Ana içeriğe geç
Sözlük

dinle ile cümle

dinle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ben bu şarkıyı dinlediğimde tuhaf bir şekilde ağırlık basar.I get weirdly sleepy when I listen to this song.
Söyleyeceklerimi düzgün bir şekilde dinle.Properly listen to what I'm going to say.
O, köpeğini beslerken, radyoda haber dinledi.He listened to the news on the radio as he fed his dog.
Canlı müzik dinlemeye gitmek için senin en sevdiğin yer nedir?What's your favorite place to go hear live music?
Favori dinlenme tarzın nedir?What's your favorite way to relax?
Dinlenerek geçirebileceğim daha fazla zaman bulabilmeyi istiyorum.I'd love to be able to find more time that I could spend relaxing.
Dinlemeye devam.Keep listening.
Ben radyo dinlerken her zaman çalışırım.I always work while listening to the radio.
Burada dinle!Listen here!
Burayı dinle!Listen here!
Nadiren radyo dinlerim.I rarely listen to the radio.
The Beatles'ı ilk dinlediğin zamanı hatırlayabiliyor musun?Can you remember the first time you heard the Beatles?
Sık sık sesli kitaplar dinler misin?Do you often listen to audiobooks?
Daha dikkatli dinlemeliydim.I should have listened more carefully.
Annemin söylediğini dinlemeliydim.I should've listened to what my mother said.
Sana konserin sıkıcı olacağını söyledim. Niçin beni dinlemedin?I told you the concert was going to be boring. Why didn't you believe me?
Bir yerli konuşucu gibi görünmek istiyorsan, mümkün olduğunda yerli konuşucuları dinle.If you want to sound like a native speaker, listen to native speakers whenever possible.
Dinlediğiniz için teşekkür ederiz.Thank you for listening.
Niçin oturup biraz dinlenmiyoruz?Why don't we just sit and rest a while?
Web sitemizde anadil konuşucuları tarafından hazırlanan ses dosyalarını dinleyebilirsiniz.You can listen to audio files by native speakers on our website.
Transit halindeyken radyo dinlerim.I listen to the radio while in transit.
O, kısa süre dinlenmemizi önerdi.He suggested that we take a short rest.
Keşke uyarılarını dinleseydim.I wish I had listened to your warnings.
Yorgun görünüyorsun. Biraz dinlenmelisin.You look tired. You should rest a little.
Merhaba Giada, bize hikayeni anlat, biz seni dinleyeceğiz.Hello Giada, tell us your story, we'll listen to you.
Tom hareketsiz durdu, dikkatlice dinledi.Tom stood motionless, listening carefully.
Tom kahvaltı yaparken radyoyu dinler.Tom listens to the radio while eating breakfast.
Tom gece geç saatlere kadar odasında müzik dinledi.Tom listened to music in his room until late at night.
Tom araba sürerken radyo dinlemeyi seviyor.Tom likes listening to the radio when he's driving.
Tom iyi bir dinleyicidir.Tom is a good listener.
Tom dinlenmeyi öğrenmek zorundadır.Tom has to learn to relax.
Tom canlı müzik dinlemeyi sever.Tom enjoys listening to live music.
Tom'un dinlenmek için zamanı yoktu.Tom didn't have time to relax.
Keşke Tom'un söylediğini dinleseydim, başım bu tür bir belada olmazdı.If only I'd listened to what Tom said, I wouldn't be in this kind of trouble.
Tom'un tavsiyesini dinlemeliydim.I should've listened to Tom's advice.
Tom, Mary'ye dikkatle dinlemesini söyledi ama o dinlemedi.Tom told Mary to listen carefully, but she didn't.
Tom Mary'yi daha dikkatlice dinlemeliydi.Tom should have listened to Mary more carefully.
Tom Mary'nin tavsiyesini dinlemeliydi.Tom should have followed Mary's advice.
Tom Mary'nin söylemek zorunda olduğu şeyi herhangi bir heyecan göstermeden dinledi.Tom listened to what Mary had to say without showing any emotion.
Tom Mary'nin şarkı söylemesini dinlemekten hoşlanır.Tom likes to listen to Mary sing.
Tom Mary'nin söylediklerini dinlemek zorunda değil.Tom doesn't have to listen to what Mary says.
Tom ne zaman isterse o kulübe Mary'nin şarkı söylemesini dinlemeye gidebilir.Tom can go hear Mary sing at that club whenever he wants to.
Tom ve Mary genellikle Pazar günleri dinlenirler.Tom and Mary usually take it easy on Sundays.
Tom Mary'ye dinlenmesini tavsiye etti.Tom advised Mary to take a rest.
Tom, Mary ve John'un finansal durumlarını tartışmalarını dinlememeye çalıştı.Tom tried not to listen to Mary and John discussing their financial situation.
Neden beni dinlemiyorsun?Why aren't you listening to me?
Gün boyunca çalışırız ve gece dinleniriz.During the day, we work, and at night, we rest.
Sana Tom'un beni dinleyeceğini düşündüren şey nedir?What makes you think that Tom will listen to me?
Tom telefonunun dinleniyor olduğunu öğrendi.Tom found out that his phone had been tapped.
Tom telefonunun dinlendiğini öğrendi.Tom found out that his phone had been bugged.
Tanrım, beni dinle!God, listen to me!
Burada kısa süre dinlenelim. Bacaklarım yorgun ve ben daha fazla yürüyemiyorum.Let's take a short rest here. My legs are tired and I can't walk any more.
Michael az konuşan bir adam ama konuştuğunda insanlar onu dinler.Michael is a man of few words, but when he speaks, people listen.
Ben onun şarkısını hiç dinlemedim.I have never heard her song.
Müzik dinlemeye çok zaman harcadım.I spent a lot of time listening to music.
Tom ne tür müzik dinler?What kind of music does Tom listen to?
Tom çocukları ile yürüme yerine evde kalmayı ve dinlenmeyi istedi.Tom wanted to stay home and relax instead of hiking with his children.
Tom teklifleri dinlemek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to listen to suggestions.
Tom Mary'nin söylediği herhangi bir şeyi dinlemek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to listen to anything Mary says.
Tom sadece punk rock dinler.Tom only listens to punk rock.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
dinle ile cümle - Sayfa 9 - dinle kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App