O, yarın saat 3.00'e kadar gülleri dikmiş olacak.She will have planted roses tomorrow by 3 o'clock.
O zamana nalları dikmiş olurum.I'll be six feet under by then.
Tom gözünü tavana dikmişti.Tom was looking up at the ceiling.
Birisi onları dikmiş olmalı.Someone must've planted them.
Yeryüzünü yarattıktan sonra dokuz dallı bir ağaç (çam veya kayın) dikmiştir.He created a streak of nine games in which he had at least one catch.
Yazı: Styggr/Stigr, bu anıtı oğlu, Eyvindr anısına dikmiştir.The epitath reads: Styggr/Stigr made this monument in memory of Eyvindr, his son.
Sabinler, tanrıları Quirinus un (tepeye adını veren tanrı) onuruna bir sunak dikmişlerdi.These Sabines had erected altars in the honour of their god Quirinus (naming the hill by this god).
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.This time she consulted with Poisson.
Bong Jun Goo senin için yapar Sana daha önce...böyle gözünü dikmiş bakıyordu.Have Bong Joon Gu do it for you. Earlier, he was staring at you like this.
Fakat şu an gözümüzü beşeri ve sosyal bilimleri yeniden tasarlamaya dikmiş durumdayız.But now we are looking at redesigning the humanities and social sciences.
Pekala, A'ya dikmiş demekki negatif tersi olmak zorunda.Well, it's perpendicular to A, so it's going to be the negative inverse of this.
Bir ağacın yamacına kuru bir ağaç dikmiş. Aynı bunun gibi.And once he planted a barren tree on a mountainside just like this.
Ve kıçını iğne iplikle dikmiş.Then he sewed up his own anus.
Bütün kemiklerimi sayar oldum, Gözlerini dikmiş, bana bakıyorlar.I can count all of my bones. They look and stare at me.
Yanlarında da, yalnız kendilerine göz dikmiş iri gözlü eşler vardır.And with them maidens of modest look and large lustrous eyes,
Yanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır.With companions of modest look, the same in age, by their side.
Yanlarında, gözlerini onlara dikmiş, iri gözlü dilberler vardır.And with them maidens of modest look and large lustrous eyes,
Bir rivayete göre yeryüzünde ilk elma ağacını yeryüzünde o dikmiştir.徒 (tu = Fuß gehen) bestand ursprünglich aus dem Fuß 辶 und der Erde 土 (tu) als Lautträger.
Yeryüzünü yarattıktan sonra dokuz dallı bir ağaç (çam veya kayın) dikmiştir.In seiner Laufbahn erzielte er neun (nach anderen Quellen: sieben) Luftsiege.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Doch diesmal kann er den Futterdieb ertappen.
Öte yandan sağ taraftaki Auguste Rousselin sola doğru gözlerini dikmiştir.Dabei hat Lavigne ihr Gesicht leicht nach links gedreht.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Paraît cette fois le capitaine des pompiers.
Sakal bırakıp tuğunu dikmiştir.Elle vascularise la fesse et la cuisse.
Yazı: Styggr/Stigr, bu anıtı oğlu, Eyvindr anısına dikmiştir.Traducción: A "Styggr/Stigr hizo este monumento en memoria de Eyvindr, su hijo.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Esta vez se trata de piratas.
Bir rivayete göre yeryüzünde ilk elma ağacını yeryüzünde o dikmiştir.Ésta se determinaba por medio de una azada clavándola en la tierra.
Daha o zamanlardan gözünü çok daha fazlasına dikmişti.Su vista ha mejorado mucho desde entonces.
Örneğin: U 160: “Ulvshattil ve Gye ve Une, bu taşı, onların iyi babaları, Ulv anısına dikmişlerdir.Ulfketil e Gýi e Uni/Unni, essi eressero questa pietra in memoria di Ulfr, loro buon padre.
O da tutar müftüye bir mektup yazar “Bahçemde bir elma ağacı dikmiştim, bir tek elma vermiş.Он признавался близким: «Я чувствую себя владельцем посудной лавки, в которую запустили слона.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.На этот раз он был отдан на разграбление легионерам.
Sapık Angutyo ise Kerester’e gözünü dikmiştir fakat Asminyez’e de sarkacaktır.ومن سوء طالعه فقد رآه الشیخ محمد وهو یزحف هارباً رغم الأمان، فتیقن أن ما حدث کان علی یده.
Rosendo ise gözünü Valentina'ya dikmiştir ve onun için Jose Miguel ile mücadele etmeye başlar.Rodrigo decide que quer Valentina, e ele começa a desafiar José Miguel para ficar com ela.
Bir rivayete göre yeryüzünde ilk elma ağacını yeryüzünde o dikmiştir.Zij was ook degene door wie (of onder wie) het eerst de wet van rechtvaardigheid in het land werd ingesteld.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Deze keer wordt zijn schip echter overvallen door piraten.
Sabinler, tanrıları Quirinus un (tepeye adını veren tanrı) onuruna bir sunak dikmişlerdi.De Sabijnen richtten altaren op ter ere van hun god Quirinus naar wie de heuvel is vernoemd.
Öte yandan sağ taraftaki Auguste Rousselin sola doğru gözlerini dikmiştir.W książce Barrie miał go zamiast prawej.
Yeryüzünü yarattıktan sonra dokuz dallı bir ağaç (çam veya kayın) dikmiştir.A o godzinie szóstej ciemności ogarnęły ziemię (i trwały) aż do godziny dziewiątej.
Sabinler, tanrıları Quirinus un (tepeye adını veren tanrı) onuruna bir sunak dikmişlerdi.Społeczność z Qumran otaczała imię Boga czcią i szacunkiem.
Yeryüzünü yarattıktan sonra dokuz dallı bir ağaç (çam veya kayın) dikmiştir.Ten po devíti měsících obléhání obsadil a zničil.
Sabinler, tanrıları Quirinus un (tepeye adını veren tanrı) onuruna bir sunak dikmişlerdi.Acești sabini au înălțat un altar în onoarea zeului lor, Quirinus, dealul primind numele zeului.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Αυτή τη φορά συμβουλευόταν τον Poisson.
Bu defa korsanların hazinelerine göz dikmiştir.Å denne gangen dreier det seg om oljedirekoratets arkiv.
Yeryüzünü yarattıktan sonra dokuz dallı bir ağaç (çam veya kayın) dikmiştir.Deretter oppretter Gud sin pakt med Noah, om å aldri mer ødelegge jorden med en flom.
Daha o zamanlardan gözünü çok daha fazlasına dikmişti.Dia telah memandang keluar untuk dirinya sendiri sejak saat itu.
Bir rivayete göre yeryüzünde ilk elma ağacını yeryüzünde o dikmiştir.一般に食用にするのは地上に稈が出現する前後のものである。
Örneğin: U 160: “Ulvshattil ve Gye ve Une, bu taşı, onların iyi babaları, Ulv anısına dikmişlerdir.U 160:「UlvshattilとGyeとUneは、彼らの優れた父Ulvの業績を称えるためにこの石碑を作らせた。
Yeryüzünü yarattıktan sonra dokuz dallı bir ağaç (çam veya kayın) dikmiştir.土ぐも(つちぐも) 土中から現れる忍者。
Sapık Angutyo ise Kerester’e gözünü dikmiştir fakat Asminyez’e de sarkacaktır.客有見髡於梁惠王,惠王屏左右,獨坐而再見之,終無言也。
Bir rivayete göre yeryüzünde ilk elma ağacını yeryüzünde o dikmiştir.在眾神到達地上之前,地上曾是受到巨神族之統治。
Örneğin: U 160: “Ulvshattil ve Gye ve Une, bu taşı, onların iyi babaları, Ulv anısına dikmişlerdir.U 160: 'Ulvshattil과 Gye와 Une은 그들이 뛰어난 아버지 Ulv의 실적을 칭하기 위해서 이 비석을 만들게 했다.
Sapık Angutyo ise Kerester’e gözünü dikmiştir fakat Asminyez’e de sarkacaktır.사제가 다시 “Sursum corda.”(마음을 드높이) 하면 교중은 “Habémus ad Dóminum.”(주님께 올리나이다) 하고 대답하며 시선을 위로 향한다.
Hunlar keten elbiseler dikmişlerdir.הכיסאות מצוידים בחגורות בטיחות.
Daha o zamanlardan gözünü çok daha fazlasına dikmişti.Već su u to vrijeme postojale znatno više procjene.
O da tutar müftüye bir mektup yazar “Bahçemde bir elma ağacı dikmiştim, bir tek elma vermiş.Po dolgi hoji le pride do vrta z jablano, na kateri je bilo le eno jabolko.
Bong Jun Goo senin için yapar Sana daha önce...böyle gözünü dikmiş bakıyordu.Bong Jun Goo zrobi to za Ciebie. Przedtem, tak się na ciebie patrzył...
Bong Jun Goo senin için yapar Sana daha önce...böyle gözünü dikmiş bakıyordu.Fais le faire par Bong Jun Goo. Tout à l'heure, il te fixait comme ça.
Bong Jun Goo senin için yapar Sana daha önce...böyle gözünü dikmiş bakıyordu.Fallo fare a Bong Jun Goo. Prima, ti fissava in questo modo.
Bong Jun Goo senin için yapar Sana daha önce...böyle gözünü dikmiş bakıyordu.Kêu Bong Jun Gu làm cho cậu đi, hồi nãy, cậu ta nhìn cậu như thế này này...
Bong Jun Goo senin için yapar Sana daha önce...böyle gözünü dikmiş bakıyordu.봉준구 시켜. 아까 보니까 이러고 너만 보고 있더라.
Bong Jun Goo senin için yapar Sana daha önce...böyle gözünü dikmiş bakıyordu.Laat Bong Jun Goo het doen voor jou. Voorheen was hij zo aan het staren naar jou zoals dit.