diş ile cümle

diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Öylesine soğuk bir gündü ki dışarı çıkmamaya karar verdik.It was such a cold day that we decided not to go out.
Dışarı çıkmayı tercih ederim.I would rather go out.
Bir yerde içki içmek için dışarı çıkmak ister misiniz?Would you like to go out to have a drink somewhere?
Sır dışarıya nasıl sızdırıldı?How did the secret get out?
Sanırım bir dişim çürüdü.I think I have a decayed tooth.
Eğer sigara içeceksen, lütfen dışarı çıkın.If you are going to smoke, please go outside.
Tuvalet dışardaydı, bahçede.The toilet was outside, in the yard.
Dışarı çıktığında kapı otomatik olarak kilitlenecekThe door will lock automatically when you go out.
Çadırlarımız yerine dışarıda yemek yiyelim.Let's eat outside instead of in our tents.
TV izleme yerine dışarıda oynayın.Play outside instead of watching TV.
Ted mezuniyetten sonra yurt dışına gitmeyi sabırsızlıkla bekliyor.Ted is looking forward to going abroad after graduation.
Disneyland'i kim başlattı?Who started Disneyland?
Disneyland çok ilginçti. Bizimle gelmeliydin.Disneyland was very interesting. You should've come with us.
Disneyland 1955 yılında yapılmıştır.Disneyland was built in 1955.
Birkaç imla hatasının dışında, o iyi bir evrak.It's a good paper, apart from a few spelling mistakes.
Ben bir süreliğine dışarı çıkıyorum.I'm going out for a while.
Kısa bir yürüyüş yapmak için dışarı çıkmaya ne dersin?What do you say to going out for a short walk?
Kısa bir yürüyüş için dışarı çıkabilir miyim?May I go out for a short walk?
O, dışarıya çıkarken büyük bir deprem vardı.Just as he was going out, there was a great earthquake.
Tam dışarı çıktığımda, yağmur yağmaya başladı.Just as I went to go out, it began to rain.
Tam dışarı çıkmak istediğimde yağmur yağacaktı.It would rain just when I wanted to go out.
Tam dışarı çıkıyorken, o içeri geldi.He came in just as I was going out.
Dişlerini gereği gibi fırçalıyor musun?Are you brushing your teeth properly?
Dişini doğru dürüst fırçalıyor musun?Are you brushing your teeth properly?
Taro, git ve dişlerini fırçala.Taro, go and brush your teeth.
Değişiklik olsun diye dışarıda yemeğe ne dersin?How about dining out for a change?
Değişlik olsun diye dışarıda yiyelim.Let's dine out for a change.
Ebeveynim karşı olsa bile, ben yurt dışında okumak istiyorum.I want to study abroad, even if my parents are against it.
Kim telefon ederse etsin, ona dışarıda olduğumu söyle.Whoever telephones, tell him I'm out.
Dışarının ne kadar doğuk olduğu önemli değil, odalar yeterince sıcak.No matter how cold it is outside, the rooms are comfortably heated.
Taksi dışarıda bekliyor.The taxi is waiting outside.
Biz genellikle içme partileri için dışarı çıkarız.We usually go out for drinking parties.
Yok, onların hepsi dışarıdalar.None, they are all outside.
Daha önce hiç yurt dışına çıkmamıştım, bu yüzden her şey garibime gitti.I had never been abroad before, so everything seemed strange to me.
O, anneannemin takma dişidir.These are my grandmother's artificial teeth.
O çok saçma. Bir aptalın dışında ona kimse inanmaz.That's nonsense. Nobody but a fool would believe it.
Sorun, anlayışımın kapsamı dışındadır.The problem is beyond the scope of my understanding.
Sorun benim alanımın dışındadır.The problem is outside my field.
Benim için emre uymak dışında yapacak bir şey yok.There is nothing for me to do except to obey the order.
Üzgünüm kitap stok dışıdır.Sorry, the book is out of stock.
Avukat, sekreteriyle birlikte dışarı çıktı.The lawyer went out with the secretary.
Duvar köpekleri dışarıda tutacak kadar yüksek değildi.The wall wasn't high enough to keep dogs out.
Oda eski yatak dışında boştu.The room was empty except for a shabby bed.
Suçlu hâlâ dışarıda.The criminal is still at large.
Adam ve karısı dışarı fırladı.Out rushed the man and his wife.
Ülkenin dış ticareti tamamen bu limana bağlıdır.The country's foreign trade totally depends on this port.
Onun dışında bir şey yapacağım.I will do anything but that.
Yeni metot ideal olmanın dışında bir şeydi.The new method was anything but ideal.
Bisikleti yolun dışına al.Get the bicycle out of the way.
O zamana kadar babam hiç yurt dışında bulunmadı.My father had never been abroad until then.
Bu iş dışında bir şey yapacağım.I'll do anything but that job.
İşimi bitirdim. Dışarı çıkalım.I'm through with my work. Let's go out.
Ülke, dış ticaret açığını telafi etmek için çok çabalıyor.The country is trying hard to make up for her trade deficit.
Kapı dışarıdan kilitliydi.The door was locked from the outside.
Köpek dışarı gitmek istiyor.The dog wants to go outside.
Binanın içi ve dışı çürümüş.The building is rotten inside and out.
Polis görev dışındaydı.The policeman was off duty.
O köprü uzun süredir kullanım dışıdır.That bridge has been out of use for a long time.
Makine hizmet dışıdır.The machine is out of order.
Bilimci hem yurt içinde hem de yurt dışında ünlüdür.The scientist is famous both at home and abroad.
İlgili Sayfalar