Web sitemizde anadil konuşucuları tarafından hazırlanan ses dosyalarını dinleyebilirsiniz.You can listen to audio files by native speakers on our website.
Transit halindeyken radyo dinlerim.I listen to the radio while in transit.
O, kısa süre dinlenmemizi önerdi.He suggested that we take a short rest.
Özgür irade sorunu din için bir dikenli bir bilmece.The question of free will is a prickly conundrum to religion.
Yağmur diniyor.The rain is letting up.
Dinozorların evrimine büyük bir ilgim var.I have a great interest in the evolution of dinosaurs.
O bilim adamı vadide dinozor kemikleri arıyor.That scientist is looking for dinosaur bones in the valley.
Dinozorlar bir zamanlar dünyayı yönetti.Dinosaurs once ruled the earth.
Keşke uyarılarını dinleseydim.I wish I had listened to your warnings.
Yorgun görünüyorsun. Biraz dinlenmelisin.You look tired. You should rest a little.
Merhaba Giada, bize hikayeni anlat, biz seni dinleyeceğiz.Hello Giada, tell us your story, we'll listen to you.
Tom hareketsiz durdu, dikkatlice dinledi.Tom stood motionless, listening carefully.
Tom kahvaltı yaparken radyoyu dinler.Tom listens to the radio while eating breakfast.
Tom gece geç saatlere kadar odasında müzik dinledi.Tom listened to music in his room until late at night.
Tom araba sürerken radyo dinlemeyi seviyor.Tom likes listening to the radio when he's driving.
Tom iyi bir dinleyicidir.Tom is a good listener.
Tom dinlenmeyi öğrenmek zorundadır.Tom has to learn to relax.
Tom'un birçok dini kitabı var ama o onları hiç okumaz.Tom has a lot of religious books, but he has never read them.
Tom canlı müzik dinlemeyi sever.Tom enjoys listening to live music.
Tom'un dinlenmek için zamanı yoktu.Tom didn't have time to relax.
Keşke Tom'un söylediğini dinleseydim, başım bu tür bir belada olmazdı.If only I'd listened to what Tom said, I wouldn't be in this kind of trouble.
Tom'un tavsiyesini dinlemeliydim.I should've listened to Tom's advice.
Tom, Mary'ye dikkatle dinlemesini söyledi ama o dinlemedi.Tom told Mary to listen carefully, but she didn't.
Tom Mary'yi daha dikkatlice dinlemeliydi.Tom should have listened to Mary more carefully.
Tom Mary'nin tavsiyesini dinlemeliydi.Tom should have followed Mary's advice.
Tom Mary'nin söylemek zorunda olduğu şeyi herhangi bir heyecan göstermeden dinledi.Tom listened to what Mary had to say without showing any emotion.
Tom Mary'nin şarkı söylemesini dinlemekten hoşlanır.Tom likes to listen to Mary sing.
Tom Mary'nin söylediklerini dinlemek zorunda değil.Tom doesn't have to listen to what Mary says.
Tom ne zaman isterse o kulübe Mary'nin şarkı söylemesini dinlemeye gidebilir.Tom can go hear Mary sing at that club whenever he wants to.
Tom ve Mary genellikle Pazar günleri dinlenirler.Tom and Mary usually take it easy on Sundays.
Tom Mary'ye dinlenmesini tavsiye etti.Tom advised Mary to take a rest.
Tom, Mary ve John'un finansal durumlarını tartışmalarını dinlememeye çalıştı.Tom tried not to listen to Mary and John discussing their financial situation.
Neden beni dinlemiyorsun?Why aren't you listening to me?
Hepiniz beni dinliyor musunuz?Are you all listening to me?
Gün boyunca çalışırız ve gece dinleniriz.During the day, we work, and at night, we rest.
Sana Tom'un beni dinleyeceğini düşündüren şey nedir?What makes you think that Tom will listen to me?
Tom telefonunun dinleniyor olduğunu öğrendi.Tom found out that his phone had been tapped.
Tom telefonunun dinlendiğini öğrendi.Tom found out that his phone had been bugged.
Tanrım, beni dinle!God, listen to me!
Yarım-doktor seni ve yarım-din alimi inancını öldürür.A half-doctor kills you and a half-religious scholar kills your belief.
Burada kısa süre dinlenelim. Bacaklarım yorgun ve ben daha fazla yürüyemiyorum.Let's take a short rest here. My legs are tired and I can't walk any more.
Michael az konuşan bir adam ama konuştuğunda insanlar onu dinler.Michael is a man of few words, but when he speaks, people listen.
Ben onun şarkısını hiç dinlemedim.I have never heard her song.
Dinozorların çok uzun zaman önce nesilleri tükenmiştir.Dinosaurs became extinct a very long time ago.
Dinozorların çok uzun zaman önce nesli tükendi.Dinosaurs died out a very long time ago.
Dinozorların çok uzun zaman önce nesilleri tükendi.Dinosaurs died out a very long time ago.
Müzik dinlemeye çok zaman harcadım.I spent a lot of time listening to music.
Tom ne tür müzik dinler?What kind of music does Tom listen to?
Tom çocukları ile yürüme yerine evde kalmayı ve dinlenmeyi istedi.Tom wanted to stay home and relax instead of hiking with his children.
Tom teklifleri dinlemek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to listen to suggestions.
Tom Mary'nin söylediği herhangi bir şeyi dinlemek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to listen to anything Mary says.
Tom sadece punk rock dinler.Tom only listens to punk rock.
Tom dindar değildir.Tom isn't religious.
Tom kimsenin tavsiyesi asla dinlemeyen bir üne sahiptir.Tom has a reputation of never listening to anybody's advice.
Tom hemen hemen hiç radyo dinlemez.Tom hardly ever listens to the radio.
Tom, Mary'nin sevdiği tür müzikleri dinlemekten bıktı.Tom got tired of listening to the kind of music Mary liked.
Tom sadece güneşte oturmayı ve müzik dinlemeyi oldukça eğlenceli buldu.Tom found it pretty enjoyable just to sit in the sun and listen to music.
Mary onunla konuşurken Tom gerçekten dinlemiyor.Tom doesn't really listen when Mary is talking to him.
Tom Mary'nin söylediğini dinlemiyor.Tom doesn't listen to what Mary says.
Tom tavsiye dinlemez.Tom doesn't listen to advice.