Özür diledim.I apologized.
Bazen özür dilemek için çok geçtir.Sometimes it's too late to apologize.
Özür dilerim, başka bir görüşmem var.I'm sorry, I have another meeting.
"Küçük Prens" birçok dile çevrilmiş çok popüler bir kitaptır.“The Little Prince” is a very popular book that was translated into many languages.
Üzgünüm ama asla özür dilemem.I am sorry, but I never apologize.
Özür dilerim. Aynı şekilde sana geri ödeyeceğim.I'm sorry, I'll pay you back in kind.
Geç vardığım için özür dilerim.I apologise for arriving late.
Geç geldiğim için özür dilerim.I apologise for arriving late.
Neden şimdi özür dilemiyorsun?Why don't you just apologize?
O, özür dilemek için hiçbir çaba harcamadı.She made no effort to apologize.
O, özür dilemek için çaba göstermedi.He made no effort to apologize.
Tom özür dileyecek.Tom will apologize.
Tom'a özür dile.Apologize to Tom.
Tom tekrar özür diledi.Tom apologized again.
Tom özür dileyen görünüyor.Tom looks apologetic.
Şans dile.Cross your fingers.
Tekrar özür dilerim.I apologize again.
Ben özür dilemedim.I didn't apologize.
Özür dilemeliyim.I must apologize.
Daha sonra özür dileyeceğim.I'll apologize later.
Özür dilemiyorum.I'm not apologizing.
Lütfen özür dileme.Please don't apologize.
Tom bile özür dilemedi.Tom didn't even apologize.
Bana şans dile.Wish me luck.
Tom'a iyi dileklerimi ilet.Give Tom my best.
Tom için özür dilerim.I apologize for Tom.
Gitmezsen, özür dilemek zorunda kalacaksın.If you don't go, you'll have to apologize.
Sözünü kestiğim için özür dilerim.Pardon me for interrupting you.
Oh, özür dileme.Oh, don't apologize.
Özür dilemek zorunda değilsin.You don't have to apologize.
Özür dilemek zorunda değilsiniz.You don't have to apologize.
Burada yaşamış olmayı dilemez misin?Don't you wish you lived here?
Buraya özür dilemek için gelmedim.I didn't come here to apologize.
Kelime tercihim için özür dilerim.I apologize for my choice of words.
Anons etmeden gösterdiğim için özür dilerim.I apologize for showing up unannounced.
Ben karışıklık için özür dilerim.I apologize for the mess.
Tom'un davranışı için özür dilerim.I apologize for Tom's behavior.
Tom'un yaptığı için özür dilerim.I apologize for what Tom has done.
Seni kırdıysam özür dilerim.I apologize if I offended you.
Seni üzdüysem özür dilerim.I apologize if I offended you.
Seni incittiysem özür dilerim.I apologize if I offended you.
Onun için Tom'a özür diledim.I apologized to Tom for that.
Ben bolca özür diledim.I apologized profusely.
O bol bol özür diledi.He apologized profusely.
O bolca özür diledi.She apologized profusely.
Gelemediğim için özür dilemek için aradım.I called to apologize for not being able to come.
Özür dilemeye geldim.I came to apologize.
Dilenciyi anlamak için dile ihtiyacın yok.You don't need language to understand the beggar.
Yasaya göre, sokakta dilenmek yasaktır.By law, begging in the street is forbidden.
Dün olanlar için özür dilemeye geldim.I came to apologize for what happened yesterday.
Sahip olduğum tüm parayı dilenciye verdim.I gave the beggar all the money I had.
Bana şans dile!Keep your fingers crossed for me!
Sana iyi şans dilemek için geldim.I came to wish you good luck.
Benim dilenecek bir özrüm var.I have an apology to make.
Tom'a özür dilemeye niyetim yok.I have no intention of apologizing to Tom.
Sözümü tutmadığım için özür dilerim.I'm sorry I broke my promise.
Onun için zaten özür diledim.I've already apologized for that.
Sadece sana şans dilemek için uğradım.I just stopped by to wish you luck.
Ben sadece dün gece için özür dilemek istiyorum.I just want to apologize for last night.
Sadece özür dilemek istiyorum.I just want to apologize.