diş ile cümle
diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Dün gece Tom'la dışarıdaydık.I was out last night with Tom.
Odamın dışında kalmanı istedim.I asked you to stay out of my room.
Hava karardıktan sonra Tom'un dışarı çıkmasını istemiyorum.I don't want Tom to go out after dark.
Tom'u yatağın dışına sürüklemek zorunda kaldım.I had to drag Tom out of bed.
Dışarı çıkarken ışığı kapat.Turn off the light as you go out.
Tom dışarıya koştu.Tom ran outside.
Dışarı çıkmak istiyor musun?Do you want to go out?
Onlar hiç olgun değiller. Dişlerinizi kıracaksınız!They aren't ripe at all. You're going to break your teeth!
Siz ikiniz onunla dışarıda dövüşün.You two fight it out.
Sen beni kapı dışarı mı ediyorsun?Are you throwing me out?
Siz beni kapı dışarı mı ediyorsunuz?Are you throwing me out?
Onlar lüks bir restoranda akşam yemeği için dışarı çıktılar.They went out for dinner at an upscale restaurant.
Konu dışına çıkıyorsun.You're getting off track.
Dışarı gelmelisin.You need to come outside.
Dışarı gelmen gerekiyor.You need to come outside.
Dışarı gitmemelisin.You shouldn't go outside.
Bunları dışarı atmalısın.You should throw these out.
Bunu dışarı atmalısın.You should throw this out.
Beni dışarı atamazsın.You can't throw me out.
Biz diskalifiye olduk.We've been disqualified.
Dışarı çık.Step outside.
Tom o kadar üşümüştü ki dişleri gıcırdıyordu.Tom was so cold his teeth were chattering.
Dışarı gidebilir miyim?Can I go outside?
Bu araba, motor silindirlerinin yarısını devre dışı bırakabilir.This car can deactivate half of its engine's cylinders.
Bu sabah bana sıra dışı bir şey oldu.Something extraordinary happened to me this morning.
İşten sonra bir içki için dışarıya çıkmak ister misin?Would you like to go out for a drink after work?
Ebeveynlerim şehir dışında.My parents are out of town.
Canını dişine tak.Put your back into it.
Diş hekimi, hastaya karşı çok kibardır.The dentist is very polite to the patient.
Gerçekten bu yağmurda dışarı çıkmayacağız, değil mi?We're not really going out in this rain, are we?
Bay Smith öğle yemeği yemek için dışarı çıktı.Mr. Smith went out to get lunch.
Güzel dişleri vardı. Onları göstermek için gülmekten hoşlanırdı.She had nice teeth. She liked to laugh to show them off.
Onu kapı dışarı etmelisin.You should throw it out.
Seninle dışarıda bir saniye konuşabilir miyiz?Can I chat with you outside for a second?
Bir insanı dış görünüşüne göre yargılayamazsınız.You can't tell a book by its cover.
Lütfen dışarı çıkayım.Please let me out.
Hava dışarıda sıcaktı.It was hot outside.
Yin dişil ve yang erkektir.The yin is feminine and the yang is masculine.
Tom'un dışında başka biri var mıydı?Was there anybody else besides Tom?
Birkaç erken aksamanın dışında proje iyi ilerliyor.Apart from a couple of early setbacks, the project is progressing well.
Birlikte dışarı gidiyor musunuz?Are you going out together?
Lütfen bu insanları buradan dışarı çıkartın.Please get these people out of here.
Bu gece dışarı çıkamayız.We can't go out tonight.
Böyle bir günde dışarı çıkmamalısın.You shouldn't go outside on a day like this.
Son günlerde dışarıya baktın mı?Have you looked outside lately?
Tom ve Mary, Boston'un dışında küçük bir çiftlik satın aldılar.Tom and Mary bought a small ranch outside Boston.
Gece tek başına dışarı çıkmamalısın.You shouldn't go out at night by yourself.
Sunucu, devre dışıdır.The server is down.
Tom bir yürüyüş için dışarı çıktı.Tom has gone out for a walk.
Tom dışarıda yürüyüş yapıyor.Tom is out taking a walk.
Bu çok olağan dışı.This is very unusual.
Tom gerçek dışı oluyor.Tom is being unrealistic.
Tom hala şehir dışında.Tom is still out of town.
Tom ben şehir dışındayken köpeğime baktı.Tom took care of my dog while I was out of town.
Mary bu gece onu dışarıya çıkarmamı istedi.Mary asked me to take her out tonight.
Bugün Tom'un canı dışarıda oynamak istemiyor.Tom doesn't feel like playing outside today.
Bunun dışında başka bir yol yok mu?Isn't there another way out of this?
Tom'un dişlerinde diş teli var.Tom has braces on his teeth.
Tom odasından dışarı çıktı.Tom came out of his room.
Telefon çaldığında Tom neredeyse kapının dışındaydı.Tom was halfway out the door when the phone rang.
İlgili Sayfalar