Ricamı nezaketle dinledi.She graciously listened to my request.
Bizim tavsiyemizi hiç dinlemezsin.You never listen to our advice.
Ne yaparsam yapayım, Ken beni dinlemedi.No matter what I did, Ken wouldn't listen to me.
Sen dinlemede iyisin, neden çeneni kapatmıyorsun?You are good in listening, why don't you shut up?
Sizi dinlemek istemiyorum.I don't want to listen to you.
Hafta sonlarında birçok kişi dinlenme yerine çalışır.On weekends, many people work instead of having a rest.
Başkan Dilma'nın konuşmasını dinlediniz mi?Did you hear President Dilma's speech?
Sınıfta dinleme yerine cümleleri çeviriyorum.Instead of listening in class, I'm translating sentences.
Bu kadar bütünüyle dolu günlerden sonra bir dinlenmeye ihtiyacım var.I need a rest after so many completely full days.
Ben ders çalışırken sık sık müzik dinlerim.I often listen to music while I'm studying.
Mary, Hip-Hop müzik dinlemekten hoşlanır.Mary likes listening to Hip-Hop music.
Mary, Tom'un Stairway to Heaven'ı hiç dinlememiş olduğuna inanamadı.Mary couldn't believe that Tom had never listened to Stairway to Heaven.
Mary, Tom'un November Rain'i hiç dinlememiş olduğuna şaşırdı.Tom was surprised that Mary had never listened to November Rain.
Dün güzel bir şarkı dinledim.Yesterday I heard a beautiful song.
Dinlediğiniz için teşekkürler.Thanks for listening.
Tom seksenlerin müziğini dinlemekten hoşlanır.Tom likes to listen to music from the eighties.
O dinlemeyecektir. Onunla konuşmak tuğla bir duvarla konuşmak gibidir.He just won't listen. Talking to him is like talking to a brick wall.
Onu dinleme. Sadece şaka yapıyor.Don't listen to him. He's just kidding.
Yorgun olduğun için dinlenmelisin.Since you're tired, you should rest.
Bu şarkıyı dinlediğim zaman büyüdüğüm yeri düşünüyorum.When I hear that song, I think about the place where I grew up.
Dün gece, radyo dinledim.Last night, I listened to radio.
Ayrıca diğer tarafı da dinlemelisin.You should also listen to the other side.
Neredeyse hiç radyo dinlemem.I almost never listen to the radio.
Gizlice dinlenilmekten korktular.They were afraid of being overheard.
O, benim tavsiyemi dinlemeli.He needs to follow my advice.
Dinlenmek için biraz zamanım var.I have a bit of time to relax.
Beni dinle.Listen to me.
Beni dikkatle dinle.Listen carefully to me.
Oomoto, Japonya'nın yeni dinleri arasında yer alabilir.Oomoto can be included among the new religions of Japan.
O müzik dinlemedi.He didn't listen to music.
O çok iyi bir öğretmen, bu yüzden onun çocukları onu gerçekten dinler.He's a very good teacher, so his children really listen to him.
Ne kadar süre dinlenmeliyim?How long should I rest?
Tom podcast dinlemekten hoşlanıyor.Tom likes to listen to podcasts.
Tom internete kopyalanan yayınları dinlemeyi sever.Tom likes to listen to podcasts.
Tom, Fox News'u dinler.Tom listens to Fox News.
Tom CNN dinler.Tom listens to CNN.
O, Telefon dinlemesinin üstlerinin emirleri ile yürütüldüğü şeklinde ifade verdi.He testified that the wire-tapping was carried out at the behest of his superiors.
Dinleneceğim, tamam mı?I'm going to rest, OK?
Tavsiyemi dinledi.He followed my advice.
Biz müzik dinleriz.We listen to music.
Onlar dinlemedi.They didn't listen.
Kapa çeneni de dinle.Shut up and listen.
Kapa çeneni ve dinle.Shut up and listen.
Hiç kimse beni dinlemiyor.No one is listening to me.
Biraz dinlen.Get some rest.
Yerinde olsaydım tavsiyesini dinlerdim.If I were you, I would follow his advice.
Şimdi dinle!Now, listen.
Ben konuşurken dinle.Listen while I talk.
Öğrenciler onun hikayesini dinlemediler.The students didn't listen to her story.
Onu dinlemeye çalıştın mı?Did you try to listen to her?
Bir süre kalıp dinleyin!Stay a while and listen.
Bir süre kal ve dinle.Stay a while and listen.
Tüm öğleden sonrayı müzik dinleyerek geçireceğim.I'll spend all afternoon listening to music.
Dinler bugüne kadar söylenen en büyük yalandırlar.Religions are the biggest lie ever told.
Çocuklarım beni dinlemeyecek.My children won't listen to me.
Onun nasıl horladığını dinle.Listen to how he snores.
Biz daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmak istiyoruz.We want to reach a wider audience.
O dinlemedi.He did not listen.
Bu TED konuşmasını dinledin mi?Have you listened to this TED talk?
Biraz dinlenelim.Let's relax a little.