Ana içeriğe geç
Sözlük

diken ile cümle

diken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Dikensiz bir gül yoktur.There is no rose without a thorn.
Her gülün dikeni vardır.Every rose has its thorn.
Gülü seven dikenine katlanır.Love me, love my dog.
Hayalet görünce öyle korktum ki tüylerim diken diken oldu.When I saw the ghost, I was so frightened that my hair stood on end.
Boğazında sıkışmış bir diken gibi.Like a thorn stuck in your throat.
Annem bizim ailede giysiler diken tek kişidir.My mother is the only one who sews clothes in our family.
Dikensiz güller yoktur.There are no roses without thorns.
Güzel çiçeklerin dikenleri vardır.Beautiful flowers have thorns.
Zaman gülleri soldurur, fakat dikenleri kırar.Time withers the roses, but wears down the thorns.
Özgür irade sorunu din için bir dikenli bir bilmece.The question of free will is a prickly conundrum to religion.
Dikenleri olmayan bir gül yoktur.There is no rose without thorns.
Benim dikenli ıstakoza alerjim var.I'm allergic to spiny lobster.
Japon dikenli ıstakoz'una alerjim var.I'm allergic to Japanese spiny lobster.
Korkunç sahne onun tüylerini diken diken etti.The terrible scene sent shivers down his spine.
Her gülün dikenleri vardır.Every rose has its thorns.
Parmağımda bir diken var.I got a thorn in my finger.
Bina dikenli tel çitle çevrilmiş.The building is surrounded by a barbed wire fence.
O ağacı diken kişisin.You're the one who planted that tree.
Güllerin dikenleri var.Roses have thorns.
Gülün sadece ona dokunmak isteyenler için dikenleri vardır.The rose has thorns only for those who want to touch it.
Diken ekenlerin gül hasat etmeyi beklememeleri gerekir.Whoever sows thorns shouldn't expect to harvest roses.
En güzel çiçeklerin en keskin dikenleri vardır.The most beautiful flowers have the sharpest thorns.
Bu benim tüylerimi diken diken ediyor.It gives me the shivers.
Güllerin saplarında dikenleri var.Roses have thorns on their stems.
Tom dikenli tel altında süründü.Tom crawled under the barbed wire.
Bahçemize güller diken kişi Tom'du.Tom was the one who planted the roses in our garden.
Tüylerim diken diken oldu.I've got goose bumps.
Hikaye tüylerimi diken diken etti.The story gave me goosebumps.
O benim tüylerimi diken diken eder.That gives me goosebumps.
Neden kaktüslerin dikenleri olduğunu biliyor musun?Do you know why cacti have spines?
Benim ceket dikenli tel üzerinde bir diken üzerinde yakalandı.My coat got caught on a barb on the barbed wire.
Gülü kırmak isterseniz dikenlerin sıkışmasından korkmayın.Don't fear the stinging of the thorns if you want to break the rose.
Devedikenden daha dikenli bir bitki yoktur.There's no plant more prickly than a thistle.
Bu ağaçları diken kişi Tom'du.Tom was the one who planted these trees.
Emilien kızarmış dikenli incir yemek istiyor.Emilien wants to eat fried prickly pears.
Bu çiçekleri diken kişi Tom'du.Tom was the one who planted these flowers.
Bu ağacı diken benim.I'm the one who planted this tree.
Hayat dikensiz gül bahçesi değildir.Life is not a sea of roses.
Tom'un yanındayken kendimi hep diken üstünde hissediyorum.I feel like I'm always walking on eggshells when I'm with Tom.
Dikenli bir konu.The issue is a prickly one.
Bir diken Atatürk'ün parmağına batar, çocuk bir dikenin nasıl Atatürk'ün elini delebildiğini sorar.The boy asks how a thorn can prick Atatürk's hand.
İleri geri oynayabilen dikenli hortumları vardır.A strong-marking forward who has ability to play back.
Üst yüzeyleri kaba olup, uzunlamasına şekilde düzenlenmiş, topuz şeklindeki dikenlerle kaplıdır.It is elongated and flattened in shape, with large eyes.
İngiltere'de funda (Calluna vulgaris) ve dikenli katırtırnağı (Ulex europaeus) üzerinde yaşar.They also feed on European gorse (Ulex europaeus).
Nematikler aynı zamanda 'hedgehog' (kirpi, dikenli) denen topolojik kusurlar gösterir.Nematics also exhibit so-called "hedgehog" topological defects.
Van Gogh, pencereden süzülen ışığın dikiş diken kadın üzerindeki etkisini gösterir.Van Gogh shows the effect of the light streaming in the window on her sewing.
Orta derecede dikenlidir.Very different from up the middle.
Bu bitkinin ilginç ismi, aslında bir boğa boynuzuna benzeyen dikenlerinin şeklinden gelir.The name comes from the shape of the thorns which do indeed resemble the horns of a bull.
Bu küçük ötücü kuşlar kalın dikenli fundalarda bulunur.These small passerine birds are found in open deciduous woodland.
Bütün stegosaurların kuyruk bölgelerinde bir veya birden fazla dikenlere sahiptir.Every stage has one or more of these stationary fortresses.
Sırtında 2 sıra dikeni bulundurur.He is hit twice in the back.
Dikenler sert ve çok keskindir, yumuşak yüzeyleri kolaylıkla delebilirler.The spines are stiff and very sharp, and readily pierce through soft surfaces.
Denizyıldızları ve diğer derisi dikenliler deniz kirliliğine karşı duyarlıdırlar.Starfish and other echinoderms are sensitive to marine pollution.
Yaprak sapının her iki tarafında batıcı dikenler bulunur.In addition, there are lightening cuts on each side of the buttstock.
Daha sonra sertleşip gerçek bir diken görünümü alır.You shrink up and get a false view of life.
Tehlike sırasında çoğu, tostoparlak olur ve dikenlerini dışta bırakarak kendini korur.When forced they sometimes choose to hide by submerging themselves.
Aboral yüzde sayısız küçük dikenleri bulunur.The tegument bears a large number of small tubercules.
Eğer iyi hissetmeni engellemesini isteseydim onu dikenli olarak falan yaratırdım.If I should catch you, I'll make you walk the plank.
Meyve üzeri dikenli veya düz büyük bir kapsüldür.The fruit is a straight or coiling capsule.
Dikenli ıstakoz, Antil denizinin her yerinde görülür.This salt dust can be found everywhere near the coast.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod