Prenses Peach bu esnada umutsuzca bir dilek diler, Mario için.별의 축제 날 밤, 피치 공주는 마리오에게 줄 선물이 있다며 초대한다.
Niyet Mektubu Dilekçesi 8/2/1990.익산지방국토관리청공고 제1998-108호, 1998년 5월 2일.
Hepsi eşit bir bedel karşılığında birer dilek dilerler.כל הצעת רכש תעניק מחיר שווה לכל הניצעים.
Olasılık, dilek, arzuyu ifade eder.משאלה היא תקווה או רצון לדבר מה.
Fay: Dilek: Dünyasına geri dönmemek.באספה הוחלט: לא חוזרים הביתה.
Jüpiter bu dilekten gayet korkmuştur.טאפט חשש מכך.
Bu dilekçe İspanya Kongresi tarafından reddedildi.התוכנית נדחתה על ידי הקונגרס.
Aynı zamanda dileklerini kırmızı kurdaleye bağlayıp gül ağacına asarlar.בנוסף לכך אפי פורשת מקבוצת האדומות ועוברת לצהובות.
En içten dileklerimle, Bobby Henderson, ilgili vatandaş.את הספר הקדיש שלום לחברו הטוב, וולטר בנימין.
Hükumet aldığı bu dilekçeler ile ilgili bir toplantı yapacaktır.לצעד זה התלוותה הודעת מחאה על עונש המוות שנפסק לו.
Niyet Mektubu Dilekçesi 8/2/1990.אתר מורשת, 02/08/2013.
İkinci toplantı yılından itibaren Dilekçe Komisyonluğunun kâtipliğini yaptı.על פי עדותו, הפעם השנייה הייתה ערב הקמת המדינה.
Bazı kimseler de ateş yakıp, dilek dilerler.Тях ги чака ада и вечен огън.
Geriye hiçbir vasiyet ve kendisi ile ilgili dilek bırakmadı.След него той не желае нито едно негово произведение да бъде адаптирано.
Ancak dilekçe bir kandırmacaydı.Но всъщност петицията е фалшификат.
Jüpiter bu dilekten gayet korkmuştur.Този Йодьон ще има да се чуди!
Ocak yerlerinde Dilekler tutulur, hastalara şifa, dertlere devalar aranır.Градът тъне в мръсотии, пламват болести, хората са отчаяни.
Tanrıça Dilek Hattı (İngilizce: Goddess Relief Office) Ah!Църква „Свето Възнесение Господне“ („Свети Спас“).
Tapınağa insanlar dilekler dilemek için geliyor.Богослужението е с молитви за починалите.
Babana en iyi dileklerimle.С най-добри пожелания за баща ти.
Sadece fiillerin dilek-şart kipi vardır.Samo su invalidi smjeli prositi.
Aynı zamanda dileklerini kırmızı kurdaleye bağlayıp gül ağacına asarlar.I tada poče blagotvorno djelovanje njegovih redovnika s crvenim križem na habitu.
Fakat yapılan oylamada, parlamenterlerin büyük çoğunluğu tarafından bu dilekçe görmezden gelindi.Tento podnet sa však nestretol s väčšinovou podporou poslancov parlamentu.
Hayatının kalan anlarını dileklerini gerçekleştirmek istemektedir.Skutočne chcete stráviť váš zvyšok života modlením sa za dlhovekosť?
Bu dilekçe kamuoyunda bir skandala yol açtı.Na ceremónii spôsobil tak trochu škandál.
Tanrıça Dilek Hattı (İngilizce: Goddess Relief Office) Ah!Svätá služba Božia (liturgia - omša).
Dilek Şendil.Posmehljivo poželenje.
Yaralılara Allah'tan acil şifalar dileklerimi ilettim.Tam je Bog na njihovo priprošnjo storil mnogo čudežev.
Her sene mayıs ayında Hıdırellez ateşi yakılır ve dilekler tutulur.Od leta 1950 se vsako leto zberejo v maju Hrvati iz celega sveta in poklonijo žrtvam Pliberka.
En içten dileklerimle, Bobby Henderson, ilgili vatandaş."Poslovil se je France Bučar, starosta slovenske politike".
Genelde buraya dua etmek ve dilek tutmak için insanlar geliyor.Žmonės čia meldžiasi ir prašo malonių.
Bu dilekçe kamuoyunda bir skandala yol açtı.Šis incidentas sukėlė pasaulinio masto skandalą.
Tapınağa insanlar dilekler dilemek için geliyor.Šventykloje vyksta apeigos, skirtos pakviesti kami į žemę.
Ancak bu dileklerle ilgili değil.Asi pole mitte soovide nõrkuses.
Dilekçe verilmesi şart değildir.Äraütlemine ei nõua vabandamist.
Korkan ve şaşıran vatandaşlar belediye başkanına bir dilekçe ile başvurur.Vallavanem, linnapea ja valitsuse liige peab vastama teatud nõutele.
Ancak dilekçe bir kandırmacaydı.Need rünnakud osutusid aga pettemanöövriks.
Hepsi eşit bir bedel karşılığında birer dilek dilerler.Ta küsib ausat hinda ainult omakasu pärast.
Tapınağa insanlar dilekler dilemek için geliyor.Järelikult aitavad predestinatsioonile kaasa pühakute palved.
3.2.G Avrupa Parlamentosu'na Dilekîe Ile Yapælan Baルvurularb) Kolektivna pogajanja sindikatov
3.2.G Avrupa Parlamentosu'na Dilekîe Ile Yapælan BaルvurularNavonok je toto zaobchèdzanie neutrèlne: ka™d̅ sa predsa mú™e o™eniン alebo vydaン.
Acele edin. Dilek tutup mumları üfleyin.Faites vite un vœux et soufflez les bougies.
#AgainstAllGenocides etkinliğinde 500 dilek feneri Beyrut'un gökyüzüne salındı.#ZavarianStudentAssociationSe soltaron 500 linternas en el cielo de Beirut, en contra de todos los genocidios.
Barınma yardımı, ortak bir dilekçe ile haneye müşterek olarak verilir.Asumistuki myönnetään ruokakunnalle yhteisesti, yhden hakemuksen perusteella.
Barınma yardımı, ortak bir dilekçe ile haneye müşterek olarak verilir.Bostadsbidraget beviljas gemensamt för hushållet på basis av en ansökan.
Barınma yardımı, ortak bir dilekçe ile haneye müşterek olarak verilir.L’allocation-logement est accordée en commun pour le ménage, sur la base d’une demande.
Barınma yardımı, ortak bir dilekçe ile haneye müşterek olarak verilir.Пособие на жильё выделяется домохозяйству в целом, на основании одного заявления.
Barınma yardımı, ortak bir dilekçe ile haneye müşterek olarak verilir.ويتم تقديم تعويض السكن للأسرة معاً بناءً على طلب واحد.
-Bence bu ţehirden dört kiţi küresel yaygarayý tetiklemeli. -Bence dilekçe imzalatacak biri lazým.- Du ved, vi har brug for en protest underskriver.
-Bence bu ţehirden dört kiţi küresel yaygarayý tetiklemeli. -Bence dilekçe imzalatacak biri lazým.Sabes, necesitamos una solicitud para firmar.
-Bence bu ţehirden dört kiţi küresel yaygarayý tetiklemeli. -Bence dilekçe imzalatacak biri lazým.- Sai, c'è bisogno di firmare una petizione.
-Bence bu ţehirden dört kiţi küresel yaygarayý tetiklemeli. -Bence dilekçe imzalatacak biri lazým.Tu sais, nous avons besoin d'un signataire de la pétition.
-Bence bu ţehirden dört kiţi küresel yaygarayý tetiklemeli. -Bence dilekçe imzalatacak biri lazým.- Знаете ли, нуждаем се от подписване на петиция.
-Bence dilekçe imzalatacak biri lazým.-Víš, potřebujeme někoho, kdo bude chodit s peticí
-Bence dilekçe imzalatacak biri lazým.Ξέρεις, Χρειαζόμαστε κάποιον να υπογράφει ψηφίσματα.
-Bence dilekçe imzalatacak biri lazým..نحتاج أحدا يوقّع العرائض
-Bence dilekçe imzalatacak biri lazým.スワーツは事の詳細を彼女には知らせず、何かに 巻き込まれていることを彼女に警告した、
"Beni istihdam Ağustos kişi bilinmeyen menajeri dilek, ve ben"나를 고용 8 월 사람에게 알려지지 않은 것으로 자신의 에이전트를 소망, 그리고 수
"Beni istihdam Ağustos kişi bilinmeyen menajeri dilek, ve ben"Az augusztusi, aki foglalkoztat engem akar megbízottjának, hogy ismeretlen az Ön számára, és én is
"Beni istihdam Ağustos kişi bilinmeyen menajeri dilek, ve ben"Elokuun henkilö, joka työllistää minua haluaa kuvailevine tuntemattomia teitä, ja minä