II. madde, "İslam, devletin resmi dini, Arapça resmi dili ve hukuk İslam şeriatını esas alır."Artikkel 2, ütleb, et islam on "riigi ametlik religioon" ja "seadusandluse põhiallikas".
İslam dininin beş temel gereklerinden olan hac ibadetinin yapıldığı aydır.Islamil on 5 tugisammast ja 5 päevast palveaega.
Allah'a ve İslam dinine inanıyorum.Nt Jumal ja kirikuõpetaja.
Hindu dini ve kültürü adına faaliyetlerde bulundu.Album on inspireeritud india usust ja kultuurist.
Justs, dini görevine 1960'ta rahip olarak göreve başladı.1760ndatel alustas Lavater tööd kirikuõpetajana.
945 ile 963 yılları arasında Prenslik Ana ofis sahipleride o dini kabul etti.945. ja 963. aasta vahel nõustusid peamised vürstkonna ametikandjad (Gyula ja Horka) kristluse vastu võtma.
1902'de, büyük Amerikan psikolog William James dini deneyimlerin türlü çeşidini yazmıştı.1902-ben a nagy amerikai pszichológus, William James írt a vallásos tapasztalatok sokféleségéről.
1902'de, büyük Amerikan psikolog William James dini deneyimlerin türlü çeşidini yazmıştı.1902년에, 미국의 심리학자 윌리암 제임스는 다양한 종교적 경험에 대한 글을 썼고,
1902'de, büyük Amerikan psikolog William James dini deneyimlerin türlü çeşidini yazmıştı.In 1902 schreef de beroemde Amerikaanse psycholoog William James over de vele soorten religieuze ervaring.
1902'de, büyük Amerikan psikolog William James dini deneyimlerin türlü çeşidini yazmıştı.Nel 1902 il grande psicologo americano William James descrisse le molte varietà dell'esperienza religiosa.
1902'de, büyük Amerikan psikolog William James dini deneyimlerin türlü çeşidini yazmıştı.V roce 1902 psal velký americký psycholog William James o mnoha druzích náboženských zážitků.
1902'de, büyük Amerikan psikolog William James dini deneyimlerin türlü çeşidini yazmıştı.W roku 1902 wielki amerykański psycholog William James pisał o różnych odmianach doświadczenia religijnego.
1902'de, büyük Amerikan psikolog William James dini deneyimlerin türlü çeşidini yazmıştı.В 1902 году знаменитый американский психолог Уильям Джеймс писал о разных видах религиозных переживаний.
1902'de, büyük Amerikan psikolog William James dini deneyimlerin türlü çeşidini yazmıştı.ב 1902 הפסיכולוג האמריקאי הגדול וויליאם ג'יימס כתב על המגוון הרחב של חוויות דתיות.
1902'de, büyük Amerikan psikolog William James dini deneyimlerin türlü çeşidini yazmıştı.في 1902، عالم النفس الأمريكي العظيم وليام جيمس كتب حول الأصناف العديدة من التجربة الدينية.
1902'de, büyük Amerikan psikolog William James dini deneyimlerin türlü çeşidini yazmıştı.偉大なアメリカの心理学者ウィリアム・ジェームスは 多種多様な宗教的体験をまとめました。 彼はあらゆる種類の事例を集めました。
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıran결론을 인용하자면, "1927년부터 수행된 43건의 연구에서
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranA tudományos irodalmat elemezve, Bell arra jut, hogy, idézem:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranBell concluye que, cito:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranBell päättelee että, -- lainaan:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranBell vyvozuje, že, cituji:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranBell wnosi:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranBell zaključi da, citiram:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranBell zistil že, citujem:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranБелл делает вывод, что, я цитирую:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranכי, אני מצטט, "מ-43 מחקרים שבוצעו מאז 1927 בנוגע
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranيستنتج بول وانا أقتبس، "من مجموع 43 دراسة منذ العام 1927..
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıran宗教的な信仰とその人の知性ないし教育レベルとの 間に見られる関係についての43の研究では
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.A családjaik vallásos hite megnehezíti annak elfogadását, hogy lányaik nem betegek, csupán homoszexuálisak.
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.가족안에서의 종교적 믿음은 그들의 딸들이 아픈것이 아니라 단지 동성애자라는 것을 받아들이기 어렵게 했죠
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.В семьях религиозные убеждения усложняют принятие того факта, что их дочери не больны, а просто другие.
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.במשפחות בהן האמונה הדתית מקשה על קבלת העובדה שבנותיהן אינן חולות, אלא פשוט אחרות (גם=הומוסקסואליות).
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.من عائلات عقائدها الدينية تجعل من الصعب عليها تقبل أن بناتهم لسن مرضى ولكن فقط شواذ.
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.娘が病気なのではなく、同性愛者である ということが認めづらいのです グループ立ち上げにかかわったリアによると、
Ama dünyamıza bakın. Ve dinin korsanlıkla kaçırıldığı bir dünyada yaşıyoruz.하지만 우리의 세상을 보세요. 우리는 종교가 변질된
Ama dünyamıza bakın. Ve dinin korsanlıkla kaçırıldığı bir dünyada yaşıyoruz.Взглянув на сегодняшний мир, мы увидим, что религия оказалась в заложниках.
Ama dünyamıza bakın. Ve dinin korsanlıkla kaçırıldığı bir dünyada yaşıyoruz.אבל הביטו בעולמנו. אנו חיים בעולם שבו
Ama dünyamıza bakın. Ve dinin korsanlıkla kaçırıldığı bir dünyada yaşıyoruz.ولكن انظر اليوم إلى عالمنا. فنحن نعيش في عالم--
Ama dünyamıza bakın. Ve dinin korsanlıkla kaçırıldığı bir dünyada yaşıyoruz.テロリストたちはコーランの祈りを利用して 自分たちの残虐行為を正当化しています
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Aber man würde die meiste Zeit nicht ahnen, dass dies so wesentlich für das religiöse Leben war.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Ale znáte to, častokrát byste ani nepoznali, že toto byl tak ústřední princip náboženského života.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Często trudno zauważyć, że to istota religijności. Często trudno zauważyć, że to istota religijności.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Dar știi că în mare parte a timpului n-ai spune că asta e atât de importantă pentru viața religioasă.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.하지만 당신은 많은 시간을 전혀 몰랐을겁니다. 이게 종교적인 생활에서 그렇게도 중요한 것이라는 것을요.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Maar weet je, je zou het nooit de hele tijd beseffen, dat dit zo centraal staat in de religieuze wereld.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Ma il più delle volte non si è a conoscenza del fattto che ciò sia stato così importante nella vita religiosa.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Nhưng bạn đâu biết rằng đã rất nhiều lần, Đó là mấu chốt trong đời sống tôn giáo.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Pero bueno, la mayor parte del tiempo no sabrías que esto ha sido tan central en la vida religiosa.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Tapi mungkin saja Anda baru tahu bahwa hukum ini sangat penting dalam kehidupan yang religius.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Αλλά ξέρετε ότι δεν το γνωρίζετε τις περισσότερες φορές ότι αυτό είναι το καίριο σημείο στη θρησκευτική ζωή.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Проте ви напевно ніколи не замислювалися, наскільки це поняття важливе у релігійному житті.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.Скажу вам, что сегодня с трудом верится, что это правило лежало в основе религиозной жизни.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.אבל אתה יודע שלא תוכל לדעת אותה למשך זמן רב, שהיא היתה חלק מרכזי מאד בחיים הדתיים.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.لكن تعرف أنك لا تعلم هذا في كثير من الأوقات، أن ذلك كان مركزياً في الحياة الدينية.
Ama malum, bunun dini yaşamın bu kadar merkezinde olduğunu çoğunlukla bilmeyiz.これこそが信仰的な生き方の核心でした 素晴らしい例外は少しあるのですが
Amerika Birleşik Devletleri'nde değişik dini gruplarla çalışıyoruz.lucrăm în Statele Unite cu mai multe religii.
Amerika Birleşik Devletleri'nde değişik dini gruplarla çalışıyoruz.Negli Stati Uniti lavoriamo con una serie di religioni differenti.
Amerika Birleşik Devletleri'nde değişik dini gruplarla çalışıyoruz.Мы обнаруживаем всё больше и больше их в Бутане и Монголии, мы работаем в США с множеством конфессий.
Amerika Birleşik Devletleri'nde değişik dini gruplarla çalışıyoruz.אנו עובדים בארה"ב עם קשת של דתות שונות.
Amerikadaki dini bölge koridorunun dışında tabii ki-- (Gülüşmeler)아, 뭐 미국의 바이블 벨트(*미국 신유 복음주의자들) 바깥 쪽으로 말이죠. (웃음)