diş ile cümle

diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bir diş dolgum düştü.I've lost a filling.
Dün gece olağan dışı bir şey oldu.Something unusual happened last night.
Dışarıda bir şey yapıyordum.I was doing something outside.
Tom sıra dışı bir şey fark ettiğini söylüyor.Tom says he's spotted something out of the ordinary.
Evde kimse yok; hepsi dışarıda.There's no-one in the house; they're all outside.
Ben genellikle diğer insanları görmek istediğim için evden dışarı çıkmam.I don't generally go out of the house to want to see other people.
Tom dışında herkes şapka takıyor.Everyone but Tom is wearing a hat.
Tom dışında herkes gülümsedi.Everyone smiled but Tom.
Dişim bana inanılmaz acı veriyor.My tooth is giving me unbelievable pain.
Evimizin dışında park etmiş bir polis arabası var.There is a police car parked outside our house.
Onlar dışarıda.They're outside.
O gerçek dışı.That's unreal.
O etik dışı.That's unethical.
O ahlak dışı.That's immoral.
Herkes dışarıda.Everyone's out.
Dışarıya bak! Yakında yağmur yağacak gibi görünüyor.Look outside! It looks like it'll rain soon.
John, evin dışındaki bir başka kişidir.John is another person outside home.
Sen dışarıdayken Bay Tanaka aradı.Mr. Tanaka called while you were out.
Tom her gün çöpü saat altıda dışarı çıkarır.Tom takes out the trash every day at six.
Yasa dışı ticaret üzerine sert önlemler almak zorundayız.We have to crack down on illegal trading.
Biz sokağa dışarıya fırladık.We rushed out onto the street.
O disk on dolara mal oldu.That disc cost ten dollars.
Balayımızı yurt dışında geçirmeyi planlıyoruz.We're planning to spend our honeymoon abroad.
Alışılmışın dışına çık.Think outside the box.
Onu yataktan dışarıya sürüklemek zorunda kaldım.I had to drag him out of bed.
Dışarıya koştum.I ran outside.
Genel müdür ofisin dışındaki protestocuları görmezden geldi.The president ignored the protesters outside his office.
Herkes dışarı kaçtı.Everybody ran outside.
Herkes dışarı koştu.Everybody ran outside.
O dışarıya çıplak koştu.He ran outside naked.
O ne olduğunu görmek için dışarıya koştu.She ran outside to see what had happened.
O yarı çıplak dışarıya koştu.She ran outside half-naked.
Ben dışarıya koştum ve kapı benim arkamdan kendini kilitledi.I ran outside and the door locked itself behind me.
Ben dışarıya koştum ve kapı benim arkamdan kendini kilitledi. Neredeyse -40 dereceydi.I ran outside and the door locked itself behind me. It was almost -40.
Bunun dışında kal!Stay out of this!
O kalmadı çünkü diş hekimine gitmek zorundaydı.She didn't stay because she had to go to the dentist.
O bir barın dışında bir kıza arzu dolu baktı.He ogled a girl outside a pub.
Babam kartpostal almak için dışarı çıktı.Dad went out to get postcards.
Yurt dışı nasıldı?How was abroad?
Bu gece dışarı çıkacağını bana bildirebilirdin.You could have let me know you were going out tonight.
Tom'un diş fırçamı kullanmasına izin vermedim.I didn't let Tom use my toothbrush.
Biz dışa dönüğüz.We're extroverted.
Sen dışa dönüksün.You're extroverted.
Tom dışa dönüktür.Tom is extroverted.
Ben dışa dönüğüm.I'm extroverted.
Tom gerçek dışı.Tom is unreal.
Sen gerçek dışısın.You're unreal.
Seninle dışarda konuşmak istiyorum.I want to talk to you outside.
Tom dışarıda balkonda tek başına.Tom is alone out on the balcony.
Tom'un Mary'nin dışarı yalnız gitmesine izin vermesine şaşırdım.I'm surprised Tom let Mary go out alone.
O disketi kopyalamayın.Don't copy that floppy.
O bazı şeyler almak için dışarı çıkıyor.She's going out to buy some things.
Sen neden dışarı buraya gelip kendin için bakmıyorsun?Why don't you come out here and look for yourself?
Neden dışarı çıkıp biraz yakacak odun getirmiyorsun?Why don't you go out and get some firewood?
Neden dışarı çıkıp arkadaşlarınızla oynamıyorsunuz?Why don't you go out and play with your friends?
Niçin dışarı çıkmıyorsun?Why don't you go out?
Neden dışarıda beklemiyorsun?Why don't you wait outside?
Tom ve Mary akşam yemeği için birlikte dışarı çıktıklarında, genellikle hesabı bölüşürler.Usually when Tom and Mary go out for dinner together, they split the bill.
Bu disketi kopyalama.Don't duplicate this floppy.
O hiç dışarı çıkmadı.He never went out.
İlgili Sayfalar