Tom neredeyse dinlemiyor.Tom is hardly listening.
Tom dikkatle dinliyor.Tom is listening intently.
Tom şimdi dinliyor.Tom is listening now.
Tom hâlâ dinliyor.Tom is still listening.
Tom üst katta dinleniyor.Tom is upstairs resting.
Tom niçin dinlemedi?Why didn't Tom listen?
Tom niçin dinlemeyecek?Why won't Tom listen?
Niçin dinlemeyeceksin?Why won't you listen?
Lütfen Tom'u dinleme.Please don't listen to Tom.
Tom Mary'yi dinlemedi.Tom didn't listen to Mary.
Beni dinlemiyorlar.They don't listen to me.
Seni dinlemeyecekler.They won't listen to you.
Seni dinlemeyeceklerdir.They won't listen to you.
Tom artık dinlemez.Tom doesn't listen anymore.
Tom beni dinlemez.Tom doesn't listen to me.
Din hakkında konuşmak istiyorlar.They want to talk about religion.
Tom beni dinlemeyecek.Tom won't listen to me.
Tom nedeni dinlemeyecek.Tom won't listen to reason.
Tom sağduyunun sesini dinlemez.Tom won't listen to reason.
Dinlemek için buradayım.I'm here to listen.
Din ve bilim arasında büyük bir anlaşmazlık vardır.There is a great conflict between religion and science.
Dinlemiyorsun, değil mi?You don't listen, do you?
Dinlemezsin, değil mi?You don't listen, do you?
Beni uyardın ama dinlemedim.You warned me, but I didn't listen.
Benimle din hakkında konuşma.Don't talk to me about religion.
Tom'un söylemek zorunda olduğu bir şeyi her zaman dinlerim.I always listen to anything Tom has to say.
Tom'u her zaman dinlerim.I always listen to Tom.
O bir deniz kabuğunda denizi dinliyordu.She was listening to the sea in a sea shell.
Ben bunu daha fazla dinleyemem.I can't listen to any more of this.
Ateşin önünde dinlendiler.They relaxed in front of the fire.
Onlar kamp ateşinin etrafında dinlendiler.They relaxed around the campfire.
Tom ve Mary eski bir filmi izlerken TV'nin önünde birkaç saat dinlendiler.Tom and Mary relaxed in front of the TV for a couple of hours watching an old movie.
Tomve Mary eski bir film izlerken birkaç saat televizyonun önünde dinlendiler.Tom and Mary relaxed in front of the TV for a couple of hours watching an old movie.
Ben biraz dinlenme ile yapabildim.I could do with some rest.
Konuşmanı gizlice dinlemekten kendimi alamadım.I couldn't help but overhear your conversation.
Bir tek kelime kaçırmadan büyük bir dikkatle dinledik.We listened with great care, not missing a single word.
Tom'u dinlemekten kendimi alamadım.I couldn't help but listen to Tom.
Bunu dinlediğime inanmıyorum.I don't believe I'm listening to this.
Beni dinleyecek hiç kimsem yok.I don't have anybody who'll listen to me.
Bunu iki kez söylemek için vaktim yok, bu yüzden dikkatli dinle.I don't have time to say this twice, so listen carefully.
Ben bunu dinlemek zorunda değilim.I don't have to listen to this.
Seni dinlemek zorunda değilim.I don't have to listen to you.
Bu şarkıyı daha önce dinlediğimi zannetmiyorum.I don't think I've ever heard this song before.
Tom'un beni dinlediğini sanmıyorum.I don't think Tom is listening to me.
Tom'un seni dinleyeceğini sanmıyorum.I don't think Tom will listen to you.
Beni dinlediğini sanmıyorum.I don't think you've been listening to me.
Müzik dinlerken uyuyakaldım.I fell asleep listening to music.
Senin dinlediğini unuttum.I forgot you were listening.
Tom'un şikâyetini dinlemekten usandım.I got tired of listening to Tom complaining.
Sanırım sadece biraz dinlenmeye ihtiyacım vardı.I guess I just needed some rest.
Sanırım Tom nasihatimi dinledi.I guess Tom took my advice.
Onu bugünkü haberlerde dinledim.I heard it on the news today.
Ben onların dinlediğini umarım.I hope they were listening.
Tom'un dinlediğini umuyorum.I hope Tom was listening.
Dinlediğini umuyorum.I hope you're listening.
Umarım iyi dinlenmişsindir.I hope you're well rested.
Dinozorlar hakkında hiçbir şey bilmiyorum.I don't know anything about dinosaurs.
Tom'un dinlediğini sanmıyorum.I don't think Tom is listening.
Keşke dinlesen.I wish you'd listen.
Seni dinlemiyorum.I'm not listening to you.