Hans Zimmer'in dikkatini çeker ve Hans Zimmer'e ait Remote Control Productions şirketinde çalışmaya başlar.Sau khi tốt nghiệp, ông trở thành một thực tập sinh tại công ty Remote Control Productions của Hans Zimmer.
Dinleyicinin dikkatini çekmemeye çalışır.Tấn Bỉ ý không chịu nghe theo.
Smith sonraları dikkatini sözlükbilime verdi.続いてスミスは辞書編集に目を転じた。
Dikkatimizi çeken ancak önemli olmayan pek çok nokta vardı."いろんな露出をしていてもブレない芯がある」としている。
Çevrede bulunan uyarıcılardan, olaylardan ya da nesnelerden bir ya da birkaçına dikkati yöneltmektir.それは絶望の果ての希望であり、また廃墟からの警告でもある。
Fakat ne yapsa onun dikkatini çekemez.(君が何と言おうと彼は聞き入れようとしない。
İsimleri hem erkek hem dişilerin ürettiği misk kokusuna dikkati çekmektedir.そして男性の放出するものの味と匂いを知る。
Böylece medyanın dikkatini çekmek zapin kendisinden daha önemli oldu.メディアの注目を集めるにあたって、最も重要なのはそのアイデアそのものだった。
Oysa bu yazılar insanların dikkatini çekmez.しかし、その警告の言葉は人間にはよく分からない。
Dağlarda su bolluğu dikkati çeker.山間部では降水量が多い。
Bu eser Husserl'in dikkatini çekmiş ve Husserl'in 1938'de ölümüne kadar onunla yazışmaya devam etmiştir.彼とフッサールの学的交流は1938年のフッサールの死去まで継続した。
Terim, bu başarıdan sonra birçok yabancı kulübün dikkatini çekti.その活躍から国外の複数クラブから注目を集めていった。
Burada dikkati çeken nokta savaş için hazırlıkların hızlı bir şekilde yapılmasıdır.常態化した戦闘には、素早い戦闘への移行、準備が要求された。
Piramit'e benzeyen şekli ile dikkati çeker.ピラミッドのような形をしていることで有名である。
Michael'ın dikkati tuvaletten sızan sudaydı.オフィスの浴室にはすでに冷たくなったスティーヴの死体があった。
Ama yine de onun dikkatini çekebiliyorum.それからは彼女に思いを寄せるようになる。
Dikkatini çekmiştir.注目を浴びる。
Bunun dışında, okuyucunun dikkatini çekmek için bu unsur zekice önceden ima edilebilir.^ 展開的には読者に考えさせるため、あえて不明にしているとも受け取れる描き方ではある。
Ronan’ın dikkatini dağıtmaktadır.ロナードを目のカタキにしている。
Yavru kedilerin annelerinin dikkatini çekmek için kullandıkları sestir.母に作ってもらった猫のぬいぐるみを大切に持っている。
İçeride, kemerli yapı aniden dikkatimizi çekiyor.内部に地下通路が縦横に張り巡らされている。
Çıkardıkları sesler, yakınlardaki kişilerin dikkatini çeker.これらの誘発音は近くの他の人には聞こえない。
Yaşadığı dönemde az basılan eserleri kamuoyunun dikkatini çekmemiştir.子どもの権利の概念は、合衆国ではこれまで人の注意をほとんど引かなかった。
Dikkatini güney Irak'a çevirip oradaki zenci isyanlarını bastırmaya koyuldu.西南戦争をはじめ、相次ぐ士族反乱を鎮圧した。
Alman devletleri üzerindeki Avusturya etkisinin azalması, Avusturya'nın dikkatini Balkanlara çevirdi.在德意志霸权的结束使奥地利将注意力转移到了巴尔干。
Dikkatini çekmiştir.受到注目。
Marburg virüsü, 1967'de tespit edildi, 2005'te Angola'da meydana gelen salgın basının dikkatini çekmişti.馬爾堡病毒引起全世界的广泛注意是在2005年4月,安哥拉发生的一次疾病爆发。
Eylemcilere göre cenaze töreni 150.000 protestocunun dikkatini çekti.据活动人士的说法,这场送殡仪式上聚集了15万名抗议示威者。
Yine de, ona birçok spekülasyona yol açan "en iyi ikinci yatağım" kalıtını bırakmasıyla dikkati çekti.然而他特意提及一点,将“我第二好的床”留给她,这个遗赠物导致了很多猜想。
Bu açılış aynı zamanda okuyucunun dikkatini hemen çekip onu öyküye yöneltmeye de yarar.这段引文也立刻抓住了读者的注意了并将其带入了故事中。
Bu sonuç Rusların dikkatini tekrar Orta Asya'ya çekti.”因此,日本決定提醒俄方引起注意。
Smith sonraları dikkatini sözlükbilime verdi.接下来,史密斯将他的注意力转向了辞书编纂。
Bu erken motorlar ham ve verimsiz olmasına rağmen, zamanın önde gelen bilim adamlarının dikkatini çektiler.这些早期的蒸汽机非常粗糙,效率很低,但吸引了当时顶尖的科学家的注意。
Farkındalık: Farkındalık bilinçli olarak dikkatimizi o anki deneyimlerimize yoğunlaştırmamızdır.它教會我們深入思考我們的想法。
Ne kadar uğraşsa da dikkatini bir türlü kitaba veremez.穎敏強記,於書無不精研。
Ancak yorumcular, gelişmiş kullanıcılar için manuel kontrolün eksikliğine dikkati çekti.然而,評論家強調其缺乏給進階用戶使用的手動控制。
Ünlü tasarımcı Marc Jacobs'ın dikkatini çekti.馬克是同名品牌Marc Jacobs以及副牌Marc by Marc Jacobs的領銜設計師。
El dikkati oraya çekmek istermişcesine cinsel organının üstündedir.戀足者對於足部的喜愛不一定遠高於性器官。
ACTA ilk bir tartışma kağıt yüklendiği sonra 2008 yılı Mayıs ayında kamuoyunun dikkatini geldi Wikileaks.2008年5月談判提出兩年後,公眾才由WikiLeaks提供的報告中得知ACTA的內容。
Dharana ("Konsantrasyon"): Dikkati tek bir nesne üzerine odaklamadır.杜尔迦(Durga):意为“难以接近的”。
Yaptıkları ile kendisinden nefret ettirmiş ve halkın dikkatini üstüne çekmiştir.緣其昔立微功,所以特從寬宥,鹹宜貶降,出佐遐藩。
Her ne olursa olsun dikkatimi başka her şeyden çekip 'Ben' duygusunda kalmaya devam ettim.나는 무슨 일이 일어나든 그것에 대해 관심을 끊고 '내가 있음'에 대한 느낌을 유지하였다.
Lopez'in halk imajı ve özel hayatı dünya basınının dikkatini çeker.로페즈의 대중적 이미지와 사생활은 전 세계 언론으로부터 큰 관심을 받고있다.
Ana işlevi dikkati belirgin uyaranlara doğru yönlendirmektir.자 훈숙(薰叔)으로, 본관은 의령이다.
Sitenin anonim topluluğu ve kültürü sıklıkla medyanın dikkatini çekmektedir.이 익명의 커뮤니티와 문화는 가끔 미디어의 주목을 받기도 한다.
Ama yine de onun dikkatini çekebiliyorum.다만, 형을 감경할 수 있다.
Yine aynı maçtaki penaltı atışlarında yaptığı sıradışı hareketlerle dikkati çekmiştir.선수 시절 타격 준비 시에 방망이를 위아래로 계속 흔드는 특이한 타격폼으로도 잘 알려졌다.
Avrupa takımlarının böylece dikkatini geçti.유럽 팀들을 배정한다.
Pogrebnyak Rus millî futbol takımının da dikkatini üstüne çekti.러시아 축구 국가대표팀의 주장을 맡기도 했었다.
Böylece medyanın dikkatini çekmek zapin kendisinden daha önemli oldu.미디어 관심을 끄는 데 중요한 것은 바로 아이디어 그 자체입니다.
Stoicheff ‘in dikkatini çekmiştir.틸리히 - 궁극적 관심이다.
Çevrede bulunan uyarıcılardan, olaylardan ya da nesnelerden bir ya da birkaçına dikkati yöneltmektir.유교, 도교, 불교의 사상을 융합하여 교훈을 주는 가르침으로 꾸며져 있다.
Yaptıkları ile kendisinden nefret ettirmiş ve halkın dikkatini üstüne çekmiştir.오보이는 강희제에게 강요하여 숙사하를 사형에 처하게 하고 그 일족도 멸족시켰다.
Orada dikkati çekmezdim.하지만 거기서 주저하지 않았다.
Ne kadar uğraşsa da dikkatini bir türlü kitaba veremez.두루마리는 배우지 않은 주문이나, 책 형식으로 획득할 수 없는 주문을 욀 수 있게 한다.
Ana madde: Hardy Boyz İki kardeş kısa sürede World Wrestling Federation (WWF)'in dikkatini çekti.1990년 말에 더스틴로드 (Dustin Rhodes)로서 World Wrestling Federation (WWF)에서 팬 애호가로 데뷔했다.
Kulakçıklar dikkati çekecek şekilde büyüktür.הדוד חייב להיות גבוה מהקולט.
Gerçekten şımarık ve seksi, sizlerin dikkatini çekiyor ve bu benim zevk almamı sağlıyor.זה אלבום חצוף ופלרטטני, והוא תופס את תשומת הלב שלך, ואני נהנית מי זה.
1867'de bu durum ordunun dikkatini çekince onu uzak bir yere Florida Panhandle'a transfer ettiler.ב-1867, הבחינו רשויות הצבא בהתנהגותו (שנחשבה בזמנו למוזרה) והעבירו אותו למוצב נידח בפלורידה.
Özellikle Türk Cumhuriyetleri ve Üçüncü Dünya Ülkelerinde yaptığı programlarla dikkati çekti.הוא במיוחד נטה לצילומים חברתיים במדינות עולם שלישי ומדינות מתפתחות.