İnsan bünyesi, Dünya dışındaki ortamlara uyum sağlayabilecek kadar esnek mi?Is the human condition flexible enough to adapt to environments beyond Earth?
Tom, elma ısırırken bir dişini kırdı.Tom broke a tooth biting into an apple.
Tom, elma yerken bir dişini kırmış.Tom broke a tooth biting into an apple.
Tom yaptığımızın yasa dışı olduğunu bana söylemedi.Tom didn't tell me that what we were doing was illegal.
Buraya benim isteğim dışında getirildim.I was brought here against my will.
O zaten kontrol dışında.It's already out of control.
O senin kontrolün dışında.That's out of your control.
Tom dışında kimse gelmedi.No one except Tom came.
Olağan dışı bir şeyin kokusunu alıyor musun?Do you smell something unusual?
Dişi geyiğe maral denir.A doe is a female deer.
Esperantonun dışında bir dil kullanma!Don't use a language other than Esperanto!
O Esperanto dışında başka dil bilmiyor.He doesn't speak in other languages besides Esperanto!
Beş yuan paralar pirinç, ve on yuan paralar bronz dışında yapılır.The five yuan coins are brass, and the ten yuan coins are made out of bronze.
Bugün evin dışına ayak basmadım.I haven't set foot outside the house today.
Her zamanki gibi olacağını umuyorduk, ama sıra dışı bir durumla karşılaştık.We expected the routine, but we got the extraordinary.
Karım ben yurt dışında seyahat ediyorken beni sık sık aradı.My wife often called me when I was travelling abroad.
Sana zaten açıklandı: Savaş, disiplin ve koordinasyon gerektirir.It has already been explained to you: a battle requires discipline and coordination.
Hiç yasa dışı bir şey yaptın mı?Have you ever done anything illegal?
Şu anda hiçbir şey yolunda gitmiyor; ailenin dişileri bana karşı birleşmişler.At present, nothing goes smoothly; the Females of the Family are united against me.
Bu oldukça sıra dışı bir istek.This is a rather unusual request.
94 yaşındaki bir adam evinin dışındaki karı kürekle temizlerken kalp krizi geçirdi.A 94-year-old man had a heart attack while shoveling snow outside his house.
Yeni bir hayata başlamak için yurt dışına gittim.I went abroad to start a new life.
O zaman yurt dışındaydım.I was overseas at the time.
Şimdiye kadar ülke dışında on şehirden daha fazlasını ziyaret ettim.I've visited more than ten cities outside the country so far.
O kitap çağ dışı.That book is outdated.
Sigara içme yasağı bildirimi dün restoranın dışında yayınlandı.Notification of the smoking ban was posted outside the restaurant yesterday.
Tom sıra dışı iş yapıyor.Tom is doing extraordinary work.
Canımı dişime taktım.I gave it my all.
Canımızı dişimize taktık.We gave it our all.
Hiç yurt dışına çıktın mı?Have you ever been outside the country?
Bunun dışında kalacaksın. Beni duyuyor musun?You'll stay out of it. You hear me?
Tom sezon dışında formda kalmak için çok çalıştı.Tom put in the hard yards to stay fit during the off season.
Yakında o yurt dışında iş yapacak.Soon he will do business abroad.
Tom'un birkaç dişi eksik.Tom is missing a few teeth.
Yurt dışından bir kartpostal aldım.I received a postcard from abroad.
O benim için insanlık dışı görünüyor.That seems inhumane to me.
Bunun dışında bir kariyer yapmayı düşünüyor musun?Are you thinking of making a career out of it?
Bir paravan şirket oluşturmak hakkında yasa dışı bir şey yok.There's nothing illegal about creating a shell company.
Tom dışlanmış insanları halka açık yerlerin dışında tutmak istiyor.Tom wants to keep marginalized people out of public places.
Tabii ki, bu yasa dışıdır.Of course, this is illegal.
Bu çok, çok sıra dışı.This is very, very unusual.
Polis Tom'un ofisinin dışında güvenlik kameraları kurdu.Police officers installed surveillance cameras outside Tom's office.
O bunu görev anlayışı dışında yaptı.He did it out of a sense of duty.
Tom ben şehir dışındayken kedimi beslemeyi önerdi.Tom offered to feed my cat while I was out of town.
Tom üç yıldır yurt dışında yaşadı.Tom lived abroad for three years.
Tom çok içi dışı bir.Tom is very outgoing.
Bunun dışında, onun ekleyecek bir şeyi yoktu.Otherwise he had nothing to add.
Benim üst sağ azı dişim dünden beri zonkluyor.My upper-right molar has been throbbing since yesterday.
Bütün hayvanlar, insanın dışında, yaşamın asıl işinin ondan zevk almak olduğunu biliyor.All animals, except man, know that the principal business of life is to enjoy it.
Dişim beni öldürüyor.My tooth is killing me.
Ben şehir dışına çıkmak istiyorum.I want to get out of town.
Hükümetin tarımı sübvanse etmesi sıra dışı değildir.It is not uncommon for the government to subsidize agriculture.
Rio de Janeiro, tehlikeli alanların dışında kaldığınız sürece tamamen güvenlidir.Rio de Janeiro is perfectly safe as long as you stay out of the dangerous areas.
Bu küçük mahalle kitabevi Amazon tarafından iş dışında kalmak zorunda bırakıldı.This small neighborhood bookstore was forced out of business by Amazon.
Muhtemelen, o onları yurt dışından satın alıyor.Presumably, he buys them abroad.
Onları yurt dışından satın alıyor olmalı.He must be buying them abroad.
O onları muhtemelen yurt dışından satın alıyor.He probably buys them abroad.
Tom dün kent dışındaydı.Tom was out of town yesterday.
Son üç gündür büronun dışındaydım.I've been out of the office for the past three days.
Onu planların dışında bırakmayın.Don't leave her out of the plans.