Bu durum, aylakların dikkatini çeker.Tämä kiinnitti US Postal-tallin huomion.
Gittiği her yerde topluluğun dikkatini çekmiştir.Häpeä seurasi kaikkialle minne hän meni.
Düzgün fiziği Warner Bros. şirketi yapımcılarından Hal Wallis'in dikkatini çekti.Pian tämän jälkeen Warner Bros. -levy-yhtiö kiinnostui Van Halenista.
Grubun üyeleri bu durumu fark ettiler ve Florence'in plak şirketinin dikkatine sundular.Yhtyeen jäsenet huomasivat tämän ja ilmoittivat siitä Florence and the Machinen levy-yhtiölle.
Kendi dikkatini çeken tek şeyin altın olduğunu bildirir.Hän toivoi, että kaikki mihin hän koskee muuttuu kullaksi.
Sadece dikkatimizi dağıtmaya devam edemeyiz.Niiden erottaminen toisistaan ei onnistu paljain silmin.
Mertcan Hami Mandıralı'nın dikkatini çekit ve A Takım idmanlarına dahil edildi.Mackintosh tuli tunnetuksi nopeista kompeistaan sekä introistaan.
Bize bütün gücümüzü ve dikkatimizi bombaya vermemiz gerektiğini söyledi.Se ilmoitti antaneensa kaiken avun ja tiedon tapauksen tutkintaa varten.
En az altmış üyesi olduğu düşünülmekte ve Ülker yıldız kümesine benzerliğiyle dikkati çekmektedir.Tähtiä joukossa on ainakin 60, ja se muistuttaa kooltaan ja iältään hyvin paljon Seulasia.
Böylece medyanın dikkatini çekmek zapin kendisinden daha önemli oldu.Nyt murhaajan paljastaminen on entistäkin tärkeämpää.
Yine 1992 yılında dünyanın bu konuya dikkatini çekmek için Paris'te uluslararası bir toplantı düzenlendi.Έγινε διεθνής συνάντηση, επίσης, το 1992 στο Παρίσι ώστε να δημοσιοποιηθεί το θέμα και να αναληφθεί δράση.
Sezon sonunda birçok kulübün dikkatini çekti.Στο τέλος της σεζόν ενδιαφέρθηκαν γι’ αυτόν διάφορες ομάδες.
Nicolas Poussin'in dikkatini çekti.Πίνακας του Nicolas Poussin.
Sadece dikkatimizi dağıtmaya devam edemeyiz.Δεν θα παρεκκλίνουμε από τους όρους μας.
Bu gelişme sonrasında Britanya'nın dikkati Afrika, Asya ve Büyük Okyanus'a yoğunlaştı.Παρά το γεγονός αυτό, το βρετανικό ενδιαφέρον σύντομα στράφηκε προς την Αφρική, την Ασία και τον Ειρηνικό.
Zekâsı ve çalışkanlığı sayesinde hocası Şevki Efendi’nin dikkatini çekti.Με την ομορφιά και την εξυπνάδα της καταφέρε να προσελκύσει την προσοχή και έγινε Χασεκί του Ηγεμόνα Μουσταφά.
Başarıları Death'in dikkatini çekmişti.Οι επιδόσεις του τράβηξαν την προσοχή της Ευρώπης.
Portland giderek artan liberal yaklaşımları ile dikkati çekti.Ο Μπαντάουι συνέχισε θαρραλέα να εκφράζει τις μετριοπαθείς φιλελεύθερες απόψεις του.
Ama yine de onun dikkatini çekebiliyorum.Μπορεί κάλλιστα να αγνοήσει την αίσθηση του.
Tüm bu gelişmeler dış basının da dikkatini çekti.Η είδηση είχε δημοσιευτεί και στον ξένο Τύπο.
Yeni Cami, geniş ana mekanı, cemaat yeri revakları ile dikkati çekmektedir.Η Κάπιτολ, η εξαιρετικά προηγμένη μητρόπολη, ασκεί πολιτικό έλεγχο στην υπόλοιπη χώρα.
22 yıldır Lopez'in özel hayatı medyanın dikkatini çekmiştir.I mere end femten år har Lopez personlige liv tiltrukket sig stor opmærksomhed i medierne.
Bu maçta Alman teknik heyetinin dikkatini çekmişti.Tyskland havde tabt det teknologiske kapløb.
Dizinin başvurusu bilim kurgu hayranları kadar çocukların ve ailelerinin de dikkatini çekti.Programmets brede appel tiltrækker seere hos børn og familier såvel som science fiction fans.
Michael'ın dikkati tuvaletten sızan sudaydı.Under måltidet gik Luciano på toilettet.
Çöküntüler ve sel yarıkları da dikkati çekmektedir.Halve indsigter og konturerne af et liv tegnes.
Kollarının bacaklarından daha uzun olması ile dikkati çekerler.Armene er længere end benene.
Nicolas Poussin'in dikkatini çekti.Nicolay Nicolaysen tog ham på ordet.
Diğerlerinin güvenliğini hiç düşünmez ve çok kolay dikkati dağılır.Opmærksomheden kan ikke fastholdes, og patienten distraheres meget let.
Ne kadar uğraşsa da dikkatini bir türlü kitaba veremez.Intet hjalp, da han ikke kunne koncentrere sig om at læse.
Dikkatini çekmiştir.Høj opmærksomhed.
Şöhretleri kraliyetin bile dikkatini çekmeyi başarır.De kongelige lysthuse inspirerede også adelen.
Alman devletleri üzerindeki Avusturya etkisinin azalması, Avusturya'nın dikkatini Balkanlara çevirdi.Slutten på den østerrikske herredømmet over de tyske stater flyttet Østerrikes fokus til Balkan.
Dikkatini çekmiştir.Økt oppmerksomhet.
Böylece medyanın dikkatini çekmek zapin kendisinden daha önemli oldu.Oppmerksomheten fra media gjorde henne enda mer kjent.
Yapıların örtü sistemlerinde ise ikili bir durum dikkati çekmektedir.Utviklingsarbeidet i prosjektmenighetene har et dobbelt sikte.
Bunlardan sonra politika dikkatini hemen hemen sadece İtalya'daki devletlerin politikalarına teksif etti.Det var først nå de fikk politiske interesser utenfor Italia.
Terim, bu başarıdan sonra birçok yabancı kulübün dikkatini çekti.Suksessen førte også til oppmerksomhet fra større utenlandske klubber.
Zamanın ve dikkatin ön planda olduğu bir etkinliktir.Konsentrasjon og bevissthet i arbeidet er en forutsetning.
Sonunda, o Dj'in dikkatini çekmeyi başarıyor ve Dj ile iskelet olarak dans ediyor.Denne kvelden gikk han tilbake til å være DJ og spille dansemusikk.
Fakat 20. yüzyıl başlarında Handel eserleri tekrar yapımcıların ve seyircilerin dikkatini çekmeye baŞlamıştır.På slutte av 1900-tallet hadde bedriftene mer fokus på systemer for verdikjeden og produksjonen.
Ancak, JYP Entertainment'in bir çalışanının dikkatini çekti ve kısa sürede JYP stajyer oldu.Namun, dia menarik perhatian dari JYP Entertainment dan segera menjadi peserta pelatihan.
Böylece SK Sturm Graz'ın dikkatini çekti.Ia bermain untuk tim SK Sturm Graz.
Michelangelo dikkati acı ve katlanmaya yoğunlaştırdı.Michelangelo memusatkan perhatiannya pada penggambaran sakit dan penderitaan.
Bir kişinin baktığı yön diğerlerine dikkatinin nerede olduğunu gösterebilir.Perhatian pada komunikasi Arah pandangan mata seseorang dapat menunjukkan kemana perhatiannya menuju.
Ana işlevi dikkati belirgin uyaranlara doğru yönlendirmektir.Dan menjadi petunjuk serta pengajaran untuk orang-orang yang bertakwa.
Yapımcıların dikkatini çekse de bir sonuç vermedi.Dia gagal untuk menarik perhatian produsernya, .
Bu rolü oynarken Amerikalı yönetmen Jules Dassin'in dikkatini çekti.Film tersebut diproduksi dan disutradarai oleh sutradara Amerika Jules Dassin.
Alman devletleri üzerindeki Avusturya etkisinin azalması, Avusturya'nın dikkatini Balkanlara çevirdi.Berakhirnya dominasi Austria atas negara-negara Jerman mengalihkan perhatian Austria ke wilayah Balkan.
Buna rağmen bu motorlar bilim insanlarının dikkatini çekmiştir.Tingkah laku ini menarik perhatian ilmuwan.
Gittiği her yerde topluluğun dikkatini çekmiştir.Komolika menarik perhatian semua pria ke mana pun dia pergi.
Marburg virüsü, 1967'de tespit edildi, 2005'te Angola'da meydana gelen salgın basının dikkatini çekmişti.Pada April 2005, virus Marburg menarik perhatian pers dengan terjadinya penyebaran di Angola.
Smith sonraları dikkatini sözlükbilime verdi.Smith mengubah perhatiannya menuju leksikografi.
Burada "İngiltere ülkesi" terimine dikkati çekmek gerekmektedir.Hal ini mengakibatkan semakin meningkatnya rasa "nasionalisme Inggris".
F1 öncesi son durak olan Formula 3000'deki başarıları ve birinciliği Frank Williams ın dikkatini çeker.Tahun 2002 ia masih bertahan di ajang F3000, dan prestasinya yang bagus menarik perhatian Sir Frank Williams.
Ama yine de onun dikkatini çekebiliyorum.Namun laporan tersebut dapat memberikan pandangannya.
Leibniz Almanca konuşan Avrupa’yı korumak için Louis’in dikkatinin dağıtılması gerektiğini önerdi.Leibniz đề nghị bảo vệ vùng châu Âu nói tiếng Đức bằng cách làm phân tán sự chú ý của Louis bằng cách sau.
Tüm bu gelişmeler dış basının da dikkatini çekti.Vụ rắc rối này đã thu hút chú ý của truyền thông nước ngoài.
Yine 1992 yılında dünyanın bu konuya dikkatini çekmek için Paris'te uluslararası bir toplantı düzenlendi.Nó đã tổ chức một cuộc họp quốc tế vào năm 1992 tại Paris để đặt chủ đề trước thế giới và bắt đầu hành động.
Niye bu dikkatimi çekmelidir?Tại sao điều này xác định tôi?