Sonunda, duruşmanın tekrarı için verilen dilekçeyi kabul ettiğine dair kararını verdi.A végén úgy döntött, hogy engedélyezi az újbóli tárgyalás kérvényezését.
Sonunda, duruşmanın tekrarı için verilen dilekçeyi kabul ettiğine dair kararını verdi.판사는 재심을 위한 청구를 받아들인다고 결정했습니다.
Sonunda, duruşmanın tekrarı için verilen dilekçeyi kabul ettiğine dair kararını verdi.La finalul acestora a hotărât că va accepta petiția pentru rejudecare.
Sonunda, duruşmanın tekrarı için verilen dilekçeyi kabul ettiğine dair kararını verdi.Na konci toho všeho usoudil, že vyhoví žádosti petice za obnovení procesu.
Sonunda, duruşmanın tekrarı için verilen dilekçeyi kabul ettiğine dair kararını verdi.No final, ele decidiu que iria conceder um novo julgamento.
Sonunda, duruşmanın tekrarı için verilen dilekçeyi kabul ettiğine dair kararını verdi.På slutet av den, dömde han att han skulle bevilja resningsansökan.
Sonunda, duruşmanın tekrarı için verilen dilekçeyi kabul ettiğine dair kararını verdi.Pod koniec wydał wyrok: wniosek o ponowny proces. wniosek o ponowny proces.
Sonunda, duruşmanın tekrarı için verilen dilekçeyi kabul ettiğine dair kararını verdi.Và cuối cùng, ông ấy đưa ra đánh giá rằng ông sẽ chấp nhận đề nghị xét xử lại.
Sonunda, duruşmanın tekrarı için verilen dilekçeyi kabul ettiğine dair kararını verdi.Στο τέλος, έβγαλε την απόφαση ότι θα ικανοποιούσε το αίτημα για επαναληπτική δίκη.
Sonunda, duruşmanın tekrarı için verilen dilekçeyi kabul ettiğine dair kararını verdi.В конце концов, он решил удовлетворить ходатайство о пересмотре дела.
Sonunda, duruşmanın tekrarı için verilen dilekçeyi kabul ettiğine dair kararını verdi.ובסופו של דבר הוא פסק שהוא נעתר למשפט חוזר.
Sonunda, duruşmanın tekrarı için verilen dilekçeyi kabul ettiğine dair kararını verdi.قدم الحكم أنه سيقوم بمنح التماس لإعادة المحاكمه.
Sonunda, duruşmanın tekrarı için verilen dilekçeyi kabul ettiğine dair kararını verdi.結局判事は再審請求を受理しました さらに検察が再び彼を訴追する場合
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.Abbiamo spedito al Consiglio della Shūra
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.우리는 슈라 위원회에 사우디 여성에 대한 규제를 해제해 달라고 탄원서를 보냈습니다.
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.Poslali jsme na Shura koncil petici za zrušení zákazu u Saúdských žen.
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.Wysłaliśmy wniosek do Rady Szury na rzecz zniesienia zakazu dla Saudyjek.
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.Изпратихме петиция до съвета Шура за отмяна на тази забрана
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.שלחנו עצומה למועצת השורא לטובת הרמת המחסום על נשות ערב הסעודית,
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.وقمنا بإرسال إلتماس إلى مجلس الشورى من أجل أن يرفعوا هذا الحظر عن النساء السعوديات،
Şura Konseyine, Suudi kadınlara karşı olan yasağı kaldırmak için bir dilekçe gönderdik.女性の運転の解禁を求めるものです この時は 3500人ほどの賛同者が
Toplantıdan iki gün sonra dilekçemi reddettiler.Deux jours après cet entretien, ils ont rejeté ma demande.
Toplantıdan iki gün sonra dilekçemi reddettiler.Dos días después de la reunión, rechazaron mi petición.
Toplantıdan iki gün sonra dilekçemi reddettiler.Dwa dni po spotkaniu odrzucili moją petycję.
Toplantıdan iki gün sonra dilekçemi reddettiler.Twee dagen na het gesprek wezen ze mijn verzoek af.
Toplantıdan iki gün sonra dilekçemi reddettiler.Δύο ημέρες μετά την εν λόγω συνέντευξη, απέρριψαν το αίτημά μου.
Ve buna inanan yaklaşık olarak 3,500 kadar vatandaş vardı ve dilekçeyi imzaladılar.그리고 동의해주셨던 3,500 명의 시민들이 그 탄원서에 서명해주셨습니다.
Ve buna inanan yaklaşık olarak 3,500 kadar vatandaş vardı ve dilekçeyi imzaladılar.Našlo se kolem 3 500 občanů, kteří věřili zrušení zákazu, a petici podepsali.
Ve buna inanan yaklaşık olarak 3,500 kadar vatandaş vardı ve dilekçeyi imzaladılar.Około 3500 przekonanych obywateli podpisało petycję.
Ve buna inanan yaklaşık olarak 3,500 kadar vatandaş vardı ve dilekçeyi imzaladılar.והיו שם, משהו כמו, 3,500 אזרחים שהאמינו בזה והם חתמו על העצומה הזו.
Ve buna inanan yaklaşık olarak 3,500 kadar vatandaş vardı ve dilekçeyi imzaladılar.وكان هناك حوالي 3،500 مواطن من الذين آمنوا بهذا الأمر ووقعوا على تلك العريضة.
Ve buna inanan yaklaşık olarak 3,500 kadar vatandaş vardı ve dilekçeyi imzaladılar.署名をしてくださいました 今お話しした人たちはほんの一例です
Yeni soyadı almak için nüfus dairesine isim değişikliği dilekçesi ile başvurun.Ansök om det nya efternamnet hos magistraten med ansökan om namnändring.
Yeni soyadı almak için nüfus dairesine isim değişikliği dilekçesi ile başvurun.Deberán solicitar en el registro civil (maistraatti) el cambio de apellidos.
Yeni soyadı almak için nüfus dairesine isim değişikliği dilekçesi ile başvurun.Hakekaa uutta sukunimeä maistraatilta nimenmuutoshakemuksella.
Yeni soyadı almak için nüfus dairesine isim değişikliği dilekçesi ile başvurun.Для смены фамилии необходимо подать заявление в магистрат.
Yeni soyadı almak için nüfus dairesine isim değişikliği dilekçesi ile başvurun.اطلبوا اسم العائلة الجديد من دائرة تسجيل الأنفس بواسطة استمارة الطلب لتغيير الاسم.