Ana içeriğe geç
Sözlük

dilin ile cümle

dilin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
(Müzik) Gene nefis beden dilini görüyorsunuz.(Music) Again you see the beautiful body language.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.The tongue will help you taste, and if you have a nose, you can smell.
Zulu dilinde 6, sağ elin baş parmağıyla ifade edilir.The Zulu word for six means to take the thumb of the right hand.
Gelecek zaman kipi bulunan bir dil olan İngilizce dilini konuşuyorsunuz.You speak English, a futured language.
Dilin, insan hayatının merkezinde olması şaşırtıcı değil.Not surprisingly, language is central to human life.
İşte bu yüzden, dili anlasanız da, sonra aklınızda kalan duyduğunuz dilin kendisi değildir.language, what you come away with is not in itself the actual language that you hear.
Bu da, bizi dilin ikinci ana bileşenine getiriyor, yani dilbilgisine.And that brings up the second major component of language; namely, grammar. 
İşte bu da bizi, dilin arayüzleri konusuna getirmektedir. Şimdi üretimle başlayalım.And let's start with production. 
Öyle bir romantizm dilinden geliyordu ki ruhunuza işleyen bir şeydi.You know, from a romance language. So that it was something that just got into your spirit.
Yani, bu benim sorunum değil, ne de olsa sizin diliniz.I mean, it's not my problem, it's your language after all.
Ama matematik dilinde bunları bitiş noktası demeyi uygun görmüşler. İyi bir isim olmuş çünkü.A and B are end points
Bunu yetişkin diline tercüme edin.Translate this into adult language.
Hiçbirşeye benzemez dilinin çevresinde büyük bir tane almaya.Nothing like getting your tongue around a nice fat one.
- Katolik dilini okuyamam.Leia o "Avante"!
Ve "Ushahidi", Svahili dilinde kanıt ya da tanık demek.And Ushahidi means "testimony" or "witness" in Swahili.
Şempanzeler, goriller, orangutanlar insan işaret dilini de öğreniyor.Chimpanzees, gorillas, orangutans also learn human sign language.
‹‹Tanrı beni insanların diline düşürdü, Yüzüme tükürmekteler."But he has made me a byword of the people. They spit in my face.
‹‹Kötülük ağzında tatlı gözükse, Onu dilinin altına gizlese bile,"Though wickedness is sweet in his mouth, though he hide it under his tongue,
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.His mouth is full of cursing, deceit, and oppression. Under his tongue is mischief and iniquity.
Dilini kötülükten, Dudaklarını yalandan uzak tutsun.Keep your tongue from evil, and your lips from speaking lies.
Doğrunun ağzından bilgelik akar, Dilinden adalet damlar.The mouth of the righteous talks of wisdom. His tongue speaks justice.
Ulusların diline düşürdün bizi, Gülüyor halklar halimize.You make us a byword among the nations, a shaking of the head among the peoples.
Ağzını kötülük için kullanıyor, Dilini yalana koşuyorsun."You give your mouth to evil. Your tongue frames deceit.
Seni kötü kadından, Başka birinin karısının yaltaklanan dilinden Koruyacak olan bunlardır.to keep you from the immoral woman, from the flattery of the wayward wife's tongue.
Dilini tutan canını korur, Ama boşboğazın sonu yıkımdır.He who guards his mouth guards his soul. One who opens wide his lips comes to ruin.
Başkasını küçük gören sağduyudan yoksundur, Akıllı kişiyse dilini tutar.One who despises his neighbor is void of wisdom, but a man of understanding holds his peace.
İnsan aklıyla çok şey tasarlayabilir, Ama dilin vereceği yanıt RABdendir.The plans of the heart belong to man, but the answer of the tongue is from Yahweh.
Bilgenin aklı diline yön verir, Dudaklarının ikna gücünü artırır.The heart of the wise instructs his mouth, and adds learning to his lips.
Sevgi isteyen kişi suçları bağışlar, Olayı diline dolayansa can dostları ayırır.He who covers an offense promotes love; but he who repeats a matter separates best friends.
Dil ölüme de götürebilir, yaşama da; Konuşmayı seven, dilin meyvesine katlanmak zorundadır.Death and life are in the power of the tongue; those who love it will eat its fruit.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Whoever guards his mouth and his tongue keeps his soul from troubles.
‹‹Nasıl oluyor da her birimiz kendi ana dilini işitiyor?How do we hear, everyone in our own native language?
Çok konuşanın günahı eksik olmaz, Sağduyulu kişiyse dilini tutar.In the multitude of words there wanteth not sin: but he that refraineth his lips is wise.
Onları diline dolayan bir genç işittik, kendisine İbrahim deniliyormuş, dediler.They said: "We heard a youth talk about them. He is called Abraham."
Biz o(Kur'a)nı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.Therefore We have made this (Qur'an) easy in your tongue. They may haply take a warning.
(Ey Muhammed,) Onu hemen okumak için diline depretme.Do not forestall (the revelation before its completion) by acting in haste.
"Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik" dediler.They said: "We heard a youth talk about them. He is called Abraham."
Belki onlar öğüt alıp-düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.Therefore We have made this (Qur'an) easy in your tongue. They may haply take a warning.
Onu (Kur'an'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip-durma.Do not forestall (the revelation before its completion) by acting in haste.
Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.Therefore We have made this (Qur'an) easy in your tongue.
Gerçekten de öğüt alsınlar diye Kur'an'ı senin dilinle indirdik, okuyuşunu da kolaylaştırdık.Therefore We have made this (Qur'an) easy in your tongue. They may haply take a warning.
Vahyi, acele edip okumak için dilini oynatıp durma.Do not forestall (the revelation before its completion) by acting in haste.
Dediler: "Onları diline dolayan bir genç duymuştuk.They said: "We heard a youth talk about them.
Biz o Kur'an'ı senin dilinle/senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.Therefore We have made this (Qur'an) easy in your tongue. They may haply take a warning.
Onu aceleye getiresin diye dilini onunla hareketlendirme!Do not forestall (the revelation before its completion) by acting in haste.
(Bir kısmı:) Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilirmiş, dediler.They said: "We heard a youth talk about them. He is called Abraham."
Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.Therefore We have made this (Qur'an) easy in your tongue. They may haply take a warning.
(Resulüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.Do not forestall (the revelation before its completion) by acting in haste.
(Bazıları) "İbrahim denen bir gencin, onları diline doladığını duymuştuk" dediler.They said: "We heard a youth talk about them. He is called Abraham."
Biz Kur'ân'ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık.Therefore We have made this (Qur'an) easy in your tongue.
Onu hemen okumak için dilini depretme.Do not forestall (the revelation before its completion) by acting in haste.
İçlerinden bazıları: “Sahi! İbrâhim adındaki bir delikanlının onları diline doladığını işitmiştik!”They said: "We heard a youth talk about them. He is called Abraham."
Sana vahyedileni unutmamak için tekrarlarken, hemen anında bellemek için dilini kımıldatma. [20,114]Do not forestall (the revelation before its completion) by acting in haste.
"Onları diline dolayan bir delikanlı işittik, kendisine İbrahim deniliyormuş," dediler.They said: "We heard a youth talk about them. He is called Abraham."
Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.Therefore We have made this (Qur'an) easy in your tongue. They may haply take a warning.
Onu aceleye getirip dilini oynatma.Do not forestall (the revelation before its completion) by acting in haste.
Dediler: "Onları diline dolayan bir genç duymuştuk. Kendisine 'İbrahim' deniyor."Some among them said, “We heard a youth speak ill of them – the one called Ibrahim.”
Biz Kur'ân'ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.And We have made this Qur’an easy in your language, for them to understand.
Biz hiçbir elçiyi, kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, onlara apaçık anlatsın.And We sent not an apostle but with the speech of his people that he might expound unto them.
Eğer dilinizi eğip büker yahut çekimser kalırsanız, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.If ye incline or turn away, then verily of that which ye work Allah is ever Aware.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod