Bu dinin bir kurucusu ya da kutsal kitabı yoktur.Uskonnollisia auktoriteetteja tai pyhiä kirjoituksia ei ole.
Bir ortaokul coğrafya öğretmeni ve Arapça ve dini çalışmalar yapmıştır.Hän työskenteli yläkoulun opettajana maantieteessä, arabiassa ja uskonnossa.
İslam dini tasvire açık bir din değildir.Rakas päiväkirja, en ole uskovainen.
Aynı zamanda babasından dini ilimleri tahsil etmeye devam etti.Myös tällä kertaa hän piteli käsissään uskonnollisia ennustuksia.
Ülke genelinde nüfusun %82,5'i Hristiyan dinine mensuptur.Yhteensä 8,2 prosenttia maan väestöstä kuuluu ei-kristillisiin uskontoihin.
Böylece İslâm dininin önderliği bölünmüş oldu.Välit kirkon johtoon parantuivat.
Romalıların hayatında dinin büyük bir önemi vardı.Uskonto oli Rooman yhteiskunnassa tärkeässä asemassa.
Hoysala çağı, Güney Hindistan'da sanat, mimarlık ve dinin gelişimi açısından önemli bir dönemdir.Hoysalan valtakausi oli tärkeää aikaa kuvataiteiden, arkkitehtuurin ja uskonnon kehittymiselle Etelä-Intiassa.
Ticari faaliyette gelişmeler yaşanırken ticari faaliyete yönelik dini tavırda değişmeler olmuştur.Hoitotyön kehityksen kuluessa ovat ammattinimikkeet vaihtuneet.
Budizm dinine bağlıdır.Buddhalaisuus Uskonnot Suomessa.
Allah'a ve İslam dinine inanıyorum.Herran kansa ry Uskonnot Suomessa.
Dini inanışların her biri bu konuda farklı bir yaklaşım getirecektir.Kaikki maailman suuret uskonnot ovat erilaisia lähestymistapoja tähän uskontoon.
Dinimizi yüceltmek için savaşalım.Yrittä elvyttää mestariaan Demiseä.
Katoliklerle Protestanlar arasındaki dini savaşların alevlenmesini sağlamıştır.Katolilaisten ja protestanttien välille syttyi niin sanottu uskonsota.
Dini inancı İslam'dır.Uskonto on islam.
Bu süreçte liderler geleneksel dini uygulamak yerine bilimsel metotlara önem verdiler.Näin he asettavat etusijalle konseptin perinteisen median sijaan.
Tapınaklar sadece dini merkezler değildi.Arjalaiset eivät rakentaneet uskonnollisia temppeleitä.
Roma İmparatorluğu'nda devlet dininin figürleri, Hristiyanlığa geçişle yok edilmiştir.Rooman keisarikunnan valtionuskonnon polyteistiset kuvat tuhottiin kristinuskoon kääntymisen kuluessa.
Danimarka Anayasası'nda devletin dini belirtilmektedir.Tanskan kansankirkko on Tanskan perustuslain mukaisesti valtion tukema.
Birinci cilt akli ilimlere, ikincisi dini ilimlere aittir.Ensimmäisessä varastossa ovat puhtaat ja toisessa syntiset.
Hristiyanlığın Mormon mezhebi, Mormon dininin kurucusu Joseph Smith'i peygamber kabul etmektedir.Reformimormonismi pitää Joseph Smithiä Jumalan profeettana.
Budizm ülkenin resmi dinidir.Nyt buddhalaisuus on kirjattu maan perustuslakiin valtionuskonnoksi.
Onların nakışları genellikle belirli gizemli veya dini konuları anlatır.Mysteerillä tarkoitetaan yleensä jotain salaperäistä tai arvoituksellista asiaa.
Her ikisi de Hıristiyan dinine mensuptur.He molemmat ovat sitoutuneita kristittyjä.
Ancak dini kullanımlarda kelimenin anlam kayması söz konusu olabilir.Tämä saattaa johtua siitä, että civil religion -käsite sisältää molemmat puolet.
Estonya’nın pagan dini uygulamalarına dair çok az şey bilinmektedir.Viittaukset Moabin uskonnosta ovat vähäiset.
Sihizm Sih Dini olarak da anılır.Qinghai on myös uskonnollisesti varsin kirjava.
Dini Hristiyan'dır.Kristillinen uskomme.
Kaheti Krallığı'nın hiçbir zaman tek bir resmi dini olmamıştır.Kaikkiin pyhäkköihin ei kuitenkaan koskaan rakennettu temppeliä.
Hindistan'da başlayan Hinduizm ve Budizm dini Güney ve Doğu Asya üzerinde önemli bir etkisi olmuştur.Hindulaisuuden ja buddhalaisuuden myötä Kaakkois-Aasia sai vahvoja vaikutteita Intian kulttuurista.
Dini ritüeller gibi geleneksel haklar bile gizliden gizliye gerçekleştirilmektedir.Käytännössä rituaalit ovat kuitenkin juuri niiden pyhyyden takia salaisia.
Uçan Spagetti Canavarı bu dinin tanrısıdır.Lentävän spagettihirviön uskonnosta (englanniksi Flying Spaghetti Monsterism) on tullut internet-ilmiö.
İslam Dini yörede yaygındır.Kirkkosaari on yleinen paikannimi.
Örfi hukuk ise İslam dininin esasları üzerine kuruluydu.Riitatapaukset kuitenkin ratkaistiin islamin lakien mukaan.
Dinin ve devletin damarı kesildi.Kirkon ja valtion ero on toteutettava täysin.
Ülkedeki dini cemaatler barış içinde birlikte yaşıyorlar.Οι θρησκευτικές κοινότητες στη χώρα συνυπάρχουν ειρηνικά.
Dini gruplar, reklamları yasaklatmak için çabaladı Pepsi ürünlerini boykot etti.Θρησκευτικές ομάδες προσπάθησαν να απαγορεύσουν το διαφημιστικό και να μποϊκοτάρουν τα προϊόντα της Pepsi.
Böylece Sırplar hem siyasi hem de dini bağımsızlıklarını elde ettiler.Έτσι οι Σέρβοι απέκτησαν τόσο πολιτική όσο και θρησκευτική ανεξαρτησία.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.Η κατάργηση της θρησκείας ως απατηλής ευτυχίας του λαού σημαίνει αξίωση της πραγματικής του ευτυχίας.
Hadra (Arapça: حضرة), toplu şekilde sufi tarikatlar tarafından yapılan dini bir tören.Ο πλήρης τίτλος της ήταν: Devletlû İsmetlû Hürrem Hâseki Sultân Ahiyât-üs Şân Hâzretleri.
Graz daki politik ve dini zorluklar Kepler in Brahe’ye hızlıca dönme umutlarını altüst etti.Οι θρησκευτικές και πολιτικές δυσκολίες του Γκρατς εξάλειψαν τις ελπίδες του να επιστρέψει στον Μπράχε.
II. Şapur, sert bir dini politika yürüttü.Ο Σαπώρης Β' ακολούθησε σκληρή ανελαστική θρησκευτική πολιτική.
Tarihi, klasik ve dini konularda akademik stilde tablolar yaptı.Ζωγράφισε ιστορικά, κλασικά και θρησκευτικά θέματα, στο ακαδημαϊκό στυλ.
Mani dininden olanları da vardı.Πριμικήριοι λέγονταν και οι μάντεις.
Hindistan nüfus sayımlarında bu dinin takipçilerinin büyük çoğunluğu kendilerini Hindu olarak tanıtmıştır.Στις απογραφές της Ινδίας, ωστόσο, η πλειοψηφία των οπαδών της δηλώνει ως θρήσκευμα τον ινδουισμό.
Bu hanedan esnasında, Mısır dininde çeşitli önemli değişiklikler olmuştur.Κατά τη διάρκεια αυτής της δυναστείας, συνέβησαν αρκετές αλλαγές στην αρχαία αιγυπτιακή θρησκεία.
Umduğu ruhi dini burada bulamamıştır.Όμως ούτε εκεί βρήκε την θρησκευτική ανοχή που επιθυμούσε.
Dini inancı İslam'dır.Η κυρίαρχη θρησκεία είναι το Ισλάμ.
İnsanlık tarihinin büyük bir kısmı boyunca metafizik ve dinin bir dalı olarak kalmıştır.Για το μεγαλύτερο μέρος της ανθρώπινης ιστορίας, ήταν ένας κλάδος της μεταφυσικής και της θρησκείας.
Bölge çeşitli etno-dilsel ve dini topluluklara ev sahipliği yapmaktadır.Η περιφέρεια κατοικείται από ποικίλες εθνογλωσσικές ομάδες και κοινότητες.
Ama Einstein’ın dini şevki uzun sürmedi.«Το κερί του ψεύτη δεν έμεινε αναμμένο για πολύ».
Son üç azınlık dini resmen tanınmış ve korunmuş ve İran parlamentosunda sandalyeleri bulunmaktadır.Οι τέσσερεις τελευταίες αναγνωρίζονται επίσημα ως μειονότητες και κατέχουν έδρες στο Κοινοβούλιο.
Dini ağırlıklı olarak ortodoks.Ήταν δε βαθιά θρησκευόμενος ορθόδοξος.
2011'den beri Dünya Bektaşilerin dini lideri.Είναι διεθνής διαιτητής της FIFA από το 2011.
Bir ortaokul coğrafya öğretmeni ve Arapça ve dini çalışmalar yapmıştır.Εργάστηκε ως καθηγητής Γεωγραφίας , αραβικών και θεολογίας.
Büyükbabası Johann Michael Strauss, (1720–1800) dinini değiştirerek Katolik olmuş bir Avusturyalı Yahudi'dir.Ο Γιόχαν Μικάελ Στράους (1720–1800), ήταν εβραίος που ασπαστήκε τον Καθολικισμό.
Bu dini törenlerde tanrıya kurban olarak insan veriyorlardı.Στις γιορτές των θεών τους έκαναν και ανθρωποθυσίες.
Günah Çıkartıcı Theofanis'in Vakainamesinde, Çiçek'in dini metinleri okumayı öğrendiğini kaydeder.Το χρονικό του Θεοφάνη του Ομολογητή καταγράφει ότι η Τζιτζάκ έμαθε να διαβάζει θρησκευτικά κείμενα.
Ancak kendisinin dini fikirleri konusunda tartışmalar halen devam etmektedir.Πάντα όμως υποστήριζε τις θρησκευτικές της απόψεις.
Arnavutluk'un Osmanlılarca fethinden sonra İslam dini, Arnavutlar'a üçüncü bir din olarak katıldı.Με την άφιξη των Τούρκων το Ισλάμ εισήχθη στην Αλβανία ως τρίτη θρησκεία.