diş ile cümle
diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Diş hekimi benim pulpitisim olduğunu söyledi.The dentist said I had pulpitis.
Bu şirketin yurt dışında birçok iş anlaşmaları vardır.This company has many business dealings abroad.
Biri, eczaneden bir diş fırçası satın alabilir.One can buy a toothbrush at the pharmacy.
Bu diskoda çok fazla gürültü var.There is too much noise in this disco.
Bugün dışarıda hava çok soğuk.It is cold outside today.
Senin boğaz ağrısı ve ateşin var. Dışarı çıkma.You have a sore throat and fever. Don't go out.
Bu otobüs hattı şehir dışına gider.This bus line goes out of the city.
Ben gazete satın almak için dışarı çıkıyorum.I am going out to buy the newspaper.
Dişçi, diş ağrım için bana bazı haplar verdi.The dentist gave me some pills for my toothache.
Gelecek hafta diş hekimi ile randevum var.Next week I have an appointment with the dentist.
Şemsiyesiz dışarı çıkma.Don't go out without an umbrella.
Dışarı çıkmadan önce ışığı kapatmalısın.You must turn off the light before you go out.
O hiç dişlerini fırçalamaz.He never brushes his teeth.
Onlar günde iki defa dişlerini fırçalarlar.They brush their teeth twice a day.
Onun dişlerini fırçalıyorum.I brush her teeth.
Biz tüm öğleden sonra dışarıda kaldık, çok güzeldi.We stayed outside all afternoon, it was so nice.
O, yağmurda dışarıda kaldı.She stayed out in the rain.
Tom oyun oynamak için dışarı çıkmak istemiyordu.Tom didn't want to go out to play.
Olağan dışı bir şey yok.There's nothing out of the ordinary.
Onun hakkında olağan dışı bir şey var mı?Is there anything unusual about that?
Şu anda pencereden dışarı bakıyorum.I'm looking out the window right now.
Tom çok samimi ve içi dışı bir.Tom is very friendly and outgoing.
Canım dışarı yürüyüşe çıkmak istemiyor.I don't feel like going out for a walk.
Cuma günü benimle dışarı çıkmak istiyor musun?Do you want to go out with me on Friday?
Dün gece dışarı çıkmadık. Sinemaya gidebilirdik ama evde kalmaya karar verdik.We didn't go out last night. We could have gone to the cinema but decided to stay at home.
Evin dışına çıkmalarına izin verilirse kediler genellikle küçük hayvanları öldürürler.Cats often kill small animals if allowed outside of the house.
Dizüstü bilgisayarımda optik disk sürücüsü yok.My laptop doesn't have an optical disk drive.
Odanızı temizleyene kadar arkadaşlarınızla dışarı çıkamazsınız.You can't go out with your friends until you clean your room.
Dişlerimi temizlemek zorundayım.I have to clean my teeth.
O bir dişçidir.He is a dentist.
Tom yarışın dışında.Tom is out of the race.
Aylığımın dışında, birkaç dolar biriktirmeye başladım.Out of my salary, I had begun to save a few dollars.
Şişeyi ondan aldı ve pencereden dışarı fırlattı.She took the bottle from him and threw it out the window.
Yakında buranın dışında olacağız.We're going to be out of here soon.
Biz dışarı gitmiyoruz.We're not going out.
Dışarı çıkmayacağız.We're not going out.
Biz şimdi dışarı çıkıyoruz.We're going out now.
Biz Çince için dışarı gidiyoruz.We're going out for Chinese.
Biz kutlama yapmak için dışarı çıkıyoruz.We're going out to celebrate.
Biz tekrar dışarı çıkacağız.We're going out again.
Biz onu dışarı sıralayacağız.We'll sort it out.
Bunun dışında Tom'la konuşmak zorundayız.We have to talk Tom out of this.
Her şeyi dışarı taşıyabiliriz?We can move everything out.
Tom'u dışarı attık.We threw Tom out.
Sadece bir kez dışarı çıktık.We only went out once.
Kahvaltı için dışarı çıktık.We went out for breakfast.
Tom bunun dışında büyük bir anlaşma yapmak istemiyor.Tom doesn't want to make a big deal out of it.
Bunun dışında büyük bir anlaşma yapmak zorunda değilsin.You don't have to make a big deal out of it.
Ofis binamızın dışında toplanan büyük bir kalabalık var gibi görünüyor.There seems to be a big crowd gathering outside our office building.
Dün gece bir pizza için dışarı çıktık.We went out for a pizza last night.
Tom ve ben işten sonra sık sık pizza için dışarı çıkarız.Tom and I often go out for pizza after work.
Tom kendisiyle akşam yemeği yemesi için Mary'nin dışarı çıkmasını istedi.Tom asked Mary to go out to have dinner with him.
Seni dışarıda görebilir miyim?Can I see you outside?
İkinizi dışarıda görebilir miyim?Can I see you two outside?
İkinizle dışarıda görüşebilir miyim?Can I see you two outside?
Sadece bunları dışarı atabilir misiniz?Can you just throw these out?
Seni bir an için dışarıda görebilir miyim?Can I see you outside for a moment?
Bir an dışarıda konuşabilir miyiz?Can we speak outside for a moment?
Ben seni dışarıda ön tarafta bekleyeceğim.I'll wait out in front for you.
Tom'la ilk kez kasabanın dışında küçük bir barda tanıştım.I first met Tom in a little bar outside of town.
İlgili Sayfalar