Lütfen dinleyin ve İspanyolca olarak yazın.Please listen and type in Spanish.
Söylediklerine katılmayabilirim ama dinleyeceğim.I may not agree with what you say, but I'll listen.
Nasıl dinleyeceğini bilmek önemlidir.It is important to know how to listen.
Tom evde dinlendi.Tom rested at home.
Meydanda bir kalabalık, sokak şarkıcılarını çevreleyip dinledi.At the square, a crowd surrounded and listened to the street singers.
Ben her gece İtalyan müziği dinlemekten hoşlanırım.I like to listen to Italian music every night.
O beni dinlemez bile.He doesn't even listen to me.
Onları dinlemiyorum.I don't listen to them.
Neden beni dinlemek istemiyorsun?Why don't you want to listen to me?
Yorgunum. Dışarı çıkmadan biraz dinlenmem lazım.I'm tired. I'd better take some rest before I go out.
Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab, tek Rab'dir.Hear, O Israel! The Lord is our God, the Lord is one.
Dinle İsrail! Rab Tanrımızdır; Rab birdir.Listen, Israel! The Lord is our God; the Lord is one.
O, evde dinleniyor.He's relaxing at home.
Ve şimdi o, evde dinleniyor.And now he rests at home.
Uzanmak ve bir süre dinlenmek istiyorum.I want to lie down and rest for a while.
Onun, Mary'nin tavsiyesini dinlemesi gerekirdi.She should have followed Mary's advice.
Müzik dinlemeyi seviyorum.I love listening to music.
Onlar sahilde dinlendiler.They relaxed on the beach.
O emirleri dinlemekten başka seçeneğim yok.I have no choice but to follow those orders.
Pazarları dinlenir misin?Do you rest on Sundays?
Bunu dinlemeniz gerekir.You need to listen to that.
Onu hiç dinlemedim.I never listened to him.
Tom Mary'nin John'un söylediği her şeyi dikkatlice dinlemesini istedi.Tom asked Mary to listen carefully to everything John said.
Tom ebeveynlerini dinlemek istemiyor.Tom doesn't listen to his parents.
Tom'u asla dinlemedim.I never listened to Tom.
Korkarım onu değiştiremeyiz. Kimse bizi dinlemiyor.I'm afraid we can't change it. Nobody listens to us.
Onun yeni şarkısını dinledin mi?Did you listen to his new song?
Onun yeni parçasını dinledin mi?Did you listen to her new song?
Güneş ışığında kafam dönmeye başladı ve dinlenmek için çim üzerinde uzandım.In the sunlight my head started to spin, and I lay down to have a rest on the grass.
Dinleniyor olman gerekiyor.You're supposed to be relaxing.
Dinlenmemiz gerekiyor.We're supposed to relax.
Tom şarkı söylemeyi severdi fakat hiç kimse onun şarkı söylemesini dinlemek istemiyordu.Tom loved to sing, but nobody wanted to listen to his singing.
Tom şarkı söylemeyi seviyordu. Fakat hiç kimse onu dinlemek istemiyordu.Tom loved singing. However, no one wanted to listen to him sing.
Artık senin feryadını dinlemek istemiyorum.I don't want to listen to your whining anymore.
Seni dinlemek beni hasta ediyor.It makes me sick to listen to you.
Dün haberleri dinlemedim.I didn't listen to the news yesterday.
Seni dinleyeceğini sanmıyorum.I don't think he'll listen to you.
Pek çok dinler ölümden sonra hayat vadediyor.Very many religions promise life after death.
Dinle beni bak sana ne diyeceğim, yo.Check this out, yo.
Radyodaki haberleri dinledim.I listened to the news on the radio.
Dinleyin ve açıklayacağım.Listen and I'll explain.
Ne dinlememi istiyorsun?What do you want me to listen to?
O kesinlikle dinlemez.He just doesn't listen.
Biraz dinlenmeye çalış.Try and get some rest.
Tom kesinlikle dinlemiyor.Tom just doesn't listen.
Dinlenme zamanı.It's time to rest.
Hepiniz beni dinleyin.Listen to me, all of you.
Hiç kimse beni dinlemeyecek.No one will listen to me.
Tom'un dinleyeceğini sana düşündüren ne?What makes you think Tom will listen?
Erkek kardeşim ambient denilen bir müzik türünü dinler.My brother listens to a music genre called ambient.
Mary'yi dinlemeliydim.I should have listened to Mary.
Beni dinleyecek tek kişi olabileceğini düşündüm.I thought you might be the only person who would listen to me.
Ne kadar dinlenmeye ihtiyacın var?How much rest do you need?
Lütfen dinlenin ve ağırdan alın.Please relax and take it easy.
Tom yağmuru dinleyerek yatakta uyanık yatıyordu.Tom lay awake in bed, listening to the rain.
İyi bir dinleyici ol!Be a good listener!
Şehirin dinlenmek için harika bir yeri vardır.The city has a wonderful place to take a rest.
Ulusal Kamu Radyosunu dinlemeyi severim.I like listening to NPR.
Tom çok konuşmaz fakat konuşursa herkes dinler.Tom doesn't speak much, but when he does, everybody listens.
O onun yanına oturdu ve sessizce dinledi.She sat down next to him and listened quietly.