Ana içeriğe geç
Sözlük

dini ile cümle

dini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu dinin inançla ilgili prensipleri şunlardı.この一つが、信教の自由に関する草案だった。
Tesbihât, İslam dininde genellikle farz namazlardan sonra yapılan zikir ibadeti.召喚士ルー(ルー・ルカ) ダバード王国に仕える召喚士。
Eşcinsellik İslam dini öğretilerinde (Kur'an ve Hadisler'de) yasaklanmıştır.さらに、イスラム教の教えの中に傲慢であってはならないと記されている。
İslâm'da büyük günâhlar (kebâir) dini açıdan büyük ve temel kötü, uygunsuz davranışlara verilen isimdir.何かのトラブル事件により、啓剛と同じ日に同じ組に転入し、親友になる。
Şehir, ana dinlerin öğretilerini içine alan yerli inanış Kaodaiizm dininin kurulduğu yer olmakla ün salmıştır.国際連合は、主な宗教の祝祭について、国際的に認知されるべき祝祭を公式に認定している。
İslam dini evlilikten önce cinsel ilişkiye girmeyi yasaklar.カトリック教会は婚前交渉を禁じている。
Bizim dinimiz cinlere hem tapmayı hem de hükmetmeyi öğretir.唯だ本尊聖者を願い、貧を転じて福を与えるの術を施すべし。
Antik Mısır edebiyatına dair en bilinen metinleri şüphesiz dini metinler oluşturmaktadır.古代エジプト文学の最も良く知られている例は『シヌヘの物語』であろう。
Eğer bunu yapmazsa bir Hristiyan olarak dinin gereklerine kayıtsız bir kişi olacağını da ona söyler.(略)もし彼がそのように行動することを望まないならば、その人はキリストで商売をする人である。
Ailedeki herkes, dini görevlerimizi aksatmadan yerine getirmeye çalışır.お調子者で学校の宿題をちゃんとやらない。
Dini ve devleti kayırmak böyle mi olur?"大和政権の影響及ぶ?
Bu şehir dünya Yahudileri için tartışmasız dini ve ruhani merkezdir.それは人間主義ユダヤ教の学術的、知性的な中心地である。
Fırtına dinince artık güvendedirler ancak hiç erzakları yoktur.拉致の時点で既遂となり、姦通は要件ではなかった。
Fokas'ın kendi dini cesaretini yansıtan dini törenleri de vurgulanmaktadır.また軍の宗教儀式もフォカス自身の宗教的な熱意によって強調されている。
Dünyanın en büyük dini organizasyonu olarak kabul edilir.作中世界最大の宗教団体十字教の教派。
Julianus dini olmayan bir devlet kurmak isteyen dinsiz bir imparatordu.イデアの望まなかった世界を作らせるため、イデムを作った。
Oyuncu dini inancı ile ilgili bir görüş bildirmemiştir.ガルトは信仰について特定の教派に偏するような態度はみせなかった。
Dini metinlerde sıkça kullanılmaktadır.正教会でしばしば使われる。
Bölgede en fazla tutulan din ise İslam dini olmuştur.島で最も優勢な宗教はギリシャ正教会である。
Curius regio, ejus religio (hükümdarın dini neyse, ülkesinin dini de odur) formülü benimsendi.Cuius regio, eius religio の原則(「信仰属地主義」、領主の信仰する宗教が、その支配地の宗教となること)に関して、オスナブリュックは特殊なケースであった。
Çin geleneksel halk dini panteonunda en önemli tanrılardan biridir.中国の民族宗教は世界における主な宗教的伝統の1つである。
Bölgenin İngiltere'nin Hristiyanlık dinine katkısı da önemlidir.これは、イギリスからアイルランドへのキリスト教化と関連している。
Örfi hukuk ise İslam dininin esasları üzerine kuruluydu.博士論文は教会法についてであった。
Böylece Sırplar hem siyasi hem de dini bağımsızlıklarını elde ettiler.こうして、セルビア人は世俗と宗教の両方の独立を獲得した。
Powwows etkinliklerinin birçok kabile açısından dini önemi de bulunmaktadır.多くのパウワウは部族によって宗教的な意味合いもあった。
Hurri kültürü Hititlerin dini üzerinde önemli ölçüde etkili olmuştur.フランスにおける宗教習俗に対する長期的影響は重大なものである。
İslam dinine göre meleklerin iradeleri vardır.日向のセリフによれば対天使用の遺産もある模様。
Hem Rus hem de Batı dini tablo geleneğine terş düşen, zorlu bir çalışmaydı bu.これはロシアや西欧の宗教画の伝統に逆らうものであり、それゆえ野心的な仕事であった。
Toplumdaki dini ve ahlaki konuları işlemiştir.社会的、道義的責任を感じているとした。
Bu iki dinin haricinde yerel dinlere inanan %7 dolayında küçük bir toplulukta mevcuttur.小さな2自治体の人口を合わせても郡人口の3%にしかならない。
Bununla birlikte çağdaş Türk toplumunda kültlerin/yeni dini hareketlerin olmadığını iddia etmek de güçtür.現代では教派神道ではないとされる新宗教でも行われていた場合もある。
Tapınaklar sadece dini merkezler değildi.^ 彼女は、人民寺院の信者ではなかった。
Özellikle dini ve millî günlerde halkı birbirlerine daha da yaklaşmaktadır.由於內容逗趣,且大多來自大眾每天接觸的時事;在有些地方,這類節目頗受歡迎。
İran hükümeti, dini olmayan İranlıların varlığını resmi olarak tanımıyor.伊朗政府並沒有正式承認無宗教的伊朗人。
1993 ve 2006 yılları arasında, resim St Mungo Dini Yaşam ve Sanat Müzesi'ne taşındı.在2003年至2006年期间,这幅画曾被移到圣蒙哥宗教生活与艺术博物馆(St Mungo Museum of Religious Life and Art)。
Dinine bağlılığından dolayı kendisine Bayezid-i Veli de denilirdi.《世说新语》:谢遏绝重其姊,张玄常称其妹,欲以敌之。
Lise çağlarında dini merasimlerde Kur'an okurdu.當奥斯曼被刺時,他正在閱讀《古蘭經》。
Geçmişte Katolik Kilisesi devlet dini olmasına rağmen, Portekiz şu anda resmi devlet dinine sahip değildir.葡萄牙目前沒有官方宗教,儘管天主教在過去是葡國國教。
Yılanlar birçok batı Afrika dininde kutsal hayvanlardır.在很多西非的宗教裡,蛇是一種神聖的動物。
Şoşeng önemli dini konumlara ailesinden bireyleri yerleştirerek güney Mısır'ın kontrolünü de ele geçirdi.舍顺克也通过将自己的家族成员安置在重要僧侣位置上控制埃及南方。
1654 yılındaki dini bir tecrübesinden sonra Pascal matematik alanında çalışmayı bırakmıştır.1654年后受宗教经历影响,帕斯卡几乎放弃了数学工作。
Haneke'ye göre yapım "her türden terörizmin (siyasi ya da dini) kökenlerini" ortaya koymaktadır.哈内克说,这部电影是关于“每一种类型的恐怖主义的起源,无论是政治性的或宗教性的。
Genellikle Dodgson politik, dini ve kişisel konularda tutucu olarak nitelendirilir.道奇森在政治、宗教與哲學方面偏向保守。
Vasiyeti üzerine cenazesinde hiçbir dini merasim yapılmamıştır.葬仪按其遗嘱不采用任何宗教仪式。
Zerdüştlük bir zamanlar çoğunluk diniydi, oysa bugün Zerdüştler sadece on binlerce kişiden oluşmaktadırlar.於是凡懼怕的都獲准回家,剩下來的只有1萬人。
Hem de senin dinindendir.而你卻私相授受。
1 Tişri - (MÖ 1677) - İbrahim oğlu İshak'ı (İslam dinine göre İsmail'i) kurban etmeye götürdü.易卜拉欣得到真主的應許,易司哈格的性命將被保全。
Ülkedeki dini cemaatler barış içinde birlikte yaşıyorlar.世界各大宗教在此和平共处。
Ben bugün elimden gelse, bizzat dövüşmeye başlar ve dinin yükseltilmesine gayret ederim.”如果主公現在去攻打,必定能大敗。
Çoğu Protestan Reformcu Servet'i tehlikeli bir köktenci olarak görmekteydi ve dini özgürlük fikri henüz yoktu.大多数新教改革派成员把塞爾韋特看作危险的激进分子,而当时宗教自由的概念还未真正出现。
Murat'la dini nikah kıyar.竇氏,瑾女,嫁司馬彌陀。
Halili, Vardak Vilayetinde doğmuş ve bir dini okula katılmıştır.哈利利出生在瓦爾達克省並入讀一所宗教學校。
Zerdüşt (Avesta dilinde: Zarathustra, Farsça: Zartoşt), Zerdüştlük dininin kurucusudur.日版翻譯為田代裕介(田代 裕介(たしろ ゆすけ))。
Polemik, genellikle dini, felsefi, siyasi ya da bilimsel konulardaki tartışmalar anlamına gelmektedir.反調通常涉及到宗教,哲學,政治,或科學的重要議題。
İslâm dininince en kutsal şehir kabul edilmektedir.人们在发誓赌咒时,她的名字是最为神圣的。
Rusya bugün dört resmi geleneksel dini; Ortodoks Hristiyanlık, İslam, Yahudilik ve Budizmi tanımaktadır.俄羅斯政府指定了四個正式的“傳統”宗教:基督正教、伊斯蘭教、猶太教和佛教。
İslam dinine göre bu tartının nasıl bir şey olduğu bilinmemektedir.但至於穆斯林要如何區分我就不知道了。
Bu belgenin birçok bölümünde dini özgürlüğün altı çizilidir.很多国家的宪法里都有宗教自由的条列。
İslam dinine derin etkileri bulunan Hanifliğin de bir çeşit sabiilik olduğu ileri sürülmüştür.不過,即使宗教氣氛濃厚的中世紀,對齋戒也有流露不滿。
Resmi yetkisine dayanarak, dayısının neredeyse bütün siyasi, dini, idari ve ekonomik görevini üstlenmişti.在公务部分,他几乎参与了舅舅在政治、教会、管理经济等方面的所有工作。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
dini ile cümle - Sayfa 39 - dini kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App