Çıkardığın giysileri dikkatlice yerine koy.Stow away carefully the clothes you removed.
Onun elbisesi partide herkesin dikkatini çekti.Her dress attracted everyone's attention at the party.
Ne yediğine dikkat et.Be careful about what you eat.
Tom'un zihninde çok şeyler vardı, böylece o sürmesine yeterince dikkat etmiyordu.Tom had a lot on his mind, so he wasn't paying enough attention to his driving.
Zaman gülleri soldurur, fakat dikenleri kırar.Time withers the roses, but wears down the thorns.
O kadar dikkatsizdir ki sık sık hatalar yapar.He is so careless that he often makes mistakes.
Buradaki kaplanlara dikkat etmeli miyiz?Do we need to watch out for tigers around here?
Daha dikkatli dinlemeliydim.I should have listened more carefully.
Ne tür insanları evime davet ettiğim hakkında çok dikkatkiyimdir.I'm very particular about what kind of people I invite into my house.
Biz çevresel sorunlarına daha fazla dikkat etmeliyiz.We should pay more attention to environmental problems.
İş için dikkate alınmak ister misin?Would you like to be considered for the job?
O ne söylediğine dikkat etmedi.He didn't pay attention to what she said.
Düşmemeye dikkat et.Be careful not to fall.
Özgür irade sorunu din için bir dikenli bir bilmece.The question of free will is a prickly conundrum to religion.
O, çok dikkatli yazmasına rağmen, yazma ödevinde çok sayıda hataları vardı.Although he was writing carefully, he had many mistakes in his writing task.
Dikkat et! Bir hız kamerası var.Watch out! There's a speed camera.
Tom dikkatlice ne olduğunu izliyordu.Tom was watching what was happening very carefully.
Tom hareketsiz durdu, dikkatlice dinledi.Tom stood motionless, listening carefully.
Tom'un daha dikkatli olması gerekirdi.Tom should have been more careful.
Tom bahçesine üç elma ağacı dikti.Tom planted three apple trees in his yard.
Tom boşanmak isteyip istemediğini dikkatlice düşünmeli.Tom must consider carefully whether he really wants a divorce or not.
Tom şu andan itibaren daha dikkatli olmalı.Tom must be more careful from now on.
Tom çok dikkatli bir sürücüdür.Tom is a very careful driver.
Tom dikkatsiz bir sürücü.Tom is a reckless driver.
Tom ne yediği hakkında dikkatli olmalı.Tom has to be careful about what he eats.
Tom dikkat etmediği için anlamıyor.Tom doesn't understand because he wasn't paying attention.
Tom nasıl giyindiğine çok dikkat etmez.Tom doesn't pay much attention to how he dresses.
Tom ayrıntılara dikkat etmez.Tom doesn't pay attention to details.
Tom dikkat çekmek istemiyordu.Tom didn't want to attract attention.
Tom uyarıya dikkat etmedi.Tom didn't pay any attention to the warning.
Tom onu çok dikkatli yaptı.Tom did it very carefully.
Tom onu dikkatli bir şekilde yaptı.Tom did it carefully.
Tom sözlerini dikkatle seçti.Tom chose his words carefully.
Tom sözleşmeyi dikkatli bir şekilde baştan sona okudu.Tom carefully read over the contract.
Tom kazanın onun dikkatsizliğinden dolayı olduğunu itiraf etti.Tom admitted that it was due to his carelessness that the accident had happened.
Tom Mary'ye dikkatli sürmesi için ısrar etti.Tom urged Mary to drive carefully.
Tom, Mary'ye dikkatle dinlemesini söyledi ama o dinlemedi.Tom told Mary to listen carefully, but she didn't.
Tom Mary'ye daha dikkatli olmasını söyledi.Tom told Mary to be more careful.
Tom Mary'nin söylediğine dikkat etmeliydi.Tom should have paid attention to what Mary said.
Tom Mary'yi daha dikkatlice dinlemeliydi.Tom should have listened to Mary more carefully.
Tom, Mary çalışırken rahatsız etmemek için daha dikkatli olmalıdır.Tom should be more careful not to bother Mary while she's working.
Tom Mary'yi hafife almamak için daha dikkatli olmalıdır.Tom should be careful not to underestimate Mary.
Tom Mary'ye gelecekte daha dikkatli olacağına söz verdi.Tom promised Mary that he'd be more careful in the future.
Tom Mary'nin söylediğine dikkat etmedi.Tom paid no attention to what Mary said.
Tom Mary'nin tavsiyesine dikkat etmedi.Tom paid no attention to Mary's advice.
Tom tüm öğleden sonra Mary'ye hiç dikkat etmedi.Tom paid no attention to Mary all afternoon.
Tom Mary'nin söylediklerine dikkat etmek zorunda değil.Tom doesn't have to pay attention to what Mary says.
Tom Mary'nin yaşını dikkate almadı.Tom didn't take Mary's age into consideration.
Tom Mary'nin dikkatsizliğine daha fazla dayanamaz.Tom can't put up with Mary's carelessness any longer.
Tom, Mary onun dikkatini çeker çekmez sorunu araştırmaya başladı.Tom began to look into the problem as soon as Mary brought it to his attention.
Tom Mary'den toplantılar sırasında dikkatli olmasını rica etti.Tom asked Mary to be attentive during meetings.
Tom ve Mary, yeni tekniği kullanarak dikkat çekici sonuçlar elde ettiler.Tom and Mary have achieved remarkable results using their new technique.
Mary bütün elbiselerini kendi diker.Mary makes all her own clothes.
Tom Mary'ye dikkatli olmasını söyledi.Tom told Mary to be careful.
Tom trafiğe çıkmadan önce dikiz aynasını kontrol etti.Tom checked his rearview mirror before pulling out into traffic.
Adımına dikkat et yoksa başın belaya girer.Watch your step or you'll get into trouble.
Ne dilediğine dikkat et. Onu alabilirsin.Be careful what you wish for. You just might get it.
Lütfen, gelecekte biraz daha dikkatli ol.Please, be a bit more careful in the future.
Béla oğlunu her gün okula götürür, çünkü o dikkatli bir baba.Béla takes his son to school every day, because he is a mindful father.
Dikenleri olmayan bir gül yoktur.There is no rose without thorns.