O şimdi altı yıldır yurt dışında bulunuyor.He's been abroad for six years now.
Ne zaman yurt dışına çıkmayı düşünüyorsun?When do you expect to go abroad?
O kuş erkek mi yoksa dişi mi?Is that bird male or female?
Heather'ın dişi ağrıyor.Heather has a toothache.
Bu sıra dışı bir şey.This is something out of the ordinary.
Bu sizin yargı alanınızın dışındadır.It's outside your jurisdiction.
Tom kalktı ve ofisin dışında Mary'yi izledi.Tom stood up and followed Mary out of the office.
Suyun dışında kal.Stay out of the water.
Ben benim arabamı bir köprünün dışına sürdüm.I drove my car off a bridge.
Orada vahşi lavantanın dışında hiçbir şey yetişmiyordu.Nothing grew there besides wild lavender.
Kar ön kapının dışında yığılmıştı.The snow was piled up outside the front door.
Olağan dışı bir şey fark etmedim.I didn't notice anything unusual.
Bir boğa erkektir ve bir inek dişidir.A bull is male and a cow is female.
Lise sırasında hoşnutlukla yurt dışına gitmek isterdim ama ebeveynlerim gitmemi istemezdi.I would have gladly gone abroad during high school, but my parents didn't want me to.
Tom gelecek pazartesiye kadar ofisin dışında olacak.Tom will be out of the office until next Monday.
Pazar dışında her gün çalışırım.Other than Sundays, I work every day.
Tom'un yaptığı yasa dışıydı.What Tom did was illegal.
Onlar yurt dışına gitmek için hazırlandılar.They prepared to go abroad.
Bunun dışında tut.Keep out of this.
Bu yasa dışı olur, değil mi?That would be illegal, right?
Bu ahlak dışı olur.That would be unethical.
Kedi torbanın dışında.The cat's out of the bag.
Bu yasa dışı olmalı.This should be illegal.
Siz arkadaşlara odamın dışında kalmanızı kaç kez söyledim.How many times have I told you guys to stay out of my room?
Tom kampüs dışında yaşıyor.Tom lives off-campus.
Ellerinizi pencerenin dışında bırakmayın.Don't leave your hands outside the window.
Sıra dışı hiçbir şey olmadı.Nothing out of the ordinary happened.
Mary'nin İsa dışında başka çocukları var mı?Did Mary have any other children besides Jesus?
Pist dışında kayak yaparken düştü.He fell while skiing off-piste.
Mezun olur olmaz yurt dışına gitmeyi planlıyorum.I plan to go abroad as soon as I graduate.
Bu kabus dışı bir şey gibiydi.It was like something out of a nightmare.
O bağlam dışına alındı.That was taken out of context.
Biz zaten olasılıkların yarısını saf dışı bıraktık.We've already eliminated half the possibilities.
Yatağın dışında ne yapıyorsun?What are you doing out of bed?
Hapishanenin dışında ne yapıyorsun?What are you doing out of jail?
Tom hapishanenin dışında ne yapıyor?What's Tom doing out of jail?
Bu odanın dışına çıkamazsın.You're not allowed outside this room.
Tom Mary'ye yurt dışına gitmeyi isteyip istemediğini sordu.Tom asked Mary if she wanted to go abroad.
Tom yurt dışına gitmeye karar verdi.Tom decided to go abroad.
Tom muhtemelen tam ön kapının dışında.Tom is probably just outside the front door.
Tom bugün alışılmışın dışında sakin.Tom is unusually quiet today.
Tom sokakta olağan dışı bir şey fark etti.Tom noticed something out of the ordinary in the alley.
Tom ip merdiveni açtı ve onu pencerenin dışına astı.Tom unrolled the rope ladder and hung it out the window.
Tom'un yöntemleri alışılmışın dışındaydı.Tom's methods were unorthodox.
Onun iki tane dişi mi var?She's got two teeth?
Hakim davanın onun görevinin dışında olduğunu söyledi.The judge said that the case was outside of his jurisdiction.
Tom ülkeden sınır dışı edildi.They ran Tom out of the country.
Belki Tom'un dışında biri daha iyi bir seçenek olurdu.Perhaps someone other than Tom would be a better choice.
Tom'u sevip sevmemen konu dışı.Whether you like Tom or not is irrelevant.
Tom, dışişleri bakanı'nı bilir.Tom knows the Secretary of State.
Olağan dışı bir şey hissediyor musun?Do you sense something unusual?
Tom yıllardır sadece Boston'un dışında yaşıyor.Tom has been living just outside Boston for years.
Pencerenin dışındaki bir şey Tom'un dikkatini çekti.Something outside the window caught Tom's attention.
Tom'u pencerenizin dışında dinlerken gördüm.I saw Tom outside your window, listening.
Tom'u kapınızın dışında gizlice dinlerken gördüm.I saw Tom outside your door, eavesdropping.
Tom dışında herkes oradaydı.Everybody was there except for Tom.
Sürücü dışında otobüsteki herkes uyuyordu.Everyone on the bus was asleep except the driver.
Tom dışında gerçekten ne olduğunu hiç kimse bilmiyor.No one except Tom knows what really happened.
Tom ve diğerleri binanın dışına koştu.Tom and the others ran out of the building.
Bunun dışında kalacağım.I'll stay out of it.