기억조차 할 수 없을텐데요.
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde." Nghe tốt hơn nhiều cái nhỏ," cái mà bạn không nhớ là đã nghe.
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde."Sokkal jobban szólnak, mint azok a kicsik," amikre már nem is emlékszik, hogyan szóltak.
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde."Suenan mucho mejor que esos altavoces pequeñitos," que ni siquiera se acordarán de haber escuchado.
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde."Sună mult mai bine decât alea mici", pe care nici nu vi le mai amintiţi cum sunau.
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde."Zní daleko líp než ty malé" které si už ani nepamatujete jak zněly.
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde."Znie oveľa lepšie ako to malé", ktoré si už ani nepamätáte ako znelo.
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde."Ακούγεται πολύ καλύτερα από εκείνα τα μικρά." τα οποία πλέον δε θυμόσαστε καν πώς ακούγονταν.
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde."Да, они звучат намного лучше тех, маленьких", звучания которых вы даже не помните.
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde."הם נשמעים הרבה יותר טוב מהקטנים ההם," כשאתם בכלל לא זוכרים איך הם נשמעו.
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde." الصوت أفضل بكثير من تلك السماعات الصغيرة،" التي لا يمكنك حتى أن تتذكر صوتها.
"Bunların sesi o küçük olanlardan çok daha iyi," dinlediğinizi bile hatırlamadığınız halde.その音を思い出すこともできないのに 比較の仕方が変わるという問題は これらの選択の
Bunlar sabit diller. Şu anda dinlediğiniz dil, yoruma açık.Bem... o idioma que você está ouvindo agora, é interpretável.
Bunlar sabit diller. Şu anda dinlediğiniz dil, yoruma açık.Bine...limbajul pe care il auziti chiar acum,este interpretabil.
Bunlar sabit diller. Şu anda dinlediğiniz dil, yoruma açık.Nah...bahasa yang kamu dengarkan sekarang, bisa di beda tafsirkan.
Bunlar sabit diller. Şu anda dinlediğiniz dil, yoruma açık.Но езикът, който чувате в момента, може да се тълкува.
Bunu yalnızca söylemek istemiştim ve sizde beni dinlediniz. aTapi aku hanya ingin membuang itu di luar sana begitu Anda terkena itu.
Bunu yalnızca söylemek istemiştim ve sizde beni dinlediniz. aAber ich wollte nur, dass draußen zu werfen, also Sie sind es ausgesetzt.
Bunu yalnızca söylemek istemiştim ve sizde beni dinlediniz. aA ja tylko chciałem ci pokazać, że taki problem istnieje.
Bunu yalnızca söylemek istemiştim ve sizde beni dinlediniz. aAle to jsem jen tak nahodil, kdybyste se s tím někdy setkali.
Bunu yalnızca söylemek istemiştim ve sizde beni dinlediniz. aMas eu só queria jogar lá fora, que só assim você está expostos a ela.
Bunu yalnızca söylemek istemiştim ve sizde beni dinlediniz. aНо само исках да вметна това, за да го знаете.
Bu Odysseus'un şarkıyı dinlediği haline benzer.Acesta e precum Odiseu când aude cântecul.
Bu Odysseus'un şarkıyı dinlediği haline benzer.C'est comme Ulysse quand il entend la chanson.
Bu Odysseus'un şarkıyı dinlediği haline benzer.Come nel caso di Odisseo che vuole ascoltare il canto.
Bu Odysseus'un şarkıyı dinlediği haline benzer.Das ist wie Odysseus, während er das Lied hört.
Bu Odysseus'un şarkıyı dinlediği haline benzer.Dat is Odysseus als hij het lied hoort.
Bu Odysseus'un şarkıyı dinlediği haline benzer.Det er Odysseus, når han hører sangen.
Bu Odysseus'un şarkıyı dinlediği haline benzer.Es el caso de Odiseo cuando oye la canción.
Bu Odysseus'un şarkıyı dinlediği haline benzer.Este é como o Odisseu quando ele está a ouvir a canção.
Bu Odysseus'un şarkıyı dinlediği haline benzer.Ez olyan mint Odüsszeusz, amikor a dalt hallgatja.
Bu Odysseus'un şarkıyı dinlediği haline benzer.Giống như của Odysseus khi anh ta nghe bài hát.