diş ile cümle

diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, kafesi açtı ve kuşu dışarı bıraktı.She opened the cage and let the bird out.
Daha temiz dişlere sahip olmak istiyorum.I'd like to have my teeth cleaner.
Bay Suzuki oğlunu yurt dışında eğitim görme planından vazgeçmesi için ikna etti.Mr. Suzuki persuaded his son to drop his plan to study abroad.
Bay Suziki oğlunu yurt dışında eğitim görme planından vazgeçmesi için ikna etti.Mr. Suzuki persuaded his son to give up his plan to study abroad.
O dışarı balık tutmaya gitti.He went out fishing.
Tom Mary ile balık tutmak için dışarı çıktı.Tom is out fishing with Mary.
Dışarı çıkalım ve yıldızlara bakalım.Let's go outside and look at the stars.
Birbirimizin yolunun dışında kalalım.Let's stay out of each other's way.
Dışarı çıkalım ve bir parti verelim.Let's go out and have a party.
Tom'u oradan dışarı çıkartalım.Let's get Tom out of there.
Buradan dışarı çıkalım, Tom.Let's get out of here, Tom.
Dışarı gidelim ve konuşalım.Let's go outside and talk.
Gelecek pazar dışarıda yiyelim.Let's eat out next Sunday.
Bir içki için dışarı çıkalım.Let's go out for a drink.
Dışarı çıkalım.Let's step outside.
Hadi onu dışarıda kontrol edelim.Let's check it out.
Hadi dışarı çıkalım.Let's go out.
Disko boş.The disco is empty.
Dışarıda kalmak istiyorum.I want to stay outside.
Dışarıda bırakılmak ister misin?Do you want to be left out?
Seni dışarı koymak istemiyorum.I don't want to put you out.
Ofisimden dışarı çıkmanı istiyorum.I want you out of my office.
Tom şehir dışına çıkmak istiyor.Tom wants to get out of town.
Şehir dışına çıkmanı istiyorum.I want you to get out of town.
Bunun dışında kalmanı istiyorum.I want you to stay out of this.
Onu dışarı atmak istemiyordum.I didn't want to throw that out.
Tom'la dışarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go out with Tom.
Dışarı çıkmak ve oynamak ister misin?Do you want to come out and play?
Pencereden dışarı bakmanı istiyorum.I want you to look out the window.
O, yasa dışı değil.It's not illegal.
Buradan dışarı çıkmama yardım etmeni istiyorum.I want you to help me get out of here.
Tom yarın gece Mary'yi dışarı çıkarmak istiyor.Tom wants to take Mary out tomorrow night.
Seninle bunun dışında konuşmamı istiyor gibi görünüyorsun.You seem to want me to talk you out of it.
Onun dişleri beyazdı.Her teeth were white.
Biraz taze hava için dışarı çıkmak istiyorum.I want to go outside for a breath of fresh air.
Belki bir ara benimle dışarı çıkmak ister misin?Would you maybe want to go out with me sometime?
Onlar Moskova'nın dışında küçük bir kasabada yaşıyorlar.They live in a small town on the outskirts of Moscow.
Dışarı çıkmanı istiyorum.I want you to go outside.
Dışarı çıkmanızı istiyorum.I want you to go outside.
Pek çok çocuğun seninle dışarı çıkmak istediğini biliyorum.I know that plenty of guys want to go out with you.
Bunun dışında büyük bir anlaşma yapmak istemiyorum.I don't want to make a big deal out of this.
Dışarıdan bir resim çekmenin bir sakıncası yok.It's OK to take a picture from outside.
Dışarı çıkıp temiz hava almak istedim.I wanted to go outside and get a breath of fresh air.
Bu havada dışarı çıkmak çılgınlık.It is bonkers to go out in this weather.
"Burada fotoğraf çekebilir miyim?" "Sadece dışarıda.""Can I take photographs here?" "Only outside."
Bu müzenin içinde değil, dışında fotoğraf çekebilirsin.You may take photos outside this museum, but not inside.
Her gün dişlerimi fırçalarım.I brush my teeth every day.
Hiçbir şey sıra dışı gözükmüyordu.Nothing seemed out of the ordinary.
Korkusuzluk dışında korkacak bir şey yok.There is nothing to fear but fearlessness.
Sen vardığında evde olmayabilirim, bu yüzden bu olursa sadece dışarıda bekle.I might not be home when you arrive, so just wait outside if that happens.
Tom'un bizimle dışarı çıkıp çıkmayacağını ve yemek yeyip yemeyeceğini öğrenmek istiyorum.I want to find out if Tom is going to go out and eat with us.
Hiç olmazsa pencereden dışarıya bakmak istemediğine inanamıyorum.I can't believe you don't want to at least look out the window.
Bir tane istiyorsan onu kendi harçlığının dışında ödemek zorundasın.If you want one, you'll have to pay for it out of your own allowance.
Kesinlikle yapmak istediğin tek şey hava karardıktan sonra tek başına dışarı çıkmak.One thing you definitely don't want to do is to go out alone after dark.
Neden dışarıda oynamaya gitmiyorsun?Why don't you go play outside?
Grubumuz hiç disko müzik çalmadı.Our band has never played disco music.
Tom dışarıda köpeği ile frizbi oynuyor.Tom is outside playing frisbee with his dog.
Penceremin dışında oynayan çocukların sesini duyabiliyordum.I could hear the sound of children playing outside my window.
O cevizi dişleriyle kırdı.He cracked the walnut with his teeth.
O, cevizi dişleriyle kırdı.She cracked the walnut with her teeth.
İlgili Sayfalar