Ana içeriğe geç
Sözlük

dijital ile cümle

dijital kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bunları dijital hale getirdik ve bunları mevcut hale getirdik.Οπότε, ψηφιοποιήσαμε αυτές που βρήκαμε και τις έχουμε διαθέσει στον κόσμο.
Bunları dijital hale getirdik ve bunları mevcut hale getirdik.Ми перевели ці фільми у цифровий формат і зробили їх доступними.
Bunları dijital hale getirdik ve bunları mevcut hale getirdik.Мы их оцифровали и опубликовали.
Bunları dijital hale getirdik ve bunları mevcut hale getirdik.Ние ги дигитализирахме и ги направихме достъпни.
Bunları dijital hale getirdik ve bunları mevcut hale getirdik.אז ההפכנו אותם דיגיטליים ועשינו אותם לזמינים.
Bunları dijital hale getirdik ve bunları mevcut hale getirdik.لذلك قمنا برقمنتهم و جعلهم بمتناول اليد
Bunları dijital hale getirdik ve bunları mevcut hale getirdik.でも日の目を見ないたくさんのビデオのジャンルが
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --A to jen online - žádný tisk, žádná televize.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --C'est seulement en ligne - pas d'impression, pas de télévision.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --Das ist nur Online -- keine Presse, kein Fernsehen.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --Dat is alleen online - geen print, geen tv.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --Det er kun online -- ikke trykskrift, ikke TV.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --E questo solo online, senza stampa o TV.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --És csak az interneten - se sajtó, se TV.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --Eso es sólo en línea... ni prensa, ni TV.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --Isto só online — sem imprensa nem TV.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --Itu hanya online, bukan media cetak, bukan TV.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --Şi acoperă doar ştirile online -- fără presa scrisă sau TV.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --To je iba online - bez tlače, bez TV.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --이는 TV, 신문/잡지사를 제외한 인터넷 기사만을 따졌을 때 입니다.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --Tylko online - nic w druku ani w telewizji.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --Κι αυτό είναι μόνο για το διαδίκτυο -- ούτε έγγραφο τύπο, ούτε τηλεόραση.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --И это только онлайн — без печатной прессы, без телевидения.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --Това е само онлайн -- не включва печатните издания, телевизията.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --וזה רק ברשת האינטרנט -- לא בעיתונות הכתובה, לא בטלוויזיה.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --هذا فقط على الانترنت -- لا طباعة،لا تلفاز.
Bunlar sadece dijital ortamdaki veriler -- Basılı yayın ya da TV dahil değil --まだ映画は配給さえされていません
Bunu dijital sinyale dönüştürmek isteyelim, ki bu her biri ayrı ses şiddeti değerleri demektir.Chcemy tu przesłać cyfrowy sygnał, który zawiera różne wartości głośności a nie tylko jedną.
Bunu dijital sinyale dönüştürmek isteyelim, ki bu her biri ayrı ses şiddeti değerleri demektir.Vogliamo rendere questo un segnale digitale, il che significa diversi valori di rumorosità e non solo uno.
Bunu dijital sinyale dönüştürmek isteyelim, ki bu her biri ayrı ses şiddeti değerleri demektir.Мы хотим сделать этот сигнал цифровым, а значит все значения громкости должны быть предопределены.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.아시다시피, 25세 이상인 분들은 디지털 이전 시대에 성장하셨기에
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.A dôvod je, že sme boli vychovaní v preddigitálnej kultúre, tí z nás, ktorí máme viac ako 25.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.A důvodem je, že nás vychovávali v pre-digitální kultuře - ty z nás starší 25 let.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.Az ok, tudjátok, hogy mi, egy pre-digitális korban nevelkedtünk, azok, akik 25 évesnél idősebbek.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.Dan alasannya, anda tahu, bahwa kita dibesarkan di budaya pre-digital, kita yang berusia 25 ke atas.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.E la ragione è che noi siamo cresciuti in una cultura pre-digitale, noi sopra i 25.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.Isto acontece porque nós, com mais de 25 anos, fomos criados numa cultura pré-digital.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.Ja tähän on syy. Me olemme aikuistuneet ennen digitaalisen kulttuurin nousua.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.Jest to spowodowane tym, że nasze pokolenie dorastało przed erą cyfrową.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.Nguyên nhân là do, chúng ta, những ai trên 25 tuổi đã lớn lên trong một thời đại tiền-số-hoá.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.Og grunden er, må i forstå, at vi er opvokset i en før-digital kultur, dem af os der er over 25.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.Razlog za to pa je, da smo tisti, ki smo starejši od 25, odraščali v preddigitalni družbi.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.Şi motivul este, vedeţi, acela că noi am fost crescuți într-o cultură pre-digitală, noi cei peste 25.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.Und der Grund dafür ist, dass diejenigen von uns über 25 in einer vor-digitalen Kultur aufgewachsen sind.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.И причината е, виждате ли, че ние сме израстнали в култура преди цифровата, тези от нас над 25,
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.І, дивіться, причина в тому, що ми виховувалися у до-цифровій культурі, ті, кому за 25.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.Причина же в том, что мы все — те, кому за 25 — выросли до начала цифрового века.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.והסיבה היא שגדלנו בתרבות טרום-דיגיטלית, אלה שמעל גיל 25.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.والسبب في ذلك هو، كما ترون، لقد نشأنا في ثقافة ما قبل الرقمية، نحن من هم أكثر من سن 25.
Bunun nedeni, bizim, yani 25 üstülerin, dijital öncesi bir dünyada büyümüş olmamız.デジタル化以前の時代に育ったので 時間を知りたければ
Burada, genomdaki pencere yerine dijital hale getirilmiş tarihsel verilerin penceresinden bakıyoruz.Aici, nu privim prin lentilele unui genom ci prin lentilele unor piese digitale din istorie.
Burada, genomdaki pencere yerine dijital hale getirilmiş tarihsel verilerin penceresinden bakıyoruz.Aquí, en vez de mirar bajo la lente del genoma, lo hacemos mediante la digitalización de registros históricos.
Burada, genomdaki pencere yerine dijital hale getirilmiş tarihsel verilerin penceresinden bakıyoruz.Di sini, alih-alih melalui kacamata genom, kami melalui kacamata potongan digital catatan sejarah.
Burada, genomdaki pencere yerine dijital hale getirilmiş tarihsel verilerin penceresinden bakıyoruz.Hier blickt man, statt durch das Genom, durch digitalisierte Stücke der historischen Aufzeichnungen.
Burada, genomdaki pencere yerine dijital hale getirilmiş tarihsel verilerin penceresinden bakıyoruz.Ici, plutôt qu"à travers la lentille d'un génome, à travers la lentille d'un morceau des archives numérisées.
Burada, genomdaki pencere yerine dijital hale getirilmiş tarihsel verilerin penceresinden bakıyoruz.In plaats van door de lens van een genoom, hier door de lens van gedigitaliseerde stukjes historische data.
Burada, genomdaki pencere yerine dijital hale getirilmiş tarihsel verilerin penceresinden bakıyoruz.I stedet for at bruge arvemassen som perspektiv, bruges digitaliserede stykker af historisk materiale.
Burada, genomdaki pencere yerine dijital hale getirilmiş tarihsel verilerin penceresinden bakıyoruz.Itt nem a genom lencséjén keresztül, hanem a történelmi emlékek digitalizált darabjain keresztül.
Burada, genomdaki pencere yerine dijital hale getirilmiş tarihsel verilerin penceresinden bakıyoruz.여기에서는, 게놈의 렌즈를 통하는것을 대신해서, 역사 기록의 디지털화된 조각의 렌즈를 통합니다.
Burada, genomdaki pencere yerine dijital hale getirilmiş tarihsel verilerin penceresinden bakıyoruz.Tại đây, qua ống kính của dữ liệu lịch sử đã được số hoá. thay vì qua ống kính của hệ gien.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod