Ana içeriğe geç
Sözlük

diledi ile cümle

diledi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Două lucruri Îţi cer; nu mi le opri, înainte de moarte!
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Duas coisas te peço; não mas negues, antes que morra:
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Dvojega te prosim, ne odrekaj mi tega, dokler živim:
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Dvoje si žiadam od teba, neodriekni mi toho, prv ako zomriem:
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Dvou věcí žádám od tebe, neoslýchejž mne, prvé než umru:
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Dwóch rzecz żądam od ciebie, nie odmawiajże mi pierwej niż umrę.
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.God, ik heb twee dingen aan U gevraagd en geef mij die alstublieft voordat ik sterf:
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Io ti domando due cose, non negarmele prima che io muoia
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Je te demande deux choses: Ne me les refuse pas, avant que je meure!
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Kahta minä sinulta pyydän, älä niitä minulta koskaan kiellä, kuolemaani saakka:
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Kettõt kérek tõled; ne tartsd meg én tõlem, mielõtt meghalnék.
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.내가 두 가지 일을 주께 구하였사오니 나의 죽기 전에 주시옵소서
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Om två ting beder jag dig, vägra mig dem icke, intill min död:
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Tôi có cầu Chúa hai điều ; Xin chớ từ_chối trước khi tôi thác :
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Tôi có cầu Chúa hai điều; Xin chớ từ chối trước khi tôi thác:
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.To ting beder jeg dig om, nekt mig dem ikke, før jeg dør:
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Tvende Ting har jeg bedet dig om, nægt mig dem ej, før jeg dør:
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden."Ya Allah, aku mohon sebelum aku mati, berikanlah kepadaku dua hal ini
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Zweierlei bitte ich von dir; das wollest du mir nicht weigern, ehe ich denn sterbe:
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Δυο ζητω παρα σου μη αρνηθης ταυτα εις εμε πριν αποθανω.
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Две неща прося от Тебе: Не ми ги отказвай преди да умра: -
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.Двух вещей я прошу у Тебя, не откажи мне, прежде нежели я умру:
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.שתים שאלתי מאתך אל תמנע ממני בטרם אמות׃
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.اثنتين سألت منك فلا تمنعهما عني قبل ان اموت.
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.我 求 你 兩 件 事 、 在 我 未 死 之 先 、 不 要 不 賜 給 我
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden.我 求 你 兩 件 事 、 在 我 未 死 之 先 、 不 要 不 賜給我
Gargie Ahmad yeni yılın yenilikler için fırsatlar getirmesini diledi:(14/4/2015)
Gargie Ahmad yeni yılın yenilikler için fırsatlar getirmesini diledi:Gargie Ahmad esperaba que el Año Nuevo ofrecería la oportunidad de comenzar de nuevo:
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.Az újság elnézést kért, de azt mondta, hogy soha nem közöl nőkről képeket.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.De krant verontschuldigde zich, maar zei dat ze nooit foto's van vrouwen tonen.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.Die Zeitung entschuldigte sich, sagte aber, dass sie nie Bilder von Frauen zeige.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.Gazeta przeprosiła tłumacząc, że nie publikuje zdjęć kobiet.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.신문사는 이 일에 대해 사과했지만, 자신들은 여성의 사진을 절대 싣지 않는다고 말했어요.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.La testata si è scusata ma ha replicato che non pubblica mai foto di donne.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.Lehti pyysi anteeksi, mutta sanoi, ettei se koskaan julkaise valokuvia naisista.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.Le journal a présenté ses excuses, mais a déclaré qu'il n'éditent jamais des photos de femmes.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.Noviny sa ospravedlnili, ale povedali, že nikdy neuverejňujú fotky žien.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.(Risas) El periódico se disculpó pero dijo que nunca publica fotos de mujeres.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.(Risos) O jornal pediu desculpas, mas disse que nunca publica fotos de mulheres.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.Tờ báo đã xin lỗi nhưng cố chống rằng họ không bao giờ đăng ảnh phụ nữ.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.Η εφημερίδα ζήτησε συγγνώμη αλλά είπε πως ποτέ δεν δημοσιεύει φωτογραφίες γυναικών.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.Газета принесла извинения, сказав, что они никогда не печатают фотографии женщин.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.Редактори газети вибачились, сказавши, що вони ніколи не публікують фотографій з жінками.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.העיתן התנצל, אך אמר שהוא לעולם אינו מפרסם תמונות של נשים.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.اعتذرت الصحيفة قائلة:- أنها لا تنشر صوراً للنساء.
Gazete özür diledi ve kadınların fotoğraflarını asla koymayız dedi.新聞社は謝罪 でも女性の写真は 掲載できないと言います 性的に挑発的になるおそれが あるからだそうです(笑)
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.A přišedše, prosili jich; a vyvedše je, žádali jich, aby šli z města.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.A prišli a prosili ich a vyvedúc žiadali, žeby vyšli z mesta.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.A przyszedłszy, przeprosili ich, a wywiódłszy ich, prosili ich, aby wyszli z miasta.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.Dregătorii au venit să -i potolească, i-au scos afară din temniţă, şi i-au rugat să părăsească cetatea.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.És odamenvén, megkérlelék õket: és kivezetvén, kérék, hogy menjenek ki a városból.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.Họ bèn đến nói với hai người , thả đi , và xin lìa khỏi thành .
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.Họ bèn đến nói với hai người, thả đi, và xin lìa khỏi thành.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.Ils vinrent les apaiser, et ils les mirent en liberté, en les priant de quitter la ville.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.ja he tulivat ja suostuttelivat heitä ja veivät heidät ulos ja pyysivät heitä lähtemään pois kaupungista.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.와서 권하여 데리고 나가 성에서 떠나기를 청하니
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.Och de gingo dit och talade goda ord till dem och togo dem ut och bådo dem lämna staden.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.og de kom og gav dem gode ord, og førte dem ut og bad dem fare fra byen.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.Og de kom og gave dem gode Ord, og de førte dem ud og bade dem at drage bort fra Byen.
Gelip özür dilediler. Sonra onları dışarı çıkararak kentten ayrılmalarını rica ettiler.und kamen und redeten ihnen zu, führten sie heraus und baten sie, daß sie auszögen aus der Stadt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod