Bu performansı ile TSV 1860 München'ın dikkatini çekmişti.Atualmente, joga pelo TSV 1860 München.
Ama Leone dikkatini başka bir yöne kaydırdı.Mas Lúlio seguiu uma outra vertente.
Bundan dolayıdır ki tavan süslemelerinin birbirinden farklı olması herkesin dikkatini çeker.Juntos, mostram que trabalhar em equipe faz toda a diferença.
Bu durum, aylakların dikkatini çeker.Fato que chamou a atenção da montadora.
Dikkatimizi çeken ancak önemli olmayan pek çok nokta vardı.""Ela falava coisas grandes mas ela prestava atenção nas coisas insignificantes."
Gittiği her yerde topluluğun dikkatini çekmiştir.Het publiek werd dol overal waar ze kwam.
Başarısız olsa da, yeni ürün Chicago's Brunswick Bilardo Masası'nın dikkatini çekti.Hoewel het vernieuwde apparaat onsuccesvol bleek, trok het de aandacht van Brunswick Billiards uit Chicago.
Hafif endüstri şeker ve rom imalatı ile dikkati çekmektedir.De lichte industrie wordt gekenmerkt door suiker- en rumfabricage.
Orada dikkati çekmezdim.Ik kon niet rechtop staan.
Burada Avrupalı kulüplerin dikkatini çekti.Hij kreeg dan ook interesse van Europese clubs.
Avrupa takımlarının böylece dikkatini geçti.Hij wekte de interesse op van verschillende Europese teams.
Burada CA Juventus takımının dikkatini çekti.Daarin verloor de ploeg van Juventus.
2008 yılında Athletic de Bilbao'nun dikkatini çekmesiyle oraya transfer oldu.In 2008 stapte hij over naar rivaal Athletic Bilbao.
Niye bu dikkatimi çekmelidir?Waarom is deze anamnese zo belangrijk?
Varat'ın Osmanlı yönetimine geçmesi Habsburg yönetiminin dikkatini çekmişti.De bisschop zelf dreigde onder Habsburgse controle te komen.
Michael'ın dikkati tuvaletten sızan sudaydı.Michael komt terug van het toilet.
Leibniz Almanca konuşan Avrupa’yı korumak için Louis’in dikkatinin dağıtılması gerektiğini önerdi.Leibniz stelde voor om Duitstalig Europa te beschermen door Lodewijk als volgt af te leiden.
Burada Sarah'nın vücüdu bilimsel çevrelerin dikkatini çeker.Haar natuurkundeleraar wekte Sara’s interesse in wetenschap op.
Bu olaylardan sonra ise başta Kayseri Erciyesspor olmak üzere birçok Süper Lig ekibinin dikkatini çekti.Dat is dan ook de reden dat ze in het begin een stapel kadavers dachten te zien.
Bu dönemdeki şovları bir yapımcının dikkatini çekti.Deze displays vergroten de aandacht voor een product.
Sezon sonunda birçok kulübün dikkatini çekti.Na het seizoen was er interesse van diverse clubs.
Burada daha da büyük kulüplerin dikkatini çekti.Er kwam steeds meer belangstelling van grote clubs.
Anında durumu yerel medyanın dikkatini çekti.Aan deze gebeurtenis werd aandacht gegeven door de nationale media.
Biraz dikkatinizi çekebilir miyim?Mag ik jullie aandacht even?
Bana biraz dikkatinizi verebilir misiniz?Mag ik jullie aandacht even?
Öyküsü nedeniyle zengin bir Baltimorelu olan John P. Kennedy'nin dikkatini çekti.Utwór zwrócił uwagę Johna P. Kennedy’ego, mieszkańca Baltimore ze sporym majątkiem.
Böylece medyanın dikkatini çekmek zapin kendisinden daha önemli oldu.Wzrosło natomiast zainteresowanie mediów jego osobą.
Cephesoinde üç dikkati çeker Gotik stilde giriş vardır.Przetrwały trzy portale w stylu gotyckim.
Burada Avrupalı kulüplerin dikkatini çekti.Nim zainteresowali się skauci europejskich klubów.
Basının da dikkatini çeker, Büyük Britanya'da son derece popüler olur.Serial był i nadal jest, niesamowicie popularny na całym świecie.
Avrupa takımlarının böylece dikkatini geçti.W turnieju tym wystąpiły same drużyny z Europy.
Nicolas Poussin'in dikkatini çekti.Przyjaźnił się z Nicolasem Poussinem.
Başarıları Death'in dikkatini çekmişti.Swoimi sukcesami ściągnął uwagę mediów.
Bu açılış aynı zamanda okuyucunun dikkatini hemen çekip onu öyküye yöneltmeye de yarar.Wstęp służy także do zwrócenia uwagi czytelnika i wprowadzenia go w fabułę.
Burada "İngiltere ülkesi" terimine dikkati çekmek gerekmektedir.Przy słowie „England” podświetlony jest obszar całej Wielkiej Brytanii.
Niye bu dikkatimi çekmelidir?Skąd nagle takie zainteresowanie?
Sürekli olarak oraya giderek Hitler'in dikkatini çekti.Zawsze wpadał w panikę, gdy był wzywany do Hitlera.
Bu dönemlerde devlet ve toplum düzenindeki bozulmalar hükümdarların da dikkatini çekmekteydi.W kraju widoczne było powszechne niezadowolenie z ówczesnego poziomu życia i polityki rządzących.
Tiyatro oyunları kadar, sade anlatımıyla günlük yaşamın ayrıntılarını işlediği öyküleri ile de dikkati çeker.Ma dar jasnowidzenia, wszystkie wydarzenia z życia notuje w swoim dzienniku.
"Kamuoyunun Dikkatine".Rozmowy o społeczeństwie nadzorowanym”.
Bu dönemde Antrenör Recep Altun'un dikkatini çeken Selçuk, bu hocayla da özel çalışmalarına devam etti.Jest także trener Aleš Pipan, który miał wpływ na moją karierę.
ACTA ilk bir tartışma kağıt yüklendiği sonra 2008 yılı Mayıs ayında kamuoyunun dikkatini geldi Wikileaks.Första gången som ACTA offentligt uppmärksammas var i maj 2008 då delar av förslaget läckte till Wikileaks.
Auguste Rodin'in dikkatini çekti.Tänkaren av Auguste Rodin.
22 yıldır Lopez'in özel hayatı medyanın dikkatini çekmiştir.Lopez privatliv har i över 15 år genererat global uppmärksamhet i media.
Öyküsü nedeniyle zengin bir Baltimorelu olan John P. Kennedy'nin dikkatini çekti.Berättelsen gjorde att John P. Kennedy, en rik man i Baltimore, fick upp ögonen för Poe.
Burada Avrupalı kulüplerin dikkatini çekti.Detta gjorde att nu europeiska klubbar fick upp ögonen för honom.
Bu durum, aylakların dikkatini çeker.På så sätt gör de honorna uppmärksam på sig.
O dönemde kıtlık haberleri mümkün olduğunca sansürlenerek dünyanın dikkatinden saklanmıştır.Sedan dess har divisionen fortsatt att bistå med katastrofhjälp i hela världen när möjligt.
Burada daha da büyük kulüplerin dikkatini çekti.Detta ledde till intresse från större klubbar.
Çocuklardan biri anlatıcının kilisede dikkatini çeken kız, diğeri ise yedi yaşlarında bir oğlan çocuğudur.I romanen är ett av nyckelvittnena en pojke i samma ålder.
Ama yine de onun dikkatini çekebiliyorum.Det kan dock även täcka huvudet.
Zaharoff I. Dünya Savaşı'nın hemen ertesinde dikkatini Türkiye üzerinde toplamıştır.Hedges kritiserade tidigt Irakkriget.
Anında durumu yerel medyanın dikkatini çekti.Insatsen blev omnämnd i den lokala pressen.
DYC'lerin çarpma tahminleri çoğu zaman Dünya haberlerinde dikkati çeker.Restons död uppmärksammades stort i media världen över.
Kısa süre sonra 9th Wonder'ın dikkatini çekti ve onun himayesinde solo kariyerine adım attı.Efter det ringde hon larmnumret 9-1-1 och gömde sig själv under en bänk.
Yaşadığı dönemde az basılan eserleri kamuoyunun dikkatini çekmemiştir.Hans arbete väckte knappt någon uppmärksamhet under hans levnadstid.
Alman devletleri üzerindeki Avusturya etkisinin azalması, Avusturya'nın dikkatini Balkanlara çevirdi.Кінець домінування Австрії серед німецьких держав змінив центр її уваги на Балкани.
Performansı ile Marsilya'nın dikkatini çekti.Особливо привертав його увагу Марс.
Burada dikkati çeken nokta savaş için hazırlıkların hızlı bir şekilde yapılmasıdır.Основне завдання, яке він поставив перед ними, полягало у прискореній підготовці до війни.
Niye bu dikkatimi çekmelidir?Навіщо нам вислуховувати ці дурниці?