Ana içeriğe geç
Sözlük

dik ile cümle

dik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom dikkat etmiyor.Tom doesn't pay any attention.
Tom'u dikkatlice izledim.I watched Tom carefully.
Sen dikkat etmiyorsun.You don't pay attention.
Dikkatli lütfen.Careful, please.
Bitişik yazıyı okuyamıyorum, dik yazıyla yazabilir misin lütfen?I can't read cursive, so could you write in block letters, please?
Ben sonuçların ne olduğuna dikkat etmem.I don't care what the consequences are.
Başka bir şeyin dikkatimizi dağıtmasına izin verme.Don't let anything else distract us.
Kendime dikkat edebilirim.I can look out for myself.
Ben senin için pek çok dikkat ederim.I care a great deal for you.
Karar vermeden önce seçeneklerimi dikkatlice düşündüm.I carefully considered my options before making my decision.
Bir tek kelime kaçırmadan büyük bir dikkatle dinledik.We listened with great care, not missing a single word.
Tom'un gerçekten dikkat ettiğini düşünmüyordum.I didn't think Tom was really paying attention.
Ben bizim onu kime verdiğimize dikkat etmem.I don't care who we give it to.
Bunu iki kez söylemek için vaktim yok, bu yüzden dikkatli dinle.I don't have time to say this twice, so listen carefully.
Herkesin dikkatini çekmek zorunda kaldım.I had to get everyone's attention.
Ben onu dikkate almadım.I hadn't considered that.
Onların ağaçlarını dikmiyorum.I'm not planting their trees.
Berlin duvarı 1961'de dikildi.The Berlin wall was erected in 1961.
Bina dikenli tel çitle çevrilmiş.The building is surrounded by a barbed wire fence.
Dikkatimi veriyorum.I've been paying attention.
Bana daha fazla dikkat etmem gerektiği söylendi.I've been told that I should pay more attention.
Buna o kadar dikkat etmedim.I haven't given it much thought.
Çok dikkatli olmalıyım, Tom.I've got to be very careful, Tom.
Tom'un bazı dikkate değer şeyler yaptığını gördüm.I've seen Tom do some pretty remarkable things.
Senin dikkat ettiğini umuyorum.I hope you've been paying attention.
Gerçekten dikkat etmiyordum.I really wasn't paying attention.
Sana Tom'u dikkatle izlemeni söyledim.I told you to watch Tom carefully.
Şimdi dikkat edin, çocuklar.Now pay attention, children.
Ben sadece dikkat vermiyordum.I just wasn't paying attention.
Neye dikkat edeceğimi biliyorum.I know what to look out for.
Zarfı dikkatle aç, yani yırtma.Open the envelope carefully so it doesn't tear.
Herkesin dikkatini çekebilir miyim, lütfen?May I have everyone's attention, please?
Kızımın çantasına onun için bir rozet diktim.I sewed a badge onto my daughter's bag for her.
Tom öğretmenine dikkat etti.Tom paid attention to his teacher.
Dikkatli olmazsan onu kırarsın.You'll break it if you're not careful.
O ağacı diken kişisin.You're the one who planted that tree.
Daha çok dikkat etmeliydim.I should've paid more attention.
Çok dikkatli devam etmeni öneriyorum.I suggest that you proceed very carefully.
Dikkatli dinlemeni öneririm.I suggest you listen carefully.
Sanırım gelecek sefer daha dikkatli olsam iyi olur.I suppose I'd better be more careful the next time.
Sanırım gelecekte daha dikkatli olmak zorunda kalacağım.I suppose I'll have to be more careful in the future.
Sanırım Tom'un dikişlere ihtiyacı var.I think Tom needs stitches.
Sanırım sınıfta daha fazla dikkat etmelisin.I think you ought to pay more attention in class.
Dikkatli düşündükten sonra onun teklifini kabul etmemeye karar verdim.After careful consideration, I have decided not to accept this offer.
Tom ve Mary birbirlerine dik dik bakıyor.Tom and Mary gaze at each other.
Tom ve Mary birbirlerine dik dik baktılar.Tom and Mary glared at each other.
Geçmişi geride bırak ve şimdiye dikkat et.Leave the past behind and take care of the present.
Onun söylediğine dikkat et!Pay attention to what he's saying!
Bisikletlilere ve yayalara dikkat edin.Watch out for cyclists and pedestrians.
Bahçede çiçek dikiyor.She's planting flowers in the garden.
Mary, bebek kıyafetleri dikiyor.Mary is sewing baby clothes.
Tom'un oldukça dikkate değer bir kişi olduğunu düşünüyorum.I think Tom is a pretty remarkable person.
Ona beş dikiş gerekli.He needed five stitches.
Beş dikişe ihtiyacı oldu.She needed five stitches.
Ona beş dikiş atıldı.She needed five stitches.
Doktor ona dört dikiş attı.The doctor gave him four stitches.
Dik oturmanın sırtın için zararlı olduğunu duydum.I've heard that sitting up straight is bad for your back.
Dikkatinizi rica edebilir miyim?Do I have your attention?
Hepinizin dikkatinizi verebilir misiniz lütfen ?May I have the attention of all of you, please?
Tırmanış dik ve zor olacak.The climb will be steep and difficult.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod