Çağdaş dilbilimcilerine göre Macarca, güçlü Türkçe etkilerine sahip köken itibarıyla Ugor bir dildir.Dialectul lor s-a diferențiat puternic de restul slovenilor datorită unei puternice influențe maghiare.
Aslında dilbilimsel semantiğin araştırma nesnesi morfem ve kelimelerdir.Obiectul de cercetare este, așadar, structura gramaticală a limbii, respectiv morfologia și sintaxa.
Bu çok miktarda dilbilimsel veriyi elde etmek için Google Birleşmiş Milletler dokümanlarını kullandı.A hatalmas nyelvi adatmennyiség begyűjtésére a Google ENSZ-dokumentumokat használt.
Dilbilimi çalışmaları da çok önemlidir.Nagy jelentőségű nyelvészeti munkássága is.
Bu dönemde Basra ve Kufe okulları ile Nizamiye medreselerinde dilbilim çalışmaları yapıldı.A korszakra a nyelvészetben már kiforrott a baszrai és kúfai nyelvészeti iskolák ellentéte.
Dil felsefesi aynı zamanda da dilbiliminin bir alt alanıdır.Ami filozófiai kérdés, az egyben nyelvtani kérdés is.
Tarihsel dilbilim, 18. yüzyılın sonunda bağımsız bir çalışma alanı olarak ortaya çıktı.A térstatisztika mint a statisztika új területe a 20. század végén alakult önálló területté.
İbrani dilbilimi, Halaha ve Yahudi felsefesiyle ilgili çalışmalarıyla tanınır.Hänet tunnetaan heprean lingvistiikkaa, Halakhaa ja juutalaista filosofiaa koskevista teoksistaan.
Prusyalı bakan, filozof ve dilbilimci Wilhelm von Humboldt'un küçük kardeşi.Hän oli preussilaisen ministeri, filosofi ja kielitieteilijä Wilhelm von Humboldtin nuorempi veli.
Fakat bu tartışmalı aile tarihî dilbilimciler tarafından kabul edilmemektedir.Yksikään näistä teorioista ei ole saanut kielitieteilijöiden yleistä hyväksyntää.
Dilbilim Terimleri Sözlüğü 1949.Poliittisen tyylin sanakirja 149.
Dilbilim dili tanımlamayı amaçlayan bilim dalıdır.Kielitiede on tieteenala, jonka pyrkimyksenä on kuvailla kieltä.
Tarihsel dilbilim, 18. yüzyılın sonunda bağımsız bir çalışma alanı olarak ortaya çıktı.Η ιστορική γλωσσολογία ξεπρόβαλε ως ανεξάρτητος κλάδος μελέτης στα τέλη του 18ου αιώνα.
Dilbilimciler, iki dil arasında somut bir yakınlık saptamak için çeşitli yöntemler kullanmaktadırlar.Οι πνευματικοί άνθρωποι διχάζονται ανάμεσα στις δυο μορφές της γλώσσας.
Dilbilimi, Doğa Bilimleri’nin alanı olarak görmüştür.Selve sprogvidenskaben anså han for en gren af naturvidenskaberne.
Etno-linguistik, etnoloji ve dilbilimin bir kombinasyonudur.Badakhshanis er et eget etno-lingvistisk og religiøst samfund.
Dilbilimci Vacca ve şair Statius, Lucan'ın Nero'yu küçük düşüren şiirler yazdığı iddialarını destekler.Verker av grammatikeren Vacca og poeten Statius synes å støtte påstanden at Lucanus skrev niddikt om keiseren.
İlk Megrelce dilbilimsel çalışmalar da 19. yüzyılın sonlarında yapıldı.De første studiene av språket ble gjort så seint som på slutten av 1800-tallet.
Tarihsel dilbilim, 18. yüzyılın sonunda bağımsız bir çalışma alanı olarak ortaya çıktı.Sejarah linguistik muncul sebagai bidang studi independen pada akhir abad ke-18.
Başlangıçta bu yöntem Franz Bopp gibi bazı ilk karşılaştırmacı dilbilimciler tarafından benimsendi.Awalnya, pandangan ini diadopsi oleh pakar bahasa perbandingan awal seperti Franz Bopp.
Dilbilimciler “Allah” kelimesinin “Al-İlah”tan türediğini söylemişlerdir.Orang-orang menanggapi dengan berkata, “ Demi Allah, Ibnu Rawanah berkata benar”.
Prusyalı bakan, filozof ve dilbilimci Wilhelm von Humboldt'un küçük kardeşi.Dia adalah adik filsuf dan linguis terkemuka Wilhelm von Humboldt.
Hamdallah 1988 yılında Lancaster Üniversitesi'nde dilbilim alanında doktora yaptı.Hamdallah hoàn thành tiến sĩ ngôn ngữ học ở trường Đại học Lancaster vào năm 1988.
Noam Chomsky 1949 yılından beri Dilbilimci Carol Chomsky ile evlidir.Vào năm 1949, Chomsky thành hôn với nhà ngôn ngữ Carol Schatz.
Ray Jackendoff (d.23 Ocak 1945) Amerikalı dilbilimci.レイ・ジャッケンドフ(Ray Jackendoff 1945年-)は、アメリカの言語学者。
Rasmus Christian Rask (22 Kasım 1787 - 14 Kasım 1832), Danimarkalı dilbilimci, filolog.ラスムス・クリスチャン・ラスク(Rasmus Christian Rask、1787年11月22日 - 1832年11月14日)はデンマークの言語学者・文献学者。
Walter Bruno Henning (26 Ağustos 1908 - 8 Ocak 1967), Doğu Prusya doğumlu dilbilimci.ヴァルター・ブルーノ・ヘニング(Walter Bruno Henning、1908年8月26日 - 1967年1月8日)は、ドイツ出身の東洋学者。
Thomsen, dilbilimine önemli katkılarda bulunmuştur.トムセンは言語学に多くの重要な貢献をしている。
Hesaplamalı dilbilimin teorik ve uygulamalı bileşenleri vardır.計算語言學具有理論和應用的成分。
Chomsky’nin dilbilimsel eserleri 20. yüzyılda psikoloji alanındaki gelişmeleri de etkilemiştir.乔姆斯基的语言学著作,对于心理学在20世纪的发展方向产生了重大影响。
Felsefe ve dilbilim okuduktan sonra 1860 yılına kadar öğretmen olarak çalıştı.철학 및 언어학을 배운 후, 1860년까지 교사로 일하했다.
Bir Maraton yarışı fikri ilk olarak Fransız dilbilimci Michel Bréal tarafından ortaya atılmıştır.처음 이 단어를 만든 이는 프랑스의 언어학자 미셸 브레알로 알려져 있다.
Chihuahua'nın adının kökeni tarihçiler ve dilbilimciler tarafından uzun süredir tartışılmaktadır.מקור המילה צ'יוואווה שנוי במחלוקת ונחקר על ידי היסטוריונים ובלשנים.
İlk edebi eser ünlü dilbilimci Gjon Buzuku’ya ait “Meshari” olup 1555 yılında basılmıştır.הספר המודפס הראשון באלבנית היה מֶשַארִי אשר נכתב בידי גּ'וּן בוּזוּקוּ והודפס בשנת 1555.
Bu tür harflere dilbilimde Matres Lectionis denir.המתמטיקאים קוראים לרמת הדיוק הזו בשפה "ריגורוזיות".
Chomsky’nin dilbilimsel eserleri 20. yüzyılda psikoloji alanındaki gelişmeleri de etkilemiştir.Лингвистичните трудове на Чомски оказват значително влияние върху психологията и нейното развитие през XX век.
"Balkan dil birliği" terimi ilk kez 1958'de Rumen dilbilimci Alexandru Rosetti tarafından ortaya atılmıştır.Понятието Балкански езиков съюз е въведено през 1958 г. от румънския езиковед Александру Росети.
Koanlar sıklıkla paradoksal ya da dilbilimsel açıdan anlamsız görünür.Коаните често са парадоксални или езиково безсмислени диалози или въпроси.
26 Temmuz 1941, Connecticut-Wethersfield), Amerikalı dilbilimci...26 юли 1941, Хартфорд, Кънектикът) е американски лингвист.
Ray Jackendoff (d.23 Ocak 1945) Amerikalı dilbilimci.Рей Джакендоф (на английски: Ray Jackendoff) е американски езиковед.
Sözcüklerin kökeni(dilbilimsel kökenleri) hakkında bilgi vermek.Предаване на говорна (гласова) информация.
Bunun dilbilimciler köküne inmeli benim yaptığım sadece varsayımdır teşekkür ediyorum.Tvrdnja da se u BiH Bošnjacima nameće hrvatski jezik jednostavno je smiješna.
Mantık dilbilim ile çok yakın bir ilişkiye sahiptir.Jezik ima vrlo složenu gramatiku i semantiku.
Guy Deutscher ve Fry ortak ilgi alanları olan dilbilimi nedeniyle daha önceden tanışıyorlardı.Guy Deutscher a Fry sa poznali kvôli spoločnému záujmu v lingvistike.
Dilbilimi çalışmaları da çok önemlidir.Veľmi bežná je aj konvergencia jazykov.
Tango sözcüğünün dilbilimde kesin bir kökeni yoktur.O jazyku kmeňa Tangipahoa nie je nič známe.
Genellikle 20. yüzyılın dilbiliminin ‘babası’ olarak düşünülmektedir.Na splošno je poznan kot oče lingvistike v 20. stoletju.
Etno-linguistik, etnoloji ve dilbilimin bir kombinasyonudur.Je kombinacija lingvistike in etnologije.
Bazı dilbilimciler ise nostratik dil ailesi konusunda çekimser kalmıştır.Nekateri sodobni jezikoslovci so prepričani, da je bila hatščina sorodna s severozahodnokavkaškimi jeziki.
Türk dilbilimci.Raumuo lenkia dilbį.
F. de Saussure, J. Baudouin de Courtenay gibi araştırmacılardan esinlenen Prag Dilbilim çevresinde oluşmuştur.Dabartinės fonologijos pagrindėju laikomas lenkų kilmės mokslininkas J. Baudouin de Courtenay.
Prusyalı bakan, filozof ve dilbilimci Wilhelm von Humboldt'un küçük kardeşi.Prūsijos ministro, filosofo Vilhelmo fon Humbolto brolis.
Dilbilim Doktora tezini Esperantoloji konusu üzerinde yapmıştır.Kalbotyros mokslo daktaras, apgynęs esperantologijos krypties disertaciją.
Prusyalı bakan, filozof ve dilbilimci Wilhelm von Humboldt'un küçük kardeşi.Ta oli Preisi riigitegelase, filosoofi ja keeleteadlase Wilhelm von Humboldti noorem vend.
Türklerle ilgili olarak kabul edilebilecek tek tanım dilbilimsel olandır.Keele puhtuse hoidmist peavad islandlased väga tähtsaks.
Koanlar sıklıkla paradoksal ya da dilbilimsel açıdan anlamsız görünür.Koomiksikarakterid käituvad tihti irratsionaalselt või absurdselt.
İlk edebi eser ünlü dilbilimci Gjon Buzuku’ya ait “Meshari” olup 1555 yılında basılmıştır.Esimene raamat (Gjon Buzuku missaraamat) trükiti 1555.
Bu da gerçek dilbilim teorisinin oluşturulmasını imkânsız kılan bir terminoloji belirsizliğini doğuruyordu.Niisiis eeldavad nad tõekontseptsiooni, mis erineb tõe korrespondentsiteooriast.
Ben bir doktorum, bir dilbilimci değil.¿De verdad? Soy un doctor, no un linguista.
Ben bir doktorum, bir dilbilimci değil.Ich bin Arzt und kein Linguist!