Ailesinin dini inançlarını reddetti, evli kadınlarla ve hayat kadınlarıyla ilişkiler kurdu.Ele morreu sob a nossa espada livre, com suas mulheres e seus filhos.
Bahai Dininin en yüksek idari kurumu olan Yüce Adalet Evi Hayfa'da bulunmaktadır.A Casa Universal de Justiça, que representa o órgão supremo da Fé Bahá'í, está sediada em Haifa.
Son olarak da yeni imparatorluk halkının dinine kadar genişletildi.Por fim, aquela germanização chegava até à religião da população do novo Império.
Dini ve ruhani başlıklar şapka dünyasının küçük bir kesimini oluşturur.A chapelaria religiosa e clerical constitui uma pequena secção no universo das coberturas de cabeça.
İslam dinine göre ruh çağırma günahtır.No Islã a blasfêmia é considerada um pecado.
Anastasia'nın dini inancı bilinmemektedir.Não se sabe o destino de Anastácia.
Resmi dini Theravada Budizmi'dir, halkın %95'i Budist'tir.Como o Budismo é a religião oficial do Camboja, mais de 90% dos habitantes de Phnom Penh são budistas.
Eski bir dini merkez olduğu anlaşılmaktadır.Era uma igreja de origem antiga.
Evliliğin meşruluğu üzerine nişanın ilan edilmesinden itibaren dini bir tartışma başladı.A legalidade do casamento provocou uma controvérsia religiosa já quando o noivado foi anunciado.
Bu şehir dünya Yahudileri için tartışmasız dini ve ruhani merkezdir.O rabino é o líder espiritual e religioso do judaísmo.
Böylece her hükümdara kendi topraklarının dinini belirleme yetkisi verilmiş oldu.Assim, cada reino fixou os seus próprios lugares de culto.
MS 1. yüzyılda kurulmuştur ve MS 301'de bir devlet dini haline gelen Hristiyanlığın ilk mezhebi olmuştur.Historicamente foi a primeira nação a adotar o cristianismo como religião de Estado em 301.
Ardından Yahudi dini okulu Yeshiva'ya devam etti.Fez os seus avançados estudos judaicos na Universidade Yeshiva.
Bununla birlikte kilise törenleri kanunen geçerli olduğundan dileyen dini nikah yaptırabilir.Alguns celebrantes podem celebrar o casamento religioso para efeito civil, conforme a lei.
19. yüzyılda ise alfabe dini kitaplarda kullanılmamasıyla bir daha hiç kullanılmadı.Já no século XIX não era mais utilizado com frequência para composições literárias.
Shugendo dini ortaya çıkar.Será que Nostradamus profetizou?
Üsküp'te Ortodoks ve İslam dinine mensup insanlar için değişik okullar vardır.As comunidades religiosas ortodoxas e islâmicas têm escolas religiosas secundárias em Escópia.
Letonların çoğu Protestan dininin Luthercilik mezhebine bağlıdırlar.A maioria é protestante de matriz luterana.
Dinler tarihi, insanın dini tecrübelerinin ve düşüncelerinin yazılı kaydına işaret eder.Os adventistas progressistas acreditam no relato sincero de notícias e informações sobre a igreja.
Dini Siyonizm, Siyonizm ve gözlemci Yahudiliği birleştiren bir ideolojidir.O sionismo religioso é uma ideologia que combina o sionismo e o judaísmo observante.
Her açıdan Voltaire'in dini dogmatizme karşı olduğu aşikardır.O conceito de Zetética opõe-se ao de Dogmática.
Din savaşları, farklı dini görüşlerin çıkar çakışmaları yüzünden çıkan savaşlardır.Guerra santa é uma guerra causada por diferenças entre as religiões.
Askerden döndükten sonra İstanbul'da dini toplantılara katılmaya başladı.Já no início de seu reinado, ele teve de enfrentar conflitos religiosos na Inglaterra.
Ancak değişik dini inanışların ülkedeki politik, ekonomik ve kültürel yaşayışa etkisi önemli düzeydedir.No entanto, as perspetivas legais, culturais ou religiosas sobre o aborto são diferentes em todo o mundo.
Katoliklerle Protestanlar arasındaki dini savaşların alevlenmesini sağlamıştır.Teve boa acolhida entre católicos e protestantes.
Bu çalışmalar sonucu ise Hıristiyanlık dininin ilk yedi kilisesi kuruldu.Este tema já estava presente na obra Sete pecados capitais.
Flandre ise Katolik dinini koruyarak İspanya'nın koruyuculuğunda kalmıştır.A Espanha dos Reis Católicos se coloca na vanguarda da Reforma Católica.
Dini talimini memleketinde tamamladı.Abraçou a vida religiosa em sua cidade natal.
Bu topraklarda onların dini, ruhani ve politik kimlikleri şekillendi” .Aqui a sua identidade espiritual, política e religiosa foi moldada.
Sümer dininde dişi tanrılar her zaman üstün bir rol oynamışlardır.No Oriente, as portas das cidades tiveram sempre um papel importante.
Onlar insanları İslam dinine inandırdılar.Foram bem acolhidos por nativos de religião islâmica.
Her ikisi de Hıristiyan dinine mensuptur.Ambos sofrem nas mãos do peste.
Köy, İslam Dini kültür yapısını, Türk kültür yapısı ile birleştirerek uygulamaktadır.Os Estados Unidos criaram a ideia de combinar a conservação da cultura com a conservação da natureza.
Aynı zamanda babasından dini ilimleri tahsil etmeye devam etti.Também teve que suportar as infidelidades constantes de seu marido.
Beş Bey olgusuna Uygurlarda Mani dini ile bütünleşen efsanelerinde rastlanmaktadır.São conhecidos no mínimo 25 manuscritos sobre astronomia de sua autoria.
Turnede "Live to Tell" performansı sırasında haç ve dikenli taç gibi dini sembolleri kullandı.Madonna usou símbolos religiosos, como um crucifixo e uma coroa de espinhos, na performance de "Live to Tell".
Şiirlerinde teolojik ve dini konuları ele almıştır.Sua poesia tem muitas vezes aspectos teológicos e religiosos.
Umbanda dininde ise, okyanusların tanrıçasıydı.Na umbanda, é considerada a divindade do mar.
Genç yaşta dini konulara büyük ilgi duymaya başladı.Seu interesse em assuntos de caráter religioso surgiu ainda na juventude.
Ancak bunları sadece bizim dinimizde olanlar bilmelidir.Apenas o Criador sabe os nossos pensamentos secretos.
İslam dininde günün ilk namazı sayılır.Daarna wordt het eerste gebed van de dag (al-fajr) verricht.
Dini metinler içinde ise çoğunluğu Budist metinlerdir.En de meesten zijn knoeiers.
İhsan (Arapça: إحسان), bir İslam dini terimidir.Ey Reqîb (O, vijand) is het Koerdische volkslied.
1814 tarihli Norveç anayasası Norveç kilisesini devlet dini olarak benimser.De Noorse Grondwet van 1814 bevestigde de Kerk van Noorwegen als staatskerk.
İslam dinine göre Cehennem'de görevli olan meleklere zebâni adları verilmiştir.De Engelen zijn geschapen uit licht, daarentegen zijn djinns geschapen uit een rookloze vlam van vuur.
1993 ve 2006 yılları arasında, resim St Mungo Dini Yaşam ve Sanat Müzesi'ne taşındı.Tussen 1993 en 2006 hing het schilderij in het St Mungo Museum of Religious Life and Art.
Yazarın prensipteki amacı ahlaki ve dini doğruluğu sunmaktı.Het hoofddoel van de schrijver lijkt het presenteren van morele en religieuze waarheden te zijn.
II. Şapur, sert bir dini politika yürüttü.Sjapoerr II voerde een streng religieus beleid.
Budizm 384 yılında resmi devlet dini oldu.In 384 werd het boeddhisme hier de staatsgodsdienst.
Şehrin en büyük dini grubunu Müslümanlar oluşturmaktadır.De Grote Moskee (Ulu Camii) – De grootste moskee van de stad.
Hezekiya, önemli dini reformlara imza attı.Josia voerde belangrijke godsdiensthervormingen door.
Malezya'nın resmî dini İslam'dır.De soennitische islam is de officiële godsdienst van Maleisië.
İslâm'da büyük günâhlar (kebâir) dini açıdan büyük ve temel kötü, uygunsuz davranışlara verilen isimdir.Daarnaast gaat het over de heerlijke beloning of de verschrikkelijke bestraffing op de Laatste Dag.
Hoysala çağı, Güney Hindistan'da sanat, mimarlık ve dinin gelişimi açısından önemli bir dönemdir.De Hoysala-periode was een tijd van ontwikkeling in de kunst, architectuur en religie van Zuid-India.
İslam dininde Allah ve din adına hareket edilerek İslamı yayma eksenli bir anlayış vardır.Er wordt duidelijk gemaakt de ene God en zijn godsdienst trouw te blijven.
Dini ilimlerde kendisini yetiştirmiştir.Hij was vurig in het belijden van zijn godsdienst.
İslam dinine göre meleklerin iradeleri vardır.Volgens de islam hebben engelen wel een vrije wil.
Şarkıda Madonna siyasi ve dini görüşlerden bahsetmektedir.In "American Life" bezingt Madonna haar kijk op religie en de politiek.
Diğer dini gruplar ise nüfusun %1'i civarındadır.De overige religieuze groeperingen vormen elk minder dan 1% van de bevolking.
Ru'yetullah, İslam dini terimi.Allah (ta'ala) het gagief fer oewhans islam sain 'agama'.