diş ile cümle
diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom pencereden dışarı bakıyordu.Tom was staring out the window.
Tom'un yöntemleri alışılmışın dışındaydı.Tom's methods were unorthodox.
Tom çığlık attı ve odadan dışarı koştu.Tom screamed and ran out of the room.
Dışarısı oldukça soğuk.It's pretty cold outside.
Onun iki tane dişi mi var?She's got two teeth?
Mary makyaj yapmadan ve saçını yapmadan dışarı çıkamaz.Mary can't go out without putting on makeup and doing her hair.
Bugün dışarıda uyumamız gerekir.Today we need to sleep outside.
Cadı bir büyü yaptı ve asasından dışarı bir ışık demeti fırladı.The witch cast a spell and a beam of light shot out of her wand.
Hakim davanın onun görevinin dışında olduğunu söyledi.The judge said that the case was outside of his jurisdiction.
Ben yağmurda dişçiye bisikletimle gittim.I rode my bike to the dentist in the rain.
Tom ülkeden sınır dışı edildi.They ran Tom out of the country.
Tom kapıya koştu ve dışarı çıkmaya çalıştı.Tom ran to the door and tried to get out.
Tom'un kamyonu dışarıda durdu.Tom's truck just pulled up outside.
Tom sadece orada oturdu, pencereden dışarı baktı.Tom just sat there, staring out the window.
Tom sadece pencereden dışarı bakarak orada oturdu.Tom just sat there, staring out the window.
Tom cep telefonu çaldığında tam dışarı çıkmak üzereydi.Tom was just about to go out when his cellphone rang.
Tom pencereden dışarıya hızlı bir şekilde baktı.Tom took a quick look out the window.
Lütfen dışarı çık ve ne olduğunu bul.Please go outside and find out what's happening.
Çoğu kişi dişlerini günde en az iki kez fırçalar.Most people brush their teeth at least two times a day.
Dışarı çıktığında kapıyı kapatmanı istiyorum.I would like you to close the door when you go outside.
Ellerin yukarıda dışarı çık.Come out with your hands up.
Belki Tom'un dışında biri daha iyi bir seçenek olurdu.Perhaps someone other than Tom would be a better choice.
Biz diş çıkardık.We pulled the teeth out.
Biz dişleri çektirdik.We pulled out the teeth.
Tom bir disk jokey.Tom is a disc jockey.
Tom dışarda bir ses duydu.Tom heard a sound outside.
Tom oğluyla dışarıda oynuyor.Tom is playing outside with his son.
Tom'u sevip sevmemen konu dışı.Whether you like Tom or not is irrelevant.
Tom, dışişleri bakanı'nı bilir.Tom knows the Secretary of State.
Bu başka bir olasılığı tamamıyla dışlamaz.This doesn't entirely rule out another possibility.
Olağan dışı bir şey hissediyor musun?Do you sense something unusual?
Tom pencereye doğru yürüdü ve dışarıya baktı.Tom walked over to the window and looked out.
Tom sabit diskine yeniden format attı.Tom reformatted his hard drive.
Tom perdeleri çekti ve pencereden dışarı baktı.Tom pulled back the curtains and looked out the window.
Tom yıllardır sadece Boston'un dışında yaşıyor.Tom has been living just outside Boston for years.
Mary onun diş fırçasını kullandığında Tom bundan hoşlanmıyordu.Tom didn't like it when Mary used his toothbrush.
Tom ve Mary endişeyle dışarıda bekliyor.Tom and Mary are anxiously waiting outside.
Pencerenin dışındaki bir şey Tom'un dikkatini çekti.Something outside the window caught Tom's attention.
Tom'u pencerenizin dışında dinlerken gördüm.I saw Tom outside your window, listening.
Tom'u kapınızın dışında gizlice dinlerken gördüm.I saw Tom outside your door, eavesdropping.
Ne güzel dişlerin var!What beautiful teeth you have!
Tom dışında herkes oradaydı.Everybody was there except for Tom.
Sürücü dışında otobüsteki herkes uyuyordu.Everyone on the bus was asleep except the driver.
Ne olursa olsun, kapıyı kilitli tut ve dışarıya gelme.No matter what happens, keep the door locked and don't come outside.
Tom dışında gerçekten ne olduğunu hiç kimse bilmiyor.No one except Tom knows what really happened.
Tom ve diğerleri binanın dışına koştu.Tom and the others ran out of the building.
Bütün gün boyunca çalışmamalısın. Dışarı çıkıp biraz eğlenmelisin.You shouldn't study all day long. You should go out and have some fun.
Akşam yemeğinden sonra dışarı çıkarım.I go out after dinner.
Bunun dışında kalacağım.I'll stay out of it.
Tom, Dışişleri Bakanlığında çalışır.Tom works in the State Department.
Tom banyoda dişlerini fırçalıyor.Tom is in the bathroom brushing his teeth.
Tom pencereye yürüdü ve dışarı baktı.Tom walked to the window and looked outside.
Bu diş ağrıyor.This tooth hurts.
Büyük bir tüp diş macunu istiyorum.I want a large tube of toothpaste.
Üzgünüm ama şu anda annem dışarıda.I'm sorry, but my mother is out at the moment.
Tom pencereye gitti ve dışarı baktı.Tom went over to the window and looked out.
Yaşamak için yurt dışında gitmek büyük bir karardır.Going to live abroad is a major decision.
Gürültü yapma ya da dışarı çık.Don't be noisy or step out.
Ben yatmadan önce dişlerimi temizlerim.I clean my teeth before I go to sleep.
Biz dışardaydık.We were outside.
İlgili Sayfalar