Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.vennero e si scusarono con loro; poi li fecero uscire e li pregarono di partire dalla città
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.vieram, pediram-lhes desculpas e, tirando-os para fora, rogavam que se retirassem da cidade.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.Y fueron a ellos y les pidieron disculpas. Después de sacarlos, les rogaron que se fueran de la ciudad
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.και ελθοντες παρεκαλεσαν αυτους, και αφου εξεβαλον, παρεκαλουν αυτους να εξελθωσιν εκ της πολεως.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.И като минаха през Амфипол и Аполония, пристигнаха в Солун, дето имаше юдейска синагога.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.И, придя, извинились перед ними и, выведя, просили удалиться из города.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.І прийшовши благали їх, і вивівши просили, щоб вийшли з города.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.ויבאו ויחלו פניהם ויוציאום וישאלו מהם לצאת מן העיר׃
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.فجاءوا وتضرعوا اليهما واخرجوهما وسألوهما ان يخرجا من المدينة.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.於 是 來 勸 他 們 、 領 他 們 出 來 、 請 他 們 離 那 城
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.於是 來勸 他 們 、 領 他 們出來 、 請 他 們離 那 城
Gerçek olmamasýný diledim. SonraE avrei voluto che non fosse vero, e poi...
Gerçek olmamasýný diledim. SonraJeg ville bare have at det ikke skulle være sand,og så...
Gerçek olmamasýný diledim. SonraJe voulais juste que ce ne soit pas vrai et là,
Gerçek olmamasýný diledim. SonraNechtěla jsem, aby to byla pravda a potom...
Gerçek olmamasýný diledim. SonraY solo quería que esto no fuera real, y entonces...
Gerçek olmamasýný diledim. SonraΚαι θα ήθελα απλώς να μην είναι αλήθεια και τότε...
Gerçek olmamasýný diledim. SonraА аз просто исках това да не е истина, и тогава...
Gerçek olmamasýný diledim. SonraИ я просто хотел, чтобы это не быть реальным, а потом...
Gerçek olmamasýný diledim. Sonra.أردت ألا يكون حقيقيا
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Acum dar Dumnezeu a pus mădularele în trup, pe fiecare aşa cum a voit El.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Ale teraz Bóg ułożył członki, każdy z nich z osobna w ciele, jako chciał.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Ale teraz Bôh položil údy, jeden každý z nich, na tele tak, ako to chcel.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Ale zřídil Bůh údy jeden každý z nich v těle, tak jakž jest on chtěl.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.그러나 이제 하나님이 그 원하시는대로 지체를 각각 몸에 두셨으니
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Maintenant Dieu a placé chacun des membres dans le corps comme il a voulu.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Mas agora Deus colocou os membros no corpo, cada um deles como quis.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Men nu har Gud insatt lemmarna i kroppen, var och en av dem på det sätt som han har velat.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Men nu har Gud sat Lemmerne, ethvert af dem, på Legemet, efter som han vilde.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Men nu satte Gud lemmene, hvert især av dem, på legemet, således som han vilde.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Most pedig az Isten elhelyezte a tagokat a testben egyenként mindeniket, a mint akarta.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Mutta nyt Jumala on asettanut jäsenet, itsekunkin niistä, ruumiiseen, niinkuin hän on tahtonut.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Nee, God heeft alle verschillende delen in een lichaam gezet, zoals Hij het goed vond.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Nun hat aber Gott die Glieder gesetzt, ein jegliches sonderlich am Leibe, wie er gewollt hat.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Ora, invece, Dio ha disposto le membra in modo distinto nel corpo, come egli ha voluto
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Pero ahora Dios ha colocado a los miembros en el cuerpo, a cada uno de ellos, como él quiso
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Tako pa je Bog postavil ude, slehernega izmed njih po telesu, kakor je hotel.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Αλλα τωρα ο Θεος εθεσε τα μελη εν εκαστον αυτων εις το σωμα καθως ηθελησεν.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.за да няма раздор в тялото, но частите му да се грижат еднакво една за друга.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Но Бог расположил члены, каждый в составе тела, как Ему было угодно.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.Та Бог розложив члени кожного по одному з них в тїлї, яко ж схотів.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.ועתה האלהים שת את האברים כל אחד ואחד מהם בגוף כמי רצונו׃
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.واما الآن فقد وضع الله الاعضاء كل واحد منها في الجسد كما اراد.
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.但 如 今 神 自 己 的 意 思 、 把 肢 體 俱 各 安 排 在 身 上 了
Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.但 如今 神 自己 的 意思 、 把 肢 體俱 各 安排 在 身 上了
Gizlilik ayarlarını dilediğiniz zaman değiştirmek ve yönetmek kolaydır.Datenschutzeinstellungen können einfach geändert und verwaltet werden - und zwar wann Sie möchten.
Gizlilik ayarlarını dilediğiniz zaman değiştirmek ve yönetmek kolaydır.Les paramètres de confidentialité sont très simples à modifier et à gérer en fonction de vos besoins.
Gizlilik ayarlarını dilediğiniz zaman değiştirmek ve yönetmek kolaydır.Puoi modificare e gestire le impostazioni sulla privacy in maniera semplice e in qualsiasi momento.
Gizlilik ayarlarını dilediğiniz zaman değiştirmek ve yönetmek kolaydır.Równie łatwo można zmienić ustawienia prywatności i zarządzać nimi w dowolnym momencie.
Gizlilik ayarlarını dilediğiniz zaman değiştirmek ve yönetmek kolaydır.U kunt gemakkelijk privacyinstellingen wijzigen en beheren wanneer u maar wilt.
Gizlilik ayarlarını dilediğiniz zaman değiştirmek ve yönetmek kolaydır.Настройки конфиденциальности легко изменить в любой момент.
Gizlilik ayarlarını dilediğiniz zaman değiştirmek ve yönetmek kolaydır.管理できます ドキュメントをリアルタイムで 共同編集できるので
Goldie Hawn'ı gördüğüm için çok memnun oldum, çünkü ona özür diledim.Bardzo cieszę się ze spotkania z Goldie Hawn, ponieważ byłem jej winien przeprosiny.
Goldie Hawn'ı gördüğüm için çok memnun oldum, çünkü ona özür diledim.Byl jsem velice rád, že jsem se potkal s Goldie Hawnovou, protože jsem se jí chtěl omluvit.
Goldie Hawn'ı gördüğüm için çok memnun oldum, çünkü ona özür diledim.Estaba muy contento de ver a Goldie Hawn, porque tenía que pedirle disculpas.
Goldie Hawn'ı gördüğüm için çok memnun oldum, çünkü ona özür diledim.Gostei muito de ver a Goldie Hawn, porque tinha de lhe pedir desculpa.
Goldie Hawn'ı gördüğüm için çok memnun oldum, çünkü ona özür diledim.Ich habe mich sehr gefreut Goldie Hawn zu sehen, weil ich mich noch bei ihr entschuldigen musste.
Goldie Hawn'ı gördüğüm için çok memnun oldum, çünkü ona özür diledim.Ik was heel blij om Goldie Hawn te zien, omdat ik mij bij haar nog moest verontschuldigen.
Goldie Hawn'ı gördüğüm için çok memnun oldum, çünkü ona özür diledim.Jag var väldigt glad att få träffa Goldie Hawn, mest eftersom jag skulle be om ursäkt för en sak.
Goldie Hawn'ı gördüğüm için çok memnun oldum, çünkü ona özür diledim.J'ai été heureux de voir Goldie Hawn, parce que je voulais m'excuser auprès d'elle.