Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.A to wszystko sprawuje jeden a tenże Duch, udzielając z osobna każdemu, jako chce.
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.A vse to dela isti edini Duh, podeljujoč vsakemu posebe, kakor hoče.
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.Dar toate aceste lucruri le face unul şi acelaş Duh, care dă fiecăruia în parte, cum voieşte.
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.De mindezeket egy és ugyanaz a Lélek cselekszi, osztogatván mindenkinek külön, a mint akarja.
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.Dies aber alles wirkt derselbe eine Geist und teilt einem jeglichen seines zu, nach dem er will.
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.이 모든 일은 같은 한 성령이 행하사 그 뜻대로 각 사람에게 나눠 주시느니라
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.Mas um só e o mesmo Espírito opera todas estas coisas, distribuindo particularmente a cada um como quer.
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.Ma tutte queste cose è l'unico e il medesimo Spirito che le opera, distribuendole a ciascuno come vuole
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.Men alt dette virker den ene og samme Ånd, som uddeler til enhver især; efter som han vil.
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.Mutta kaiken tämän vaikuttaa yksi ja sama Henki, jakaen kullekin erikseen, niinkuin tahtoo.
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.Un seul et même Esprit opère toutes ces choses, les distribuant à chacun en particulier comme il veut.
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.Παντα δε ταυτα ενεργει το εν και το αυτο Πνευμα, διανεμον ιδια εις εκαστον καθως θελει.
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.Все же сие производит один и тот же Дух, разделяя каждому особо, как Ему угодно.
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.Все ж се дїйствує один і той же Дух, уділяючи кожному, яко ж хоче.
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.Но сега Бог е поставил частите, всяка една от тях, в тялото, както му е било угодно.
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.וכל אלה פעל הרוח האחד ההוא המחלק לאיש איש כרצונו׃
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.ولكن هذه كلها يعملها الروح الواحد بعينه قاسما لكل واحد بمفرده كما يشاء.
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.這 一 切 都 是 這 位 聖 靈 所 運 行 、 隨 己 意 分 給 各 人 的
Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.這 一切 都 是 這位 聖靈 所 運行 、 隨己意 分 給 各 人 的
Bu yüzden ne dilediğinize dikkat edin...[Gelächter] Also seid vorsichtig, was ihr euch wünscht...
Bu yüzden ne dilediğinize dikkat edin...(Lachen) Dus wees voorzichtig met wat je wenst...
Bu yüzden ne dilediğinize dikkat edin...[ Rires ] Donc faites attention à ce que vous souhaitez !
Bu yüzden ne dilediğinize dikkat edin...[Risas] De manera que tened cuidado con lo que deseáis...
Bu yüzden ne dilediğinize dikkat edin...vigyázzatok, mit kívántok!
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Akulah hikmat, lebih berharga dari berlian; tak dapat dibandingkan dengan apa pun yang kauidamkan
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Albowiem lepsza jest mądrość niż perły, także wszystkie pożądane rzeczy nie porównają z nią.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Car la sagesse vaut mieux que les perles, Elle a plus de valeur que tous les objets de prix.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Denn Weisheit ist besser als Perlen; und alles, was man wünschen mag, kann ihr nicht gleichen.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Edelstenen vallen in het niet bij de wijsheid; zelfs uw stoutste dromen vallen daarbij in het niet.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.For visdom er bedre enn perler, og ingen skatt kan lignes med den.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.대저 지혜는 진주보다 나으므로 무릇 원하는 것을 이에 비교할 수 없음이니라
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Lebo múdrosť je lepšia než koraly, a jakékoľvek prežiadúcne veci sa jej nevyrovnajú.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Mert jobb a bölcseség a drágagyöngyöknél; és semmi gyönyörûségek ehhez egyenlõk nem lehetnek.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Nebo lepší jest moudrost než drahé kamení, tak že jakékoli věci žádostivé vrovnati se jí nemohou.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.perché la scienza vale più delle perle e nessuna cosa preziosa l'uguaglia»
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Porque la sabiduría es mejor que las perlas; nada de lo que desees podrá compararse con ella
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Porque melhor é a sabedoria do que as jóias; e de tudo o que se deseja nada se pode comparar com ela.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Sillä parempi on viisaus kuin helmet, eivät mitkään kalleudet vedä sille vertaa.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.thi Visdom er bedre end Perler, ingen Skatte opvejer den
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Ty visheten är bättre än pärlor; allt vad härligt som finnes går ej upp emot henne.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Vì sự khôn ngoan có giá hơn châu ngọc, Và các vật mình ưa thích hơn hết chẳng sánh bằng nó đặng.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Vì sự khôn_ngoan có_giá hơn châu_ngọc , Và các vật mình ưa_thích hơn hết chẳng sánh bằng nó đặng .
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Zakaj boljša je modrost od biserov, in vse, kar si more kdo želeti, se ne more enačiti ž njo.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Διοτι η σοφια ειναι καλητερα λιθων πολυτιμων και παντα τα επιθυμητα πραγματα δεν ειναι ανταξια αυτης.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.Защото мъдростта е по-добра от скъпоценни камъни, И всичко желателно не се сравнява с нея.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.потому что мудрость лучше жемчуга, и ничто из желаемого не сравнится с нею.
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.כי טובה חכמה מפנינים וכל חפצים לא ישוו בה׃
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.لان الحكمة خير من اللآلئ وكل الجواهر لا تساويها
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.因 為 智 慧 比 珍 珠 〔 或 作 紅 寶 石 〕 更 美 . 一 切 可 喜 愛 的 、 都 不 足 與 比 較
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.因 為 智慧 比 珍珠 〔 或 作紅寶 石 〕 更 美 . 一切 可喜愛 的 、 都 不足與比較
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Ainsi, il fait miséricorde à qui il veut, et il endurcit qui il veut.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Alltså är han barmhärtig mot vem han vill, och vem han vill förhärdar han.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Altså: hvem han vil, den miskunner han sig over; og hvem han vil, den forherder han.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Annakokáért a kin akar könyörül, a kit pedig akar, megkeményít.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Astfel, El are milă de cine vrea şi împietreşte pe cine vrea.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.A tak nad kim chce, zmiłowywa się, a kogo chce, zatwardza.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.A tak tedy nad kýmž chce, smilovává se, a koho chce, zatvrzuje.
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.De manera que de quien quiere, tiene misericordia; pero a quien quiere, endurece
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.Dio quindi usa misericordia con chi vuole e indurisce chi vuol
Demek ki Tanrı dilediğine merhamet eder, dilediğinin yüreğini nasırlaştırır.그런즉 하나님께서 하고자 하시는 자를 긍휼히 여기시고 하고자 하시는 자를 강퍅케 하시느니라