O, çekmeceyi açarken dikkatliydi.She was careful opening the drawer.
O onun dikkatini çekmek için kasten mendilini düşürdü.She dropped her handkerchief on purpose to draw his attention.
Dikkatsiz hatası tarafından kafası karıştığı için, gözyaşlarına gömüldü.Confused by her careless mistake, she burst into tears.
Dikkatsizliği ile işini bozdu.She has spoiled her work by being careless.
Dikkatsiz araba sürdüğü için cezalandırıldı.She was punished for careless driving.
O daima dikkatsiz sürücüleri eleştiriyor.She is always critical of reckless drivers.
Onların işi, haberleri açıkça ve dikkatlice okumaktır.Their job is to read the news clearly and carefully.
Dikkatsizlik çoğunlukla kazalarla sonuçlanır.Carelessness often results in accidents.
Dikkatsizlik ciddi bir kazaya neden olabilir.Carelessness can lead to a serious accident.
Dikkatsizlik çoğunlukla kazalara neden olur.Carelessness often causes accidents.
Dikkatsiz araba sürme kazalara neden olmaktadır.Careless driving causes accidents.
Dikkatsiz bir insan sık sık hatalar yapar.A careless man often makes mistakes.
Dikkatsiz bir insan hata yapmaya eğilimlidir.A careless person is apt to make mistakes.
Üşütmemek için dikkatli olsan iyi olur.You'd better be careful not to catch cold.
Şeylerin üzerinde çok dikkatlice düşünmeyi seven tipim.I'm the type who likes to think things over very carefully.
Duvardaki haritaya dikkatlice bak.Look at the map on the wall carefully.
Ben çalışırken dikkatimi dağıtmayın.Don't distract me while I am studying.
Lütfen söylemek zorunda olduğum şeyi dikkatle dinle.Please listen carefully to what I have to say.
Uyuyan bebeği uyandırmamaya dikkat et.Take care not to awake the sleeping baby.
Köpeğe dikkat!Beware of the dog!
Top oynarken daha dikkatli olmalısın.You have to be more careful when you play ball.
İlaç alırken şişe üzerindeki yönergeleri dikkatle izleyin.When taking drugs, follow the directions on the bottle carefully.
İlaç içerken şişe üzerindeki talimatlara dikkatlice uyun.When taking drugs, follow the directions on the bottle carefully.
Arkadaşlarınızı seçerken çok dikkatli olamazsınız.You cannot be too careful in choosing your friends.
Bizim arkadaşlarımızı seçerken çok dikkatli olamamamız doğrudur.It is true that we cannot be too careful choosing our friends.
Arkadaşlarının seçiminde dikkatli olmalısın.You should be careful in your choice of friends.
Arkadaş seçerken dikkatli olmalısın.You should be careful in choosing friends.
Arkadaşlarını seçmede dikkatli olmalısın.You must be careful in choosing your friends.
Arkadaşlarını çok dikkatli seçmelisin.You should choose your friends very carefully.
Kamuoyunu dikkate alın.Heed public opinion.
Dikkatli hazırlıklar başarıyı garantiler.Careful preparations ensure success.
Benim talimatlarımı dikkate almadan geldi.He came regardless of my instructions.
Yumurtaları kırmamaya dikkat et.Take care not to break the eggs.
Yumurtaları düşürmemek için dikkatli olmalısın.You must be careful not to drop the eggs.
İkisinin arasında dikkate değer farklılıklar var.There are noticeable differences between the two.
Yaşlı kadın ziyaretçiyi dikkatle inceledi.The old woman studied the visitor carefully.
Ah, peki. Görüşürüz. Ama dikkatli sür.Oh, OK. See you. But drive carefully.
Dikkat! Yalnızca +18.WARNING - 18+ ONLY.
Sabahları ve akşamları hava soğur, bu yüzden nasıl giyineceğime dikkat etmek istiyorum.It gets cold in the mornings and evenings, so I want to take care how I dress.
Dikkat et! Bir polis ajan etrafı gözetliyor.Watch out! A police spy is snooping around.
Dikkatli davranmalısın.You should behave carefully.
Kendi güvenliğine daha fazla dikkat etmelisin.You should pay more attention to your own safety.
Ne yiyip içtiğine özel dikkat göstermek zorundasın.You have to pay special attention to what you eat and drink.
Araba kullanırken dikkatli olmalısın.You must be careful when you drive a car.
Lütfen bu vazoyu kırmamak için dikkatli ol.Please be careful not to break this vase.
Bu vazoyu kırmamak için dikkatli ol.Please be careful that you don't break this vase.
O, giyinme tarzı hakkında dikkatsizdir.She is careless about the way she dresses.
O, onun nasıl giyindiğine fazla dikkat etmez.She doesn't pay much attention to how she dresses.
O, nasıl giyindiğine pek dikkat etmez.She doesn't care how she dresses.
O, kırmızı bir elbise giydiği için dikkat çekti.She stood out because she was wearing a red dress.
Onun sağlığı konusunda dikkatli ol, o nadiren hasta olur.Being careful about his health, he seldom gets sick.
Sağlığı hakkında dikkatli olduğundan dolayı o nadiren hastalanır.He seldom gets sick because he is careful about his health.
O, sağlığı hakkında dikkatli olduğu için neredeyse hiç hasta olmaz.He almost never gets sick because he is careful about his health.
Dikkatli olması için ona bağırdık.We yelled at her to take care.
O bütün dikkatini ona veriyor.He is giving his whole attention to that.
Eğer dikkat etmezsen yakında suya düşeceksin.If you don't watch out, you'll soon fall in the water.
Bu sabah istasyonda, kalın harfli bir afiş onun dikkatini çekti.This morning at the station, her attention was caught by a poster with bold letters.
Kendinize dikkat edin!Take care of yourselves!
Caddeyi geçerken dikkatli olun.Be careful crossing the street.
Ormanda ateş ile dikkatli ol.Be careful with fire in the woods.