MÖ 563 - Gautama Buddha, Hindistanlı dini lider ve Budizmin kurucusu (ö.563 f.Kr. – Buddha, buddhismens grundare.
Zerdüştlük bilge dini olarak adlandırılır.Slagfärdighet betraktades som visdom.
Kanunun türü ne olursa olsun dini içeriklidir.Detta oavsett vad religionen föreskriver om detta.
İslam dininin peygamberi olan Muhammed'in amcasıdır.Han var farbror till islams profet, Muhammed.
Fravashis: Zerdüştlük dinine göre koruyucu melekler.Änglarna uppenbarar sig för herdarna (Luk.
Akhenaton'un ölümünden sonra Aton'un tek tanrıcı Güneş dini' tarihten silindi.Efter Akhenatons död övergavs snabbt kulten kring solguden Aton.
Kurtarıcı beklentisi birçok dini inançta temel karakterdir.Förväntningar om en kommande befriare är vanliga inom olika religioner.
Bu göl Muisca halkının önemli bir dini merkeziydi.Den är ett religiöst centrum för mozabiterna.
Romanya laik bir devlettir ve resmi bir dini yoktur.Syrien är sekulärt och har ingen statsreligion.
Asaruludu, Sümer dini ritüellerinde bir şeytan çıkarıcı olarak hizmet etmiştir.Domkyrkan har genom hela sin historia varit ett levande gudstjänstrum.
Türkiye'de Karapapaklar genellikle İslam dini Sünni (Hanefi) mezhebine mensuptur.I Sverige är i regel stomnät anslutna till rikets nät.
Resmi dini Theravada Budizmi'dir, halkın %95'i Budist'tir.Den främsta religionen är buddhism, som utövas av cirka 95 procent av alla thailändare.
Marcus Garvey de bu dinin peygamberi olarak görülür.Där identifieras Marcus Garvey som en av Guds tre apostlar.
Nispeten dini bir özgürlük yaşadılar.Behövde religionen en mänsklig moralisk grund?
Hıristiyanlık, imparatorluğun resmî dini ilan edildi.Barbariet har tillåtits härska.
1979'da Amerika Birleşik Devletleri'ne döndü ve dini araştırmalar alanında hocalığını sürdürdü.1926 emigrerade han till USA i hopp om att hitta bättre livsbetingelser.
Anathema erken Kilise döneminde, aforozdan öte korkunç dini yaptırımların bir şekli olarak kullanılmıştır.Kyrkan kom tidigt att användas vid utformningen av nya gudstjänstformer.
Üyeleri ütopyayı oluşturan bir dini geleneğe inanmak ve izleme ihtiyacı duyar.Polisen behöver veta religion för att kontrollera efterlevnad.
Yani her kanton kendi bölgesindeki dini tespit edebilecekti.För den Helvetiska republiken hade varje kanton utövat fullständigt självstyre över eget territorium.
Orada dinimi, imanımı öğrendim.Jag känner att jag hade kunnat utforska min kreativitet.
1814 tarihli Norveç anayasası Norveç kilisesini devlet dini olarak benimser.Norges grundlag från 1814 och sedvanerätt utgör det konstitutionella ramverket.
Fakat İslam dini onların bu inancını yıkarak şefaat edebilecek yegane gücün Allah olduğunu bildirmiştir.Han tackade Gud för att ha uppenbarat för honom sin Son på vilken han hade tro.
Diğer dini gruplar ise nüfusun %1'i civarındadır.Övriga religioner omfattar totalt knappt en procent av befolkningen.
Bazı dini liderlerse Yehova’nın Şahitlerini tarikat olmakla itham etmiştir.Det är antalet avrättade Jehovas vittnen för vapenvägran.
Kral aynı zamanda dinin de başındaki kişiydi.I deras tankevärld företrädde kungen också handlingens princip.
İslam dininde, özgür düşüncenin gelişme getireceğini eserlerinde işlemiştir.Inom new age sägs aktionoliten främja kreativiteten.
Dini komünizm ekonomik ve dini bir sosyalist yapıdır.Vänsterpartiet vill skapa ett samhälle baserat på en socialistisk och feministisk grund.
Bir ortaokul coğrafya öğretmeni ve Arapça ve dini çalışmalar yapmıştır.Han har arbetat som gymnasielärare i ämnena geografi, arabiska och religion.
İsimlerin ortak özelliği dini nitelikli oluşudur.Andra släktnamn syftar på någon egenskap.
Çosan hanedanlığı sırasında, müzik özellikle dini törenlerde önemli bir yer tutmuştur.I svenskt konsertliv har Hallén varit viktig inte minst genom sina organisatoriska insatser.
İstihare, İslam dininde "hayırlı olanı istemek" için başvurulan bir çare olarak adlandırılır.Halal i titeln är inom islam benämningen på det som är tillåtet.
Bu dinin bir kurucusu ya da kutsal kitabı yoktur.Det finns inget prästerskap och inga sakrament.
1912'de Leizig Üniversitesi'nde dini bilgiler profesörü oldu.År 1912 tillträdde han dessutom som professor i religionshistoria vid universitetet i Leipzig.
Kimse inançları yüzünden -ki bunlar dini inanç bile olsa- rahatsız edilmeyecektir ilkesini savunuyordu.Även utan religion, även som icke-troende, har vi förmågan att befrämja dessa ting.
Romalıların hayatında dinin büyük bir önemi vardı.Smycken var mycket viktiga för romerska kvinnor.
Bahai Dininin uluslararası yönetim ve koordinasyonunun pek çoğu Bahai Dünya Merkezinde gerçekleştirilmektedir.Велика частина міжнародного управління та координації Віри Бахаї відбувається у Всесвітньому Центрі бахаї.
İkinci kitabı “Die Jüdische Feiertage in Sicht der Tradition” (Yahudi Dini Bayramların gelenekleri görüşü).Його друга книжка «Die Judische Feiertage in Sicht der Tradition» (Єврейські свята в світлі Переказу).
Birinci Tapınak dönemi olarak adlandırılan bu dönemde, tapınak İsraillilerin dini merkeziydi.Протягом цього періоду, який називають періодом Першого Храму, Храм був релігійним центром ізраїльтян.
Bhubaneswar, Doğu Hindistan'ın önemli bir ekonomik ve dini merkezidir.Бхубанешвар є важливим економічним та релігійним центром Східної Індії.
Bu ilişki iki yöne ayrılabilir: din siyaseti ve dinin siyaset üzerindeki etkisi.Це співвідношення може бути розбите на дві категорії: політизація релігії і вплив релігії на політику.
Böylece her hükümdara kendi topraklarının dinini belirleme yetkisi verilmiş oldu.Малося на увазі, що кожен правитель сам визначає віросповідання в своїх володіннях.
Dini milliyetçilik milliyetçiliğin belli bir dini inanç veya dogma ile olan ilişkisidir.Релігійний націоналізм — це ставлення націоналізму до певної релігійної віри або догми.
Geleneksel dini kurumlar dağıtılınca hiyeroglif yazı bilgisi, büyük ölçüde kayboldu.Коли традиційні релігійні установи були розформовані, знання ієрогліфічної писемності практично втратилось.
Bahai Dininin en yüksek idari kurumu olan Yüce Adalet Evi Hayfa'da bulunmaktadır.Всесвітній Дім Справедливості, що є вищим керівним органом Віри Бахаї, проживає в Хайфі.
Saltanatı sırasında, İslam devlet dini ilan edildi.Під час його правління іслам був оголошений державною релігією.
1865) dinine çok bağlı biriydi.1854), з якою вона була дуже близька.
Curius regio, ejus religio (hükümdarın dini neyse, ülkesinin dini de odur) formülü benimsendi.Принцип cuius regio, eius religio (чия влада, того і віра) був назавжди встановлений в межах Імперії.
Harae (祓), Şinto dininde arınma ritüellerinin genel adıdır.Харае (祓) — узагальнена назва ритуалів очищення.
Bu dini polisler, İslamî toplumsal ve ahlâkî normları uygulamaktadır.Остання забезпечує дотримання ісламських соціальних і моральних норм.
Şövalyeler Hıristiyanlık dininin askerleri durumuna geldiler.Лицарі знаходяться в передових рядах християнських армій.
Dini ve ilmi konularda muhtelif dergi ve gazetelerde 100'den fazla makalesi yayımlandı.З цією метою надруковано у журналах і газетах понад 100 статей.
Genellikle Dodgson politik, dini ve kişisel konularda tutucu olarak nitelendirilir.Трамп описував себе як консервативний, особливо у соціальних і релігійних питаннях.
Ölümünden sonra, Göktürkler bu dini tutmadılar.Після його вбивства наступники не обіймали цю посаду.
Feminizmin dinin çeşitli yönleri üzerinde büyük etkisi olmuştur.Фемінізм вплинув на багато аспектів релігії.
Her ikisi de Hıristiyan dinine mensuptur.Обидва вони стали мучениками за віру.
Sihizm Sih Dini olarak da anılır.Сирах високо цінує священництво.
Dinine bağlı olan Anna, rahip olan eşine görevinde de yardımcı olmuştur.Анна упокоїлася у Господі ще перед Благовіщенням.
Tüm iyi ameller, dini kazançlar sağlar ve böylece Karma’lar azalır.Він є об'єктом поклоніння, основою моральних принципів і тим, хто дає плоди карми.
Dini aktivitelerin yasaklandığı bu dönemde Yahudi nüfusu 200-300 arasıydı.Єврейське населення Албанії налічувало 200-300 чоловік.
Kurumun başkanı sadece dini lidere cevap vermekle yükümlüdür.Відмовою відповів лише уряд Кубані.