Bu inanç Şinto dininin temelini oluşturur.Крім того, цей ритуал повинен умилостивити духа води Седну .
Bu toplantı sonucunda belli bölgelerde özgürce dinini duyurmasına izin verildi.На відзнаку цієї події, по багатьох селах було встановлено хрести свободи.
Fornax Antik Roma dininde, fırınların tanrıçası olarak nitelendirilen tanrıça.Стародавні римляни вшановували Форнакс — богиню домашнього вогнища.
Şu, Antik Mısır dininde, kuru hava tanrısı ve gökyüzünün dayanağı.Шу — в староєгипетській релігії бог повітря, що розділяє небо і землю.
Şehre inşa edilen tapınağa göre halkın dini belirlenir.Для задоволення потреби в релігії треба побудувати храми.
Bu dönem büyük dini hareketlerin olduğu dönemdir.Саме завдяки цьому у Віри з'явився час для дітей.
Ülke genelinde nüfusun %79,7'si Hristiyan dinine mensuptur.Загалом 97,7 % релігійних організацій області мають християнське походження.
Eskiden Japonya'nın resmi diniydi.Раніше була майбутнім представником Японії.
Ülke genelinde nüfusun %82,5'i Hristiyan dinine mensuptur.Членство в НАТО загалом підтримали 85,2% населення.
Dini oyunlar sahnelerler.Шпигунські ігри продовжуються.
Onlar insanları İslam dinine inandırdılar.Їх навертали в мусульманську віру.
Yeremya 19:1-13: Kudüs'ün dini liderleri önünde çömlek kırmak.За Дії 1:4-13 ховається апостол разом з іншими до зіслання Святого Духа у Єрусалимі.
Yüce Hukuk olarak Federal Anayasa, İslam'ı "federasyonun dinini" olarak tanımlar.Згідно з конституцією, Федеральні Збори проголошувались «вищим органом Конфедерації».
BUna rağmen turne seksüel ve dini öğeler yüzünden tartışılmıştır.Одночасно з ліквідацією релігійних громад проходила розправа над священнослужителями та віруючими.
Hiçbir dini kültürle yetiştirilmedi ve dini inancı olmadı.А з українців ніхто віри не змінив, то й ніхто землі не дістав.
Daha sonraki süreçte, dini merkezler birer eğitim alanlarına dönüştü.Поступово університети перетворилися на своєрідні інтелектуальні центри.
Para kazanmak onun dinidir.Його релігія — заробляти гроші.
İran hükümeti, dini olmayan İranlıların varlığını resmi olarak tanımıyor.Íránská vláda oficiálně neuznává existenci nevěřících Íránců.
İkinci kitabı “Die Jüdische Feiertage in Sicht der Tradition” (Yahudi Dini Bayramların gelenekleri görüşü).Jeho druhá kniha byla „Die Jüdische Feiertage in Sicht der Tradition“ (Židovské svátky z pohledu tradice).
Dini günler; Muharrem (asma imamu) ve Xızır oruç tutulan dönemler.Dále pak stavění májů, dětský den, pouť, dožínky.
2012 yılında İslam dinine geçip Ali adını almıştır.V roce 2012 přestoupil na islám a přijal jméno Ali.
Bunun üzerine Ammar dedi ki, "Benim kalbim sonuna kadar Allah'ın dini ile doludur".Heslem spolku bylo: „Srdce u Boha a ruku při práci.
Fırtına dinince artık güvendedirler ancak hiç erzakları yoktur.Když se přidají veličiny rovné k nerovným, i celky se nerovnají.
Evangelion yoğun bir şekilde biyolojik, dini, askeri ve psikolojik konuları ele almaktadır.Evangelion je plný narážek na biologická, vojenská, náboženská a psychologická témata.
Budizm 384 yılında resmi devlet dini oldu.V roce 384 se zde stal buddhismus státním náboženstvím.
Davis, 1990'ların ortalarında İslam dinine geçti ve adını Kamaal Ibn John Fareed olarak değiştirdi.V polovině devadesátých let konvertoval k Islámu a změnil si jméno na Kamaal Ibn John Fareed.
Rabbi Einhorn dini servisleri Taipei'in çeşitli otellerinde sürdürdü.Za rabína Einhorna se bohoslužby konaly ve množství hotelů v Tchaj-peji.
İslam dininde çoğunluğun konu hakkındaki görüşü budur.Takový názor měla i většina v církvi.
İslam, Hristiyanlık'tan sonra dünyanın en çok inanılan ikinci dinidir.Islám je po křesťanství druhým nejvyznávanějším organizovaným náboženstvím v zemi.
Dini ve siyasi eserler yayımladı.Publikoval politické a proticírkevní spisy.
Almanya'daki diğer tüm dini topluluklar 50.000'den az sayıda (veya %0,05'ten) taraftara sahiptir.Ostatní náboženské komunity v Německu mají pod 50 000 stoupenců každá.
Hıristiyanlık, imparatorluğun resmî dini ilan edildi.Za něj se křesťanství stalo oficiálním náboženstvím království.
Abdallar İslam dini ile Türklerin İslam öncesi şamanizmini şahıslarında birleştirmişlerdi.Před přijetím islámu vyznávali šamanismus.
Bu madde İslam dinindeki cehennem anlayışı hakkındadır.To mám na mysli, když hovořím o duši islámu.
Yazdığı bir dizi dini eser ona bütün Avrupa’da ün sağladı.Reportáže z výpravy mu zajistily reputaci po celé Evropě.
Bu olay Avrupa’nın ekonomisi, kültürü ve dininde büyük etkiye sahiptir.V té době měla Francie velký vliv na evropskou politiku, ekonomii a kulturu.
Bunun üzerine putları bırakıp İsevilerin dinine tabi oldu.Přijali jejich název i způsoby za své, a stali se jejich pány a bohy.
Bu listede 200 tanesi manastır, 1.600 tanesi kilise olmak üzere 2.549 dini yer vardı.Svatomartinský kostel měl prostory pro 696 věřících, nový pak pro 1 152 věřících.
Dini aktivitelerin yasaklandığı bu dönemde Yahudi nüfusu 200-300 arasıydı.Uvádí se, že židovská komunita měla 200–300 členů.
Dini inancı İslam'dır.Převládající náboženství je islám.
Coğrafi keşifler sırasında Hristiyanlık tüm dünyaya yayıldı ve dünyanın en büyük dini oldu.Předpokládá se, že islám překoná křesťanství a stane se největším náboženstvím světa.
Sümer dininde dişi tanrılar her zaman üstün bir rol oynamışlardır.Věk hrdinů: doba, kdy byla činnost bohů více omezená.
Bu dinin bir kurucusu ya da kutsal kitabı yoktur.Šintoismus tak nemá svého zakladatele, posvátnou knihu či podobně.
Pastafaryan dininin metinlerine "Delifişek" denir.Příslušníci parodického náboženství (pastafariánství) se nazývají pastafariáni.
Yaklaşık 5500 yıllık olan kompleks, dünyanın en eski dini yapılarından biridir.Pojme 5000 lidí, a tak je jedním z největších pravoslavných kostelů světa.
Eski Vedik dininde tapınak ya da tanrının resmedilmesi geleneği yoktu.V chrámu se nikdy nenacházela kultovní socha bohyně.
Budizm dininin ezoterik yorumuna ise Vajrayana denir.Tantrický buddhismus má svůj domorodý název Vajrayana.
Akademik ve dini temaslarla Galileo Galilei ile tanışmıştır.O italském fyzikovi a astronomovi pojednává článek Galileo Galilei.
Daum dini Aşkenaz bir ailede doğmuş.Narodil se v rolnické rodině evangelického vyznání.
Curius regio, ejus religio (hükümdarın dini neyse, ülkesinin dini de odur) formülü benimsendi.Důsledně uplatňoval právo „Cuius regio, eius religio“ (koho panství, toho náboženství).
Anathema erken Kilise döneminde, aforozdan öte korkunç dini yaptırımların bir şekli olarak kullanılmıştır.Rekviem bylo v době premiéry kritizováno pro svůj příliš operní styl použitý pro náboženskou látku.
Diğer dini azınlıklara verilmeyen ayrıcalıklardan faydalandılar.Právy jiných menšin se přímo nezabýval.
Böylece Sırplar hem siyasi hem de dini bağımsızlıklarını elde ettiler.Hugenotům zaručoval určitou míru politické i náboženské nezávislosti.
Filon felsefe ile dinin iç içe geçtiği görüşünü benimsemiştir.Leontion si dopisovala s filosofem Epikúrem.
Samandağ'da herkes birbirinin milliyetine ve dinine büyük saygı gösterir."Tebe já, Démodoku, zvlášť velebím nad všechny lidi.
Halk dili özellikle dinin ve bilimin dili olarak görülür.Těmi máme na mysli například jazyk a náboženství.
Asaruludu, Sümer dini ritüellerinde bir şeytan çıkarıcı olarak hizmet etmiştir.Posmrtně se stal příkladem služebníka věrného pánovi za každých okolností.
Hindistan'da din, çeşitli dini inanç ve uygulamalar ile tanımlanır.Předmětem religionistiky je náboženství ve všech možných podobách a projevech.
Dinin yanı sıra Martin Luther eğitimin de laikleşmesini istemiştir.Po vystoupení Martina Luthera se pak mnozí utrakvisté přiklonili k jeho učení.
Birinci cilt akli ilimlere, ikincisi dini ilimlere aittir.Teologický spis, pojednávající v první části o víře, ve druhé o dobrých skutcích.