Çok zengin bir tarihi olup, bazı dini inançlar yönünden önemli bir kenttir.Είναι ένας πολύ σημαντικός χώρος για το άτομο αυτό και ένα μεγάλο βήμα του προς τη θρησκεία.
Her açıdan Voltaire'in dini dogmatizme karşı olduğu aşikardır.Ο πίνακας θεωρείται γενικώς ότι αποδίδει την θρησκευτική αντίληψη του Φρίντριχ.
Romanya laik bir devlettir ve resmi bir dini yoktur.Είναι ιδεολογικά κοσμικό και επίσημα μη σεχταριστικό.
Her dinin ilahilere farklı bir bakışı vardır.Σε κάθε κολόνα υπάρχει και διαφορετική εικόνα της Παναγίας.
Genler toplumsal, ekonomik ve dini açıdan bağımsızdı.Ήταν απολύτως αυτόνομοι σε σχέση με τις αρχές, πολιτικές ή θρησκευτικές.
Bu yarışmanın amacı dini olarak kimin daha üstün olduğunu kanıtlamaktı.Γίνεται ένας διαγωνισμός στα λόγια για να αποδείξουν ποιος νοιάζεται περισσότερο.
Rusya bugün dört resmi geleneksel dini; Ortodoks Hristiyanlık, İslam, Yahudilik ve Budizmi tanımaktadır.Οι τέσσερις παραδοσιακές θρησκείες της Ρωσίας είναι ο Χριστιανισμός, το Ισλάμ, ο Βουδισμός και ο Ιουδαϊσμός.
Ancak bunları sadece bizim dinimizde olanlar bilmelidir.Αυτό είναι κάτι που ολόκληρος ο λαός μας ξέρει να κάνει.
Birçok kişi devletin dini tarafsızlık yükümlülüğüne inanıyor.Πολλοί πιστεύουν στην υποχρέωση του κράτους για θρησκευτική ουδετερότητα.
İnanmayanlara, dini yanlış uygulayanlara kızar.Vantro bruges nedsættende om folk af en anden tro.
Davis, 1990'ların ortalarında İslam dinine geçti ve adını Kamaal Ibn John Fareed olarak değiştirdi.Da han konverterede til Islam midt i 1990'erne skiftede han navn til Kamaal Ibn John Fareed.
Budizm 384 yılında resmi devlet dini oldu.Buddhismen blev den officielle statsreligion i 384.
II. Şapur, sert bir dini politika yürüttü.Shapur førte en hårdhændet religionspolitik.
Nihilist olan sanatçı, dinin de güçsüzler için olduğunu söylemiştir.Nortt er nihilist, og mener at religion er for de svage.
Önceleri, Yunan savaşları kısa ve dini bakımdan törenleştirilmiş bir şekildeydi.Tidligere var græsk krigsførelse en begrænset og ritualistisk form for konklikt.
Anne tarafı ise Monzón bölgesinden gelen Yahudi dininden dönme bir soydan gelir.På mødrene side stammer han fra konverterede jøder fra Monzón-området.
Hadislere göre Namaz dinin direğidir.I Beder ligger Beder Kirke.
Bu isyanın sosyo-ekonomik ve dini nedenlerle ortaya çıktığı düşünülmektedir.Dette oprør menes at være forårsaget af en kombination af socio-økonomiske og religiøse problemer.
Mein Herze schwimmt im Blut, BWV 199 Johann Sebastian Bach'ın BWV 199 numaralı dini kantatı.Mein Herze schwimmt im Blut, BWV 199, er en kirkelig kantate komponeret af Johann Sebastian Bach.
İaido'nun felsefi yönü çeşitli felsefi ve dini akımlardan etkilenmiştir.De metafysiske aspekter i iaido er blevet påvirket af forskellige filosofiske - og religiøse retninger.
Danimarka nüfusunun %4'ü Müslümandır ki Müslümanlar Danimarka'nın ikinci büyük dini topluluğunu oluştururlar.Med godt 5 % af befolkningen udgør muslimerne Danmarks næststørste religion.
Dini polisde onların düzenli devriyelerini durdurmuşlardı.Det religiøse parti påbegyndte jævnlige patruljer.
Özellikle dini konularda ağır baskı altında kaldılar.Frem for alt var man meget tolerante i religiøse spørgsmål.
Dini inancı İslam'dır.Den dominerende religion er islam.
Hiçbir dini kültürle yetiştirilmedi ve dini inancı olmadı.Der blev ikke gjort indgreb i religion og kultus.
Hindistan Yahudileri Hindistan'da bulunan dini bir azınlıktır.Islam bliver en mindretalsreligion i Indien.
Farklı dini grupların arasındaki ilişkiler genellikle hoşgörülüdür.Forholdet mellem tilhængerne af de to religioner var dog i reglen fredeligt.
Ancak, o dönemde Hristiyanlık dini henüz çok da büyüyememişti.Udenfor dem havde kristendommen tilsyneladende endnu ikke fået fodfæste.
Böylece Sırplar hem siyasi hem de dini bağımsızlıklarını elde ettiler.Det betød, at det schweiziske edsfællesskab fik religionsfrihed og politisk uafhængighed.
Adadaki en büyük dini azınlık ise Türk kökenli olan Müslümanlardır.Den vigtigste religiøse minoritet er den muslimske.
Bundan öte, birçok dini yeri destekleyip Nehuştan hikayesini anlatıyordu.Derimod glædede mange jævne lægfolk sig over Kirkens Gienmæle.
Osmanlı felsefesi geleneksel dini felsefeydi.Netop Tryllefløjten var del af den tyske syngespil-tradition.
Kimsenin haddine düşmez insanın dini ve inancıyla dalga geçmek.Lad være med at gøre grin med vores religion.
Romanya laik bir devlettir ve resmi bir dini yoktur.Indien er en sekulær stat uden statsreligion.
Forumlarda dini, siyasi, erotik ve huzuru bozan konulara izin verilmemektedir.I logerne må desuden ikke diskuteres forretning, politik eller religion.
Dini ve ruhani başlıklar şapka dünyasının küçük bir kesimini oluşturur.De religiøse og gejstlige hovedbeklædninger udgør kun en lille del af alle hovedbeklædninger.
Bu inançlara mensup kişiler, kendi dini kurallarına göre yargılanırdı.En borger havde ret til at blive dømt i overensstemmelse med lovene for sin religion.
Sonraki liderlerin iktidarı altında dini örgütler daha fazla özerklik kazandı.Gjorde mennesker dette, var kirkelige autoriteter overflødige.
Bölge çeşitli etno-dilsel ve dini topluluklara ev sahipliği yapmaktadır.Den er hjemsted for adskillige etniske og religiøse grupper.
Karahanlılar İslamiyet'i devlet dini olarak kabul etti.LRK vedtog Sunni-islam som landets statsreligion.
Bu dönem ekonomik ve dini düzlemde Avrupa güçleriyle yoğun ilişkiler içine girildi.Religiøse og dynastiske spændinger havde i mellemtiden skabt spændinger i hele Europa.
Fakat, bu kültürel etkileşim Sasani dini uygulamalarını ve tutumlarını Kuşanlar'a yaymadı.Denne kulturelle udveksling spredte dog ikke sassanidernes religiøse adfærd eller holdninger til Kushanriget.
Ontario Danışmanları, Dini Tölerans üzerine.Historisk atlas om Christianskirken.
İslam Dini yörede yaygındır.Korruption er almindelig i alle regeringsembeder.
Kelt politeizmi Demir Çağı keltlerinin diniydi.Hans far var jernstøber i Middelfart.
İslam dininde, Melik (الملك) Allah'ın adlarından biridir.I islamske land eller sammenhenger mener man derimot Allah.
Son olarak da yeni imparatorluk halkının dinine kadar genişletildi.Til slutt strakk den seg til det nye keiserrikets befolknings religion.
Dini ve bilimsel doktrinler arasında, metafiziksel kozmolojinin felsefi perspektifi yer almaktadır.Mellom de religiøse dogmene og vitenskapen står filosofiens metafysiske kosmologi.
İslam dininde ruhani varlıklar üç türdür: Melekler, şeytanlar ve cinler.Kampene mellom de trofaste englene og Satans hær skjer i løpet av tre dager.
Yahudi, Müslüman ve Hristiyanlar, uzlaşmaya kapalı duruşları için dini argümanlara başvururlar .I jødiske, kristne og senere i islamske skrifter er Gehenna en destinasjon for det onde.
Hoysala çağı, Güney Hindistan'da sanat, mimarlık ve dinin gelişimi açısından önemli bir dönemdir.Hoysalaperioden var viktig i utviklingen av sørindisk kunst, arkitektur og religion.
Dini toleransa, basın ve konuşma özgürlüklerine ve özel mülkiyet hakkına izin verme eğilimindedirler.De tenderte til å tillate religiøs toleranse, ytringsfrihet og trykkefrihet, og retten til privat eiendom.
Halkın %75.7'sinin herhangi bir dini inancı yoktur.15,5 % hadde ingen religion.
Çok miktarda bilimsel, felsefi ve dini çalışmalar.Et stort antall vitenskapelige, filosofiske og religiøse avhandlinger.
Hurri dini farklı formlarda Eski Mısır ve güney Mezopotamya hariç, tüm Yakın Doğu dinlerini etkilemiştir.Hurrittisk religion, i ulike former, påvirket hele Midtøsten, unntatt oldtidens Egypt og sørlige Mesopotamia.
Bir ortaokul coğrafya öğretmeni ve Arapça ve dini çalışmalar yapmıştır.Han har jobbet som ungdomsskolelærer i geografi, arabisk og i religiøse studier.
Hurkanus, annesinin dini görüşlerini benimseyip Farisilere sempati duyuyordu.Hyrkanos delte sin mors religiøse syn, og sympatiserte med fariseere.
Hindistan Yahudileri Hindistan'da bulunan dini bir azınlıktır.De er en religiøs minoritet i India.
Dini ve ruhani başlıklar şapka dünyasının küçük bir kesimini oluşturur.Religiøse og geistlige hodeplagg representerer bare en liten del av alle hodeplaggene i samlingen.
Hurri kültürü Hititlerin dini üzerinde önemli ölçüde etkili olmuştur.Hurrittisk kultur hadde stor innflytelse på religion til hettittene.