diş ile cümle
diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Kelimelerim bağlamın dışında kaldı.My words were taken out of context.
Tom köpeği dışarı bırakmak için ön kapıyı açtı.Tom opened the front door to let the dog out.
Çocuğun dört tavşanı var, ikisi erkek ikisi dişi.The boy has four rabbits, two male and two female ones.
Tom pencereye doğru koştu ve dışarı baktı.Tom rushed over to the window and looked out.
Tom senin ofisinin dışında duran birini gördüğünü söyledi.Tom said he saw someone standing outside your office.
Tom hava karardıktan sonra tek başına dışarıya çıkmamalıydı.Tom shouldn't have gone out after dark by himself.
Tom'un içi dışı birdir.Tom wears his heart on his sleeve.
Tom dışlandığını hissetti.Tom felt excluded.
Konserden sonra, yemek yemek için Tom'la birlikte dışarı çıktım.After the concert, I went out to eat with Tom.
Kapılar açıldı ve Tom asansörden dışarı çıktı.The doors opened and Tom stepped out of the elevator.
Orada dışarıda ne görüyorsun?What do you see out there?
Burada dışarısı oldukça sıcak.It's rather hot out here.
Bu, diş macunu değil, yüz temizleme köpüğü!It's not a toothpaste, it's a face-cleansing foam!
Henüz senin dışında bir asker yapacağız.We'll make a soldier out of you yet.
Dişlerini günde kaç defa fırçalıyorsun?How many times a day do you brush your teeth?
Senin ve Tom'un aynı fikirde olmaması çok olağan dışı.It's very unusual for you and Tom to disagree.
Dışarıda seninle bir dakika konuşabilir miyim?Can I talk to you outside for a minute?
Dışarı çıkıp bizimle oynayıp oynayamayacağını annene sor.Ask your mom if you can come out and play with us.
Tom kapıdan dışarıya baktı.Tom looked out the door.
Bir ara dışarı çıkmak ister misin?Would you like to go out sometime?
Kahve için dışarı çıkmak ister misiniz?Would you like to go out for coffee?
Bu tayfunun ortasında çırılçıplak dışarı gitmek istiyorum.I'd like to go out stark naked in the middle of this typhoon.
Tom ne olduğunu görmek için pencereden dışarıya baktı.Tom looked out the window to see what was happening.
Tom dışında kimse gerçekten ne olduğunu bilmiyor.Nobody knows what really happened except for Tom.
Bugün okulda sıra dışı bir şey oldu mu?Did anything out of the ordinary happen at school today?
Neden bu gece bizimle birlikte dışarı çıkmıyorsun?Why don't you come out with us tonight?
Duman pencereden dışarı geliyordu.Smoke was coming out the window.
Duman mutfaktan dışarı geliyor.Smoke is coming out of the kitchen.
Dışarı çıkalım ve oynayalım.Let's go outside and play.
Dışarıda ne olduğunu görmeye gidelim.Let's go see what's happening outside.
Sıra dışı bir şey oldu.Something extraordinary has happened.
Dişlerimi hiç fırçalamasaydım ne olurdu?What would happen if I never brushed my teeth?
Dışarı çıkmamızı ve ne olduğunu görmemizi öneriyorum.I suggest we go outside and see what's happening.
Onlar benim fiyat aralığının dışında.They're just out of my price range.
Fiyat aralığım dışında olmayan bir şeyin yok mu?Don't you have something that isn't out of my price range?
Laika, bir dişi köpek, yörüngeye fırlatılacak ilk hayvandı.Laika, a female dog, was the first animal to be launched into orbit.
Ben Boston'dayken haftada en azından bir defa dışarıda yemek yerdim.When I was in Boston, I used to eat out at least once a week.
Boston'un tam dışında bir restoranda yemek yedik.We ate at a restaurant just outside Boston.
Tam Boston'un dışında bir restoranda yemek yedik.We ate at a restaurant just outside Boston.
Disney filmleri toplumun bir Amerikan vizyonudur.Disney films are an American vision of society.
Bir hayalet içe dönük bir korkunun dışa dönük ve görünür işaretidir.A ghost is an outward and visible sign of an inward fear.
Tom Gazete bayiinden bir gazete satın almak için dışarı çıktı.Tom went out to buy a newspaper from the newsstand.
Tom bir somun ekmek almak için dışarı çıktı.Tom went out to buy a loaf of bread.
Tom dışarıda bana istediğim bazı şeyleri alıyor.Tom is out buying me some things I asked for.
Kokain almak yasa dışı.It's illegal to buy cocaine.
Tom Mary'yi kapı dışarı etti.Tom gave Mary a little push.
Bu gece canın dışarı çıkmak isterse beni ara.Give me a buzz if you feel like going out tonight.
Neden hepimiz yiyecek bir şeyler almak için dışarı çıkmıyoruz?Why don't we all go out to get something to eat?
Tom her gün dışarıda yemek yerdi, ama şimdi maddi gücü yetmiyor.Tom used to eat out every day, but now he can't afford to.
Tom pazartesi geceleri genellikle dışarıda yer.Tom often eats out on Monday nights.
Tom yemek yemek için dışarı çıktı.Tom has gone out to eat.
Tom genellikle ailesi ile dışarıda yemek yemez.Tom doesn't often eat out with his family.
Dışarı çıkacağım ve bize yiyecek bir şeyler alacağım.I'm going to go out and get us something to eat.
Yiyecek bir şey almak için dışarı çıkıyorum.I'm going out to get something to eat.
Çoğunlukla dışarıda yemek yemem.I don't often eat out.
Dışarıya çıkmak ve yiyecek bir şey almak ister misin?Do you want to go out and get something to eat?
Tom elini dışarı çıkardı.Tom put out his hand.
Tom ceketini giydi ve dışarı çıktı.Tom put on his coat and went out.
Tom kafasını pencereden dışarı çıkardı.Tom put his head out of the window.
Tom dışarıda Mary ile içki içiyor.Tom is out having drinks with Mary.
İlgili Sayfalar