Tom'u dikkatlice izledim.I watched Tom carefully.
Sen dikkat etmiyorsun.You don't pay attention.
Dikkatli lütfen.Careful, please.
Ben sonuçların ne olduğuna dikkat etmem.I don't care what the consequences are.
Başka bir şeyin dikkatimizi dağıtmasına izin verme.Don't let anything else distract us.
Kendime dikkat edebilirim.I can look out for myself.
Ben senin için pek çok dikkat ederim.I care a great deal for you.
Karar vermeden önce seçeneklerimi dikkatlice düşündüm.I carefully considered my options before making my decision.
Bir tek kelime kaçırmadan büyük bir dikkatle dinledik.We listened with great care, not missing a single word.
Tom'un gerçekten dikkat ettiğini düşünmüyordum.I didn't think Tom was really paying attention.
Ben bizim onu kime verdiğimize dikkat etmem.I don't care who we give it to.
Bunu iki kez söylemek için vaktim yok, bu yüzden dikkatli dinle.I don't have time to say this twice, so listen carefully.
Herkesin dikkatini çekmek zorunda kaldım.I had to get everyone's attention.
Ben onu dikkate almadım.I hadn't considered that.
Dikkatimi veriyorum.I've been paying attention.
Bana daha fazla dikkat etmem gerektiği söylendi.I've been told that I should pay more attention.
Buna o kadar dikkat etmedim.I haven't given it much thought.
Çok dikkatli olmalıyım, Tom.I've got to be very careful, Tom.
Tom'un bazı dikkate değer şeyler yaptığını gördüm.I've seen Tom do some pretty remarkable things.
Senin dikkat ettiğini umuyorum.I hope you've been paying attention.
Gerçekten dikkat etmiyordum.I really wasn't paying attention.
Sana Tom'u dikkatle izlemeni söyledim.I told you to watch Tom carefully.
Şimdi dikkat edin, çocuklar.Now pay attention, children.
Ben sadece dikkat vermiyordum.I just wasn't paying attention.
Neye dikkat edeceğimi biliyorum.I know what to look out for.
Zarfı dikkatle aç, yani yırtma.Open the envelope carefully so it doesn't tear.
Herkesin dikkatini çekebilir miyim, lütfen?May I have everyone's attention, please?
Tom öğretmenine dikkat etti.Tom paid attention to his teacher.
Dikkatli olmazsan onu kırarsın.You'll break it if you're not careful.
Daha çok dikkat etmeliydim.I should've paid more attention.
Çok dikkatli devam etmeni öneriyorum.I suggest that you proceed very carefully.
Dikkatli dinlemeni öneririm.I suggest you listen carefully.
Sanırım gelecek sefer daha dikkatli olsam iyi olur.I suppose I'd better be more careful the next time.
Sanırım gelecekte daha dikkatli olmak zorunda kalacağım.I suppose I'll have to be more careful in the future.
Sanırım sınıfta daha fazla dikkat etmelisin.I think you ought to pay more attention in class.
Dikkatli düşündükten sonra onun teklifini kabul etmemeye karar verdim.After careful consideration, I have decided not to accept this offer.
Geçmişi geride bırak ve şimdiye dikkat et.Leave the past behind and take care of the present.
Onun söylediğine dikkat et!Pay attention to what he's saying!
Bisikletlilere ve yayalara dikkat edin.Watch out for cyclists and pedestrians.
Tom'un oldukça dikkate değer bir kişi olduğunu düşünüyorum.I think Tom is a pretty remarkable person.
Dikkatinizi rica edebilir miyim?Do I have your attention?
Hepinizin dikkatinizi verebilir misiniz lütfen ?May I have the attention of all of you, please?
O sadece benim dikkatimi çekmek istiyor.He just wants my attention.
Tom parmak izlerini bıçaktan dikkatlice sildi.Tom carefully wiped his fingerprints off the knife.
Annenin tavsiyesini dikkate almalısın.You should take into consideration the advice of your mother.
Hedefe odaklan. Başka her şey dikkat dağıtır.Focus on the goal. Everything else is a distraction.
O beni sabırla ve çok dikkatle dinledi.She listened to me patiently and very attentively.
O beni sabırla ve çok dikkatli olarak dinledi.She listened to me patiently and very carefully.
Eğer dikkatli değilsen yine bir hata yaparsın.If you're not careful, you'll make a mistake again.
Eğer dikkatli olmazsan, bir hata daha yaparsın.If you're not careful, you'll make another mistake.
Dikkatli olmazsan, bir daha başarısız olacaksın.If you aren't careful, you'll fail again.
Dikkat edin de ateş sönmesin.Don't let the fire burn out.
Dikkat et! Elbise kolun çorbanın içinde.Careful! Your sleeve is in the soup.
Tom biraz daha dikkatli olsaydı yaralanmazdı.Tom wouldn't have gotten hurt if he'd been a little more careful.
Daha dikkatli olsaydım bu durumda olmazdım.I wouldn't be in this situation if I had been more careful.
Tom sözleşmeyi dikkatle okuduktan sonra imzaladı.Tom signed the contract after reading it carefully.
Tom'un onu dikkate alacağından eminim.I'm sure Tom will take that into consideration.
Ben yalnızca bütün olasılıkları dikkate almaya çalışıyorum.I'm just trying to consider all possibilities.
Tom ne yediği ve içtiği hakkında dikkatlidir.Tom is careful about what he eats and drinks.
Dikkatli olmazsak hepimiz öldürüleceğiz.We'll all be killed if we aren't careful.