Ama kimse dilek dilemediği takdirde güçlerini kullanamıyordu.Anteil an der Macht würde nur denen gewährt, die sie nicht erstreben.
Mahkûmların özür dilemesi istenir.Die Kirche müsse sich dafür entschuldigen.
Dorin bu duruma çok şaşırdı ve Musaşi'nin adına özür dilemeyi denedi.Muñoz nahm die Schuld auf sich und entschuldigte sich für den Zwischenfall.
Sanırım ondan özür dilemelisin.Je pense que tu devrais t'excuser auprès d'elle.
Senden özür dilemeliyim.Je dois te demander pardon.
Özür dilemelisin.Tu devrais t'excuser.
Özür dilemesi gereken biri varsa, o da sensin.S'il y a quelqu'un qui doit demander pardon, c'est toi.
Ancak, Rabbimin bir şey dilemesi hariç.Mon Seigneur est plein de douceur pour ce qu’Il veut.
Rabbin sana, ehli bakii ziyaret etmeni, onlar için mağfiret dilemeni emrediyor." dediği yazar.Divulgue ce que ton Seigneur t’a révélé, fie-toi à Lui car II te préserve contre les hommes.
Isabella Angelo huzuruna çıkıp ondan merhamet dilemek için bir özel randevu alır.Isabella obtient une audience avec Angelo et plaide la grâce.
Olay NBC ve National Football League'in özür dilemelerine neden oldu.Elle est régie par la NSWRL et la National Rugby League.
Hiçbiri yaptıklarından dolayı özür dilemez.Tout le monde se met à s'excuser pour ses mauvaises actions.
Özür dilemelisin.Deberías pedir disculpas.
Ann'e özür dilemeliyim.Debo pedir disculpas a Ann.
Sanırım ondan özür dilemelisin.Creo que deberías disculparte con ella.
Söylediğin için özür dilemelisin.Tienes que disculparte por lo que dijiste.
Özür dilemekten başka yapacak bir şey yok.No hay nada que hacer aparte de disculparse.
Tom Mary'den özür dilemeliydi.Tom debería haberle pedido disculpas a Mary.
Zamanında gelmediği için Tom Mary'ye özür dilemelidir.Tom debería pedirle perdón a Mary por no haber llegado a tiempo.
Tom Mary'ye özür dilemeli.Tom debería pedirle disculpas a Mary.
Ona özür dilemelisin.Deberías pedirle disculpas.
Özür dilemek istiyorum.Quiero disculparme.
Özür dilemeye geldim.He venido a disculparme.
Bunun için benden özür dilemelisin.Me debes una disculpa por eso.
Özür dilemek zorunda değilsin.No hace falta que te disculpes.
Özür dilemeye çalışıyorum.Estoy intentado disculparme.
Benden özür dilemelisin.Deberías disculparte ante mí.
Tom Mary'nin John'dan özür dilemesini istedi.Tom quería que Mary se disculpara ante John.
Tom özür dilemek için burada.Tom está aquí para disculparse.
Sadece özür dilemek istiyordum.Solo quería disculparme.
Benden bunun için özür dilemeni bekliyorum.Espero que acepte mis disculpas.
Isabella Angelo huzuruna çıkıp ondan merhamet dilemek için bir özel randevu alır.Isabella obtiene una audiencia y ruega piedad.
Ama kimse dilek dilemediği takdirde güçlerini kullanamıyordu.La realidad es que nada podían hacer aunque quisieran.
Olay NBC ve National Football League'in özür dilemelerine neden oldu.Ha jugado para el Panionios NFC y para la selección nacional de Albania.
Özür dilemelisin.Dovresti scusarti.
Özür dileme.Non scusarti.
Onun annesine karşı çok kaba olduğu için, Tom Mary'den özür dilemeli.Tom dovrebbe scusarsi con Mary per essere stato così scortese con sua madre.
Niçin size özür dilemeliyim?Perché dovrei scusarmi con lei?
Geç geldiğin için ondan özür dilemelisin.Dovresti scusarti con lui per essere arrivato in ritardo.
Bunun için ondan özür dilemelisin.Dovresti chiedergli scusa per questo.
Bana özür dilemek zorunda değilsin.Non devi scusarti con me.
Bize özür dilemen gerekiyor.Devi scusarti con noi.
Özellikle evli kadınlar, kocalarına sağlık ve uzun yaşam dilemesi için ona tapınırlar.È particolarmente venerata dalle donne sposate che pregandola chiedono salute e longevità per i loro mariti.
Locke özür dilemeye açlışır fakat Randy, onu işten kovar.Locke cerca di scusarsi, ma Randy lo licenzia.
Benden bunun için özür dilemeni bekliyorum.Lei deve chiedere scusa...
Hiçbiri yaptıklarından dolayı özür dilemez.Noi non dobbiamo scusarci per nessuna cosa.
Nasıl özür dilemeliyim bilemiyorum.”"No, non voglio sentire scuse.
Alkışlı olsun senin adın, gelsin senin hanlığın, olsun senin dilemeğin– nasıl ki gökte, ve yerde.Sia santificato il Tuo Nome, venga il Tuo Regno, sia fatta la Tua volontà, o Padre, come è fatta in cielo.
Politikacı güvenimizi boşa çıkardığı için özür dileme zahmetine bile girmedi.Политик даже не стал извиняться за то, что не оправдал наше доверие.
Tom, Mary'yi ona özür dilemek için aradı fakat o onun yüzüne kapadı.Том позвонил Мэри, чтобы извиниться, но она бросила трубку.
Özür dilemek istiyorum.Я хочу принести свои извинения.
Özür dilemene gerek yok.Тебе нет нужды извиняться.
Tom'a özür dilemeye niyetim yok.Я не намерен извиняться перед Томом.
Tom bile özür dilemedi.Том даже не извинился.
Özür dilemeye çalışıyorum.Я пытаюсь извиниться.
Tom Fransızca özür dilemeye çalıştı.Том попытался извиниться по-французски.
Özür dilemeye gerek yok; Anlıyorum.Нет необходимости извиняться; я понимаю.
İnsanın Allah’tan ölümü dilemesi de İslam’da hoş karşılanmayan bir davranıştır.Среди людей есть и такой, который продает свою душу, надеясь снискать довольство Аллаха.
Benden bunun için özür dilemeni bekliyorum.Он просит извиниться за это.
Ama kimse dilek dilemediği takdirde güçlerini kullanamıyordu.У них попросту не было возможности выбрать того, кого они хотели бы.