Yönetmen Jean-Luc Godard'ın dikkatini çektiği ergenlik döneminde Fransa'ya taşındı.Detmers se mudó a Francia siendo una adolescente, en donde captó la atención del director Jean-Luc Godard.
Michelangelo dikkati acı ve katlanmaya yoğunlaştırdı.Miguel Ángel concentró su atención en la descripción del dolor y del sufrimiento.
Daha sonraki maçta da 1-2-3 Kid, Razor Ramon'un dikkatini dağıtarak elenmesine sebep olur.Además, luego de que 1-2-3 Kid derrotara a Razor Ramon, se terminó por catalogar a Kid como un upper-card.
Bu sonuç Rusların dikkatini tekrar Orta Asya'ya çekti.Al final escuchamos de nuevo el tema ruso.
Hans Zimmer'in dikkatini çeker ve Hans Zimmer'e ait Remote Control Productions şirketinde çalışmaya başlar.Compositores que están o han trabajado con Hans Zimmer en Remote Control Productions.
Dikkatini çekmiştir.Me llamó la atención.
Roddy maçı Riley'in Miz'in dikkatini dağıtmasıyla kazandı.Escuchan atentamente la conversación de Riley con Victoria.
1990'ların sonunda Madonna'nın dikkatini çekti.Fue el último sencillo de Madonna en los años 1990.
Gürcistan nüfusu, etnik çeşitlilik göstermesiyle dikkati çeker.ZBT valora la diversidad étnica de sus miembros.
M.I.A. kendi bölümünde kameralara orta parmak hareketi yapınca gösteri medya kuruluşlarının dikkatini çekti.Las emisoras de FM, una vez aparecieron en el país, captaron la atención de los oyentes.
Kısa sürede büyük takımların dikkatini çekmeyi başardı.Pronto atrajo la atención de sus superiores.
Niye bu dikkatimi çekmelidir?¿Por qué he de ocultarlo?
Charlotte, dikkati dağılan Natalya'ya Figure Eight Leglock yaptı ve onu pes ettirdi.Charlotte forzó a Natalya a rendirse con un «Figure-Eight Leglock».
Ancak, Homer'ın dikkatini çekmekten zevk alır.Por lo que abraza a Homer.
Onun bu hali Mekkelilerin dikkatinden kaçmamıştı.Miss Maja no se salvó de esos señalamientos.
4/4vuruşlarındaki sertlik ile dikkati çeker.El 4/4 significa que hay cuatro pulsos por compás.
Sosyal barışa ulaşan Kádár, dikkatini ekonomik gelişime yöneltti.El interés por el entorno social le llevó a estudiar Economía.
Onun dikkati dağılmış.Lui è distratto.
Dikkatini çekmeye çalışıyorum.Sto cercando di catturare la tua attenzione.
Bir şey Tom'un dikkatini çekmiş gibi görünüyor.Sembra che qualcosa abbia attirato l'attenzione di Tom.
Artık dikkatinizi çektiğime göre size söyleyeceğim şeyler var."È come se, ora che ho la vostra attenzione, avessi alcune cose da dirvi”.
Niye bu dikkatimi çekmelidir?Perché questa precauzione?
1032 yılında, Pandulf dikkatini Sergius'un eski müttefiki Gaetalı V. John'a yöneltti.Nel 1032, Pandolfo rivolse la sua attenzione ad un vecchio alleato di Sergio, Giovanni V di Gaeta.
Acısından dikkati dağılan Dale, bir zombi saldırısı sırasında kontrolünü kaybeder ve ısırılır.Distrutto dal dolore, Dale abbassa la guardia durante l'attacco di un gruppo di zombi e viene morso.
Gelişmekte olan sporun şiddetli doğası, ABD makamlarının dikkatini çekti.La natura violenta del nuovo fiorente sport lo portò presto all'attenzione delle autorità degli Stati Uniti.
Meg, bir gün, okul performansına katıldı ve bir ses dikkatini çekti.Un giorno MEG stava seguendo in una scuola le performance di diverse band, e una voce si distinse.
Dinleyicinin dikkatini çekmemeye çalışır.Non vogliono disturbare l'audience.
Buna rağmen Ünlü, A takımın dikkatini çekmişti.Eppure cominciò ad essere guardato con rispetto dalle grandi squadre.
Yaşadığı dönemde az basılan eserleri kamuoyunun dikkatini çekmemiştir.Quel poco che fu pubblicato durante la sua vita riscontrò una scarsa attenzione da parte del pubblico.
2008 yılında Athletic de Bilbao'nun dikkatini çekmesiyle oraya transfer oldu.Nel 1990 fu acquistato dall'Athletic Bilbao.
Kafes içindeki köpeklerin yanına bırakılarak köpeğin dikkatini dağıtmaya yarar.Se non vuoi lasciare il tuo cane a casa prenditi cura di lui.
Dikkatini çekmiştir.Dell'attenzione.
Fakat ne yapsa onun dikkatini çekemez.Qualunque cosa ascolti, non la dimentica.
Kısa zamanda sanat dünyasının dikkatini çekerek uluslararası müze ve sergilerde de gösterildi.Contemporaneamente stava nascendo e diffondendosi, presso le corti europee, la Commedia dell'Arte.
Amancio burada Real Madrid gibi büyük takımların gözlemcilerinin dikkatini çekti.Marcos iniziò a giocare nelle giovanili del Real Madrid.
Hopiler kiremitler ile inşa ettikleri çok katlı evler ile dikkati çekerler.È stato osservato costruire tende con grandi foglie.
Hans Zimmer'in dikkatini çeker ve Hans Zimmer'e ait Remote Control Productions şirketinde çalışmaya başlar.Fa parte del team di compositori della Remote Control Productions di Hans Zimmer.
İkinci tip bulanık küme aralığı en çok dikkati çeken oldu.La posizione in accorciamento sembra essere la più controversa.
Bu telhisler Sultan II. Mahmud'un dikkatini çekti.Questo luogo era una volta il ritrovo preferito del sultano Mahmud II.
Futbolda oyun kurucu özelliği ile dikkati çekti.I libri illustrano il gioco del calcio in modo divertente.
Basının da dikkatini çeker, Büyük Britanya'da son derece popüler olur.Il discorso lo fa diventare estremamente popolare per il popolo inglese.
1990'ların sonunda Madonna'nın dikkatini çekti.Alla fine degli anni 70 Madeleine divenne completamente cieca.
O sırada Meg, Joe'nun oğlu Kevin'in dikkatini çekmeye çalışır.Nel frattempo, Amy conosce il figlio di Josh, Jimmy.
Daha sonra Almanya Takımları'nın dikkatini çekmiştir.Questo attirò l'attenzione dei sottomarini tedeschi.
Bu süre boyunca World Championship Wrestling'in (WCW) dikkatini çekti.Ha inoltre combattuto per molto tempo nella World Championship Wrestling (WCW).
Bunlardan sonra politika dikkatini hemen hemen sadece İtalya'daki devletlerin politikalarına teksif etti.Qualche mese dopo, però, fu ancora la politica estera a concentrare l'attenzione degli italiani.
Dikkatimizi çeken ancak önemli olmayan pek çok nokta vardı."E peggio ancora, da un punto di vista più ampio, abbiamo trascurato molti problemi importanti.”
İşten dikkatini dağıtma.Не отвлекайся от работы.
Dikkatini yola ver.Следи за дорогой.
Dikkatinizi yola verin.Следите за дорогой.
Rusçaya çevrildiği için dikkatimi çekti.Это привлекло моё внимание, потому что было переведено на русский язык.
Güzel bir kız Tom'un dikkatini çekti.Красивая девушка привлекла внимание Тома.
Film izleyiciler ve eleştirmenlerin dikkatini çekti ve öğrenci film festivallerine katıldı.Его фильмы привлекали внимание зрителей и критиков, а также принимали участие в студенческих фестивалях.
Kısa zamanda sesi ve ilahilere getirdiği özgün yorumları ile dikkati çekti.Уже при жизни народная молва приписывала ему прозорливость и чудотворения.
Niye bu dikkatimi çekmelidir?Зачем это подчёркивать?
Malatyaspor'da son maçlarda dört gol atarak dikkat çekti ve birçok kulübün dikkatini çekti.Энрикес забивал почти в каждом втором матче и привлек внимание многих клубов.
Ünlü tasarımcı Marc Jacobs'ın dikkatini çekti.Модель закрыла шоу Marc Jacobs.
Her ne olursa olsun dikkatimi başka her şeyden çekip 'Ben' duygusunda kalmaya devam ettim.Что бы ни происходило, я отводил от этого своё внимание и оставался с чувством „я есть“.
Marburg virüsü, 1967'de tespit edildi, 2005'te Angola'da meydana gelen salgın basının dikkatini çekmişti.Марбургский вирус привлёк широкое внимание прессы в апреле 2005 года из-за вспышки в Анголе.
1999 yılında Vojvodina’nın dikkatini çekti.Обратил на себя внимание Канкава в 2004 году.