Newton’un dikkati aynı zamanda suyun kapların dibindeki ağızlardan akışına odaklanmıştır.תשומת הלב של ניוטון הופנתה גם להתרוקנות של מים ממיכלים דרך חורים בתחתית שלהם.
Dharana ("Konsantrasyon"): Dikkati tek bir nesne üzerine odaklamadır.דהיאנה (Dhyana) - התעמקות באובייקט אחד.
Bu sezon sonrası Arkoç başarısı ile Avrupa kulüplerinin dikkatini çekti.בעונה זו שיחק במסגרת גביע אירופה למחזיקות גביע.
Dharana ("Konsantrasyon"): Dikkati tek bir nesne üzerine odaklamadır.Дарана (Dharana), акцентира върху концентрацията над мисълта.
Öyküsü nedeniyle zengin bir Baltimorelu olan John P. Kennedy'nin dikkatini çekti.Този разказ впечатлява Джон П. Кенеди, заможен балтиморец.
Yine de, ona birçok spekülasyona yol açan "en iyi ikinci yatağım" kalıtını bırakmasıyla dikkati çekti.Той отбелязва, че ѝ оставя своето „второ най-добро легло“, фраза, която предизвиква много спорове.
Bu nedenle de ünlü matematikçilerin dikkatini çekti.Също така хвали познанията на египетските математици.
Şans eseri birliğin gazetesinin redaktörünün dikkatini çekti ve kendisinden birkaç röportaj yapması istendi.Забелязва го главният редактор на дивизионния вестник, който му възлага няколко репортажа.
28 Temmuz 2009 tarihinde köprünün son tasarım maketi kamuoyunun dikkatine sunuldu.Към 28 февруари отдела за проектиране завършва разработката на проектната документация.
Artık dikkatinizi çektiğime göre size söyleyeceğim şeyler var."Ако ми помогнете, може скоро да разкрием много неща за вас“.
Ancak yaşlı çiftin gizemli davranışları Caroline'in dikkatini çeker.Въпреки метресите на нейния съпруг, той има добро отношение към Каролина.
Dinleyicinin dikkatini çekmemeye çalışır.Ne uspijeva uloviti pažnju slušatelja.
Bu eskizlerde form, renk ve ışık sorunları üzerinde dikkatini teksif ederdi.Ponajviše se bavio problemima boje, svjetline i forme.
Hafif endüstri şeker ve rom imalatı ile dikkati çekmektedir.Industrija se većinom bavi proizvodnjom šećera i ruma.
Burada 16 maça çıkan Yalçın, 4 büyüklerin dikkatini çekmiştir.U izlučnom dijelu natjecanja 16 momčadi je bilo svrstano u 4 skupine.
Ama yine de onun dikkatini çekebiliyorum.Ich vlastná reč môže budiť pozornosť.
Niye bu dikkatimi çekmelidir?Prečo toľká opatrnosť?
İçeride, kemerli yapı aniden dikkatimizi çekiyor.Priznaná konštrukcia zastrešenia je v interiéri zaujímavo stvárnená.
Nicolas Poussin'in dikkatini çekti.Ochraňoval maliara Nicolasa Poussina.
Gerçekten şımarık ve seksi, sizlerin dikkatini çekiyor ve bu benim zevk almamı sağlıyor.Som Cigán, vyzerám dobre a robím, čo ma baví!.
Nesirlerinde de mizah dikkati çekmektedir.Teraz prúdi rovnako aj v jeho žilách.
Ancak grup aşırı metal hayranlarının dikkatini kendi "vahşi" tarzı sayesinde çekmiştir.Album sa stretol so zmiešanými reakciami zo strany fanúšikov, hlavne kvôli jeho viac „metalovému“ zvuku.
Burada daha da büyük kulüplerin dikkatini çekti.Edwards je do tedaj že pritegnil pozornost večjih klubov.
Tüm bu gelişmeler dış basının da dikkatini çekti.Vse novice so povzete po tujih časnikih.
Niye bu dikkatimi çekmelidir?Zakaj taka razlika?
Parlak renkli tüylerinin yanı sıra renkli ve çok büyük gagaları ile dikkati çekerler.Od nje se loči še po širših in daljših perutih ter barvi.
Ama yine de onun dikkatini çekebiliyorum.Ob tem opazuje tudi njegovo vedenje.
Öyküsü nedeniyle zengin bir Baltimorelu olan John P. Kennedy'nin dikkatini çekti.Kūrinys atkreipė žymaus Baltimorės turtuolio Džono P. Kenedžio dėmesį.
Dikkatini çekmiştir.Sulaikytas dėmesys.
Yavru kedilerin annelerinin dikkatini çekmek için kullandıkları sestir.Katės patraukė kačių mylėtojų dėmesį.
Perde dışından bir büyük gürültü duyulunca herkes ona dikkatini çeker.Nuo jų kraupaus staugimo visi pakraščiai skambėdavę.
İkinci tip bulanık küme aralığı en çok dikkati çeken oldu.Tačiau būtent "Pamišėlio dienoraštis" susilaukė didžiausio atgarsio.
Tatum okulda dikkatini en çok dağıtan şeyin kızlar olduğunu söylemiştir.Tatum on öelnud, et kõige enam hajutasid tema tähelepanu koolis tüdrukud.
Oysa bu yazılar insanların dikkatini çekmez.Need inimesed ei pööra talle tähelepanu.
Gittiği her yerde topluluğun dikkatini çekmiştir.Kõikjal innustas ja toetas ta oma külaskäikudel kohalikku rahvast.
13 yaşına geldiği zaman olgunlaşan sesi ile dikkati çekmeye başladı.13-aastaselt hakkas ta suusahüpetes silma paistma.
Güzel konuşmaları ile etrafındakilerin dikkatini çekerdi.Oma suurte mõõtmetega äratasid nad tähelepanu.
Bunun ardından gemi, yakınlarda bulunan diğer gemilerin dikkatini çekmek için işaret fişekleri atmaya başlar.Samuti lasti taevasse signaalrakett, et äratada teiste laevade tähelepanu.
Toplumun dikkatini ilk kez 1981'de çekmiştir.See jõudis esmakordselt avalikkuse ette 1981. aasta paiku.
Dinleyicinin dikkatini çekmemeye çalışır.Vastase tähelepanu enda peale tõmbamine.
Marburg virüsü, 1967'de tespit edildi, 2005'te Angola'da meydana gelen salgın basının dikkatini çekmişti.2005. aasta aprillis sai Marburgi viirus pärast puhangut Angolas suure avaliku tähelepanu osaliseks.
Anında durumu yerel medyanın dikkatini çekti.Peagi köitis ta meedia tähelepanu.
Sürekli olarak oraya giderek Hitler'in dikkatini çekti.Edaspidi jälgis ta ajakirjanduse vahendusel Hitleri tegevust.
Musetta Marcello'nun tekrar dikkatini çekmek sistediği açıktır.Musetta käitumine on äärmiselt väljakutsuv ja seda selleks, et Marcello tähelepanu endale tõmmata.
19. Gün Önce, dikkatini çekmelisin.Day 19 Pertama-tama, kau harus menatap matanya
19. Gün Önce, dikkatini çekmelisin.Dia 19: primeiro você tem que conseguir a atenção dela.
19. Gün Önce, dikkatini çekmelisin.DÍA 19 Primero, debes captar su atención.
19. Gün Önce, dikkatini çekmelisin.일단 자주 눈에 띄어야 합니다
19. Gün Önce, dikkatini çekmelisin.اليوم 19 أولا: يجب أن تأسر عينيها
Ama anladığınız üzere bu, Jack Valenti ve birçok insanın dikkatini çekmesi ve onları üzmesiyle alakalı.그러나 보시다시피, 이건 막 튀어나오려 하고 있었고, 영화계의 잭 발렌티와 다른 많은 사람들을 흥분시켰어요.
Ama anladığınız üzere bu, Jack Valenti ve birçok insanın dikkatini çekmesi ve onları üzmesiyle alakalı.זה בסדר גמור, אבל כפי שניתן לראות, זה עמד לזנק, ולעצבן את ג'ק ולנטי והרבה אנשים אחרים.
Ama bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.Mas vamos perceber algo: ambos os vetores estão indo na mesma direção.
Ama bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.Pero vamos a notar algo: tanto de estos vectores se van en la misma dirección exacta.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Aber es ist auch wirklich wichtig, dass wir uns nicht von dem Theater oder der Moral ablenken lassen.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Ale równie istotne jest to, byśmy się nie rozpraszali przez te pokazówki lub problemy moralne.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Dar este foarte important şi să nu ni se distragă atenţia de spectacol sau de către morala lui.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.De ugyanilyen fontos, hogy ne terelje el a figyelmünket a vele járó színház és moralizálás.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Igualmente es muy importante que no nos distraigamos con el teatro o la ética.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.하지만 우리가 계속 산만해 지지 않는 것이 정말 중요합니다. 그 안의 도덕성 또는 극장과 관련해서 말입니다.
Ama bu tiyatro içinde veya bu işin ahlaki boyutuyla dikkatimizin dağılmaması da çok önemli.Maar het is ook van belang dat we niet afgeleid worden door dat theater of de morele overwegingen.