Ana içeriğe geç
Sözlük

dinledi ile cümle

dinledi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Pixies hatta Black Sabbath'tan "war pigs"i dinlediğinizde hemen o güçlü dinamik yapıyı hissedersiniz.Či dokonca „War Pigs“ od Black Sabbath –to je tam tiež: sila dynamiky.
Sonra tekrar dinledim ve gerçekte kızgındım.Raz po nej túžim, potom ju zas nenávidím.
Bir gece uzun uzun eski albümleri dinledik.Nahrala niekoľko dodnes známych albumov.
O 1929 yılında Münih Üniversitesi girdi ve Arnold Sommerfeld'in derslerini dinledi.Na jar roku 1928 sa už učil fyziku v Mníchove pod dohľadom Arnolda Sommerfelda.
Bir keresinde, ailem Şabat’ta radyo dinlediğinden radyoyu parçaladım.” .Nekoč, ko sem slišal starša poslušati radio v času šabata, sem tega uničil«.
Yüzlerce şarkıyı dinledikten sonra Jackson ve Jones albümü düzenledi.Nick je skupaj z Joejem in Kevinom sam napisal več pesmi za album.
Bir gece uzun uzun eski albümleri dinledik.Vėliau pasirodė dar keletas nuosaikaus poproko albumų.
Büyülenmiş bir şekilde onların kuşlarla, hayvanlarla ve deniz canlılarıyla ilgili hikâyelerini dinledim.Išleido beletrizuotų pasakojimų knygų vaikams ir jaunimui apie laivus, jūrininkus, jūrų gyvūnus.
Onlar bile müzik dinledi.Jie netgi klausėsi muzikos.
Balabanı ilk kez sinemada dinledim.Buxoros mängis ta esimest korda filmis.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.20분 간의 아름다운 음악이였습니다. 하지만
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.20 percig csodálatos zenét hallgatott.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Anh ta đã lắng nghe 20 phút của bản nhạc tuyệt vời đó.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Doświadczył 20 minut fenomenalnej muzyki.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Ele tinha tido 20 minutos de música gloriosa.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Er hatte 20 Minuten herrlicher Musik gehabt.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Había tenido 20 minutos de una música gloriosa.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Han hade fått 20 minuter underbar musik.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Han havde haft 20 minutters enestående musik.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Hän oli kuunnellut 20 minuuttia loistavaa musiikkia.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Hij had 20 minuten fantastische muziek gehad.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Ia menikmati musik yang luar biasa indah selama 20 menit.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Il avait eu 20 minutes de musique fantastique.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Prožil 20 minut nádherné hudby.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Trăise 20 de minute de muzică minunată.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Zažil 20 minút nádhernej hudby.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Είχε είκοσι λεπτά μεγαλιώδους μουσικής.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Бе имал 20 минути прекрасна музика.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Він пережив 20 хвилин чудової музики.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.Он испытал 20 минут прекрасной музыки.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.הוא חווה 20 דקות של מוזיקה נהדרת.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.وقد أستمتع ب 20 دقيقة من الموسيقى المتألقة.
20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi.台無しになった記憶が
Açıkçası, belki de en büyük sadana, dinledikçe netleşmektir.De fapt, probabil cea mai buna Sadana, este să te asculți, și aceasta va aduce claritate.
Açıkçası, belki de en büyük sadana, dinledikçe netleşmektir.De hecho, quizas la mejor Sadana , es a medida que estás escuchando, asi estas despejando.
Açıkçası, belki de en büyük sadana, dinledikçe netleşmektir.Eigenlijk is de grootste sadana misschien wel, dat je - terwijl je luistert - je allerlei uitklaart.
Açıkçası, belki de en büyük sadana, dinledikçe netleşmektir.En fait peut-être que le plus grand sadana c'est - lorsque tu es à l'écoute - que tout se dissipe.
Açıkçası, belki de en büyük sadana, dinledikçe netleşmektir.Itse asiassa, suurin sadana on; kuten kuuntelet, siten puhdistat.
Açıkçası, belki de en büyük sadana, dinledikçe netleşmektir.Ve skutečnosti, snad ta nejlepší duchovní cesta je: Jak posloucháte, tak jste čištěni.
Açıkçası, belki de en büyük sadana, dinledikçe netleşmektir.Vielleicht ist es die größte Sadana, beim Zuhören innerlich klar zu werden.
Açıkçası, belki de en büyük sadana, dinledikçe netleşmektir.W rzeczywistości, może najlepsza sadana jest kiedy słuchasz, wtedy jesteś czysty.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Aber warum hat er hasse es so?", Fragte sie, nachdem sie gehört hatte.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Ale dlaczego tak nienawidzą?" Spytała, po jej słuchał.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Ale prečo ho nenávidieť tak?" Spýtala sa, potom, čo mu načúval.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Ale proč ho nenávidět tak?" Zeptala se, poté, co mu naslouchal.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Ampak zakaj je to tako sovražijo?" Je vprašala, po tem, ko je imela poslušal.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Dar de ce a făcut el ura aşa?" A întrebat ea, după ce ea a ascultat.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."De miért is utálják annyira?" Kérdezte, miután ő hallgatott.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra.빨간 석탄 불로 방 안에서. "하지만 왜 그렇게 싫어 했어?"그녀는 물었다 그녀는 말을 후였다.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Maar waarom heeft hij zo een hekel aan?" Vroeg ze, nadat ze had geluisterd.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Mais pourquoi at-il déteste ça?", Elle demanda: après qu'elle avait écouté.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Ma perché l'ha fatto odiare così?" Chiese, dopo che lei aveva ascoltato.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Mas por que ele odeia tanto?", Ela perguntou: depois que ela tinha escutado.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Men hvorfor gjorde han hader det så?" Spurgte hun, efter at hun havde lyttet.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Men varför gjorde han hatar det så?" Frågade hon, efter att hon hade lyssnat.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Mutta miksi hän vihaa sitä niin?" Hän kysyi, kun hän oli kuunnellut.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Nhưng tại sao anh ấy ghét nó như vậy?" Cô hỏi, sau khi cô đã nghe.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Pero ¿por qué lo odian tanto?" Le preguntó, después de que ella había escuchado.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Tapi mengapa dia membenci begitu?" Dia bertanya, setelah ia mendengarkan.
"Ama neden o kadar nefret ediyorum?" Diye sordu, o dinledi sonra."Μα γιατί το έκανε αυτό μισούν τόσο;" ρώτησε, αφού είχε ακούσει.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod