‹‹Giysinin dört yerine püskül dikeceksin.››你 要 在 所 披 的 外 衣 上 四 圍 作 繸 子
‹‹Giysinin dört yerine püskül dikeceksin.››你 要 在 所 披 的 外衣 上 四 圍 作 繸子
Onlara iyilik etmekten sevinç duyacağım; gerçekten bütün yüreğimle, bütün canımla onları bu ülkede dikeceğim.Aku akan senang berbuat baik kepada mereka, dan membuat mereka menetap di negeri ini untuk selama-lamanya
Onlara iyilik etmekten sevinç duyacağım; gerçekten bütün yüreğimle, bütün canımla onları bu ülkede dikeceğim.Godrò nel beneficarli, li fisserò stabilmente in questo paese, con tutto il cuore e con tutta l'anima»
Onlara iyilik etmekten sevinç duyacağım; gerçekten bütün yüreğimle, bütün canımla onları bu ülkede dikeceğim.내가 기쁨으로 그들에게 복을 주되 정녕히 나의 마음과 정신을 다하여 그들을 이 땅에 심으리라
Onlara iyilik etmekten sevinç duyacağım; gerçekten bütün yüreğimle, bütün canımla onları bu ülkede dikeceğim.Met vreugde zal Ik het goede voor hen doen en Ik zal hen opnieuw in dit land planten, met grote blijdschap.
Onlara iyilik etmekten sevinç duyacağım; gerçekten bütün yüreğimle, bütün canımla onları bu ülkede dikeceğim.Ta sẽ lấy làm vui mà làm phước cho, và chắc hết lòng hết linh hồn trồng chúng nó trong đất nầy.
Onlara iyilik etmekten sevinç duyacağım; gerçekten bütün yüreğimle, bütün canımla onları bu ülkede dikeceğim.Ta sẽ lấy_làm vui mà làm_phước cho , và chắc hết_lòng hết linh_hồn trồng chúng_nó trong đất nầy .
Onlara iyilik etmekten sevinç duyacağım; gerçekten bütün yüreğimle, bütün canımla onları bu ülkede dikeceğim.וששתי עליהם להטיב אותם ונטעתים בארץ הזאת באמת בכל לבי ובכל נפשי׃
Onlara iyilik etmekten sevinç duyacağım; gerçekten bütün yüreğimle, bütün canımla onları bu ülkede dikeceğim.وافرح بهم لاحسن اليهم واغرسهم في هذه الارض بالامانة بكل قلبي وبكل نفسي.
Onlara iyilik etmekten sevinç duyacağım; gerçekten bütün yüreğimle, bütün canımla onları bu ülkede dikeceğim.我 必 歡 喜 施 恩 與 他 們 、 要 盡 心 盡 意 、 誠 誠 實 實 、 將 他 們 栽 於 此 地
Onlara iyilik etmekten sevinç duyacağım; gerçekten bütün yüreğimle, bütün canımla onları bu ülkede dikeceğim.我 必歡 喜 施恩 與他們 、 要 盡心盡意 、 誠誠 實實 、 將 他 們栽於 此地
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Ainda plantarás vinhas nos montes de Samária; os plantadores plantarão e gozarão dos frutos.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Di nuovo pianterai vigne sulle colline di Samaria; i piantatori, dopo aver piantato, raccoglieranno
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Du sollst wiederum Weinberge pflanzen an den Bergen Samarias; pflanzen wird man sie und ihre Früchte genießen.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Ennu en gang skal du plante vingårder på Samarias fjell; de som planter dem, skal også ta dem i bruk.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.ešte budeš sadiť vinice na vrchoch Samárie; sadiť budú sadiaci a budú užívať obecné po rokoch prvotín.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Ještě štěpovati budeš vinice v horách Samařských, štěpovati budou štěpaři i jísti.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Jeszcze będziesz sadziła winnice na górach Samaryjskich; a szczepiący szczepić będą i jeść będą.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Kamu akan membuka kebun anggur di pegunungan Samaria, dan yang menanam akan memetik buahnya pula
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.네가 다시 사마리아 산들에 포도원을 심되 심는 자가 심고 그 과실을 먹으리라
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Még szõlõket plántálsz Samariának hegyein; a kik plántálják a plántákat, élnek is azok gyümölcsével.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Ngươi sẽ lại trồng vườn nho trên núi Sa-ma-ri , những kẻ trồng sẽ trồng và sẽ được hái trái .
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Ngươi sẽ lại trồng vườn nho trên núi Sa-ma-ri, những kẻ trồng sẽ trồng và sẽ được hái trái.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Otra vez plantarás viñas en los montes de Samaria, y los que las planten gozarán del fruto
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Sinä istutat jälleen viinitarhoja Samarian vuorille; ne, jotka istuttavat, saavat korjata hedelmätkin.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Vei sădi iarăş vii pe înălţimile Samariei; ceice le vor sădi, le vor culege şi roadele.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Vin skal du atter plante på Samarias Bjerge, plante skal du og høste.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Zopet boš sadila vinograde na gorah v Samariji; sadili bodo sadilci in uživali sad.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.Пак ще насадиш лозя на самарийските планини; Ония, които ги насадят, те ще ядат плода им.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.עוד תטעי כרמים בהרי שמרון נטעו נטעים וחללו׃
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.تغرسين بعد كروما في جبال السامرة. يغرس الغارسون ويبتكرون.
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.又 必 在 撒 瑪 利 亞 的 山 上 、 栽 種 葡 萄 園 、 栽 種 的 人 要 享 用 所 結 的 果 子
Samiriye dağlarında yine bağ dikeceksin; Bağ dikenler üzümünü yiyecekler.又 必 在 撒瑪利亞 的 山上 、 栽種 葡萄園 、 栽種 的 人 要 享用 所 結 的 果子