diş ile cümle
diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Dışarıda daha fazla zaman ve içeride daha az zaman harcamalısın.You should spend more time outside and less time inside.
Dişlerimi fırçalayacağım.I'm going to brush my teeth.
Haydi, sık dişini!Come on, hang in there!
Bu karar gıcırdayan dişlerle kabul edildi.This decision was accepted with grinding teeth.
Yurt dışındaydım.I have been abroad.
Masanın altından dışarı çık!Come out from under the table!
Dışarıda hava çoktan karardı.It's already dark outside.
Dışarıda hava karardı bile.It's already dark outside.
O giyindi ve dışarı çıktı.She got dressed and went outside.
Bir grup insan dışarıda bekleyip duruyordu.A bunch of people were standing outside waiting.
Diskin kopyasını kimseye verdin mi?Did you give a copy of the disk to anyone?
Onunla dışarı çıkmayı ve gözde restoranımızda yemek yemeği özledim.I missed going out with her and eating at our favorite restaurant.
Geç saatlere kadar dışarda kalmayacağıma sana söz veriyorum.I promise you I won't stay out too late.
Ben bir süre için tekrar dişçiye gitmek zorunda kalmamalıyım.I shouldn't have to go to the dentist again for a while.
Keşke blogumdaki yorumları nasıl devre dışı bırakacağımı çözebilsem.I wish I could figure out how to disable comments on my blog.
Elimden geldiğince kısa sürede dışarı çıkacağım ve bir tane alacağım.I'll go out and buy one as soon as I can.
Çalışmaktan usandım. Dışarı içmeye gidelim.I'm tired of studying. Let's go out for a drink.
Geçenlerde diş macunumun markasını değiştirdim.I've recently changed brands of toothpaste.
Her gün bir diş sarımsak yemek sağlığınız için yararlı mıdır?Is eating a clove of garlic every day beneficial to your health?
Oynamak için dışarıya çıkmadan önce lütfen işlerinizi yapın.Please do your chores before you go out to play.
Bazı insanlar senin için evde yemenin dışarıda yemekten daha iyi olduğunu düşünüyor.Some people think eating at home is better for you than eating out.
Niçin dışarı çıkıp biraz temiz hava almıyoruz?Why don't we go out and get a little fresh air?
Yiyecek bir şey almak için neden dışarı çıkmıyoruz?Why don't we go out and get something to eat?
Dışarı çıkmak ve yiyecek bir şey almak ister misin?Would you like to go out and get something to eat?
Dışarıda biraz egzersiz yapmayı denemek isteyebilirsin.You might want to try working out a bit.
Benim dışında orta çağ müziğinden hoşlanan bildiğim tek kişisin.You're the only person I know besides me who likes medieval music.
Benim dışımda bunu yapmaktan hoşlanan tanıdığım tek kişisin.You're the only person I know besides me who likes to do that.
Sen benim dışımda bu sorunu gerçekten anlayan tanıdığım tek kişisin.You're the only person I know besides me who really understands this problem.
Benim dışımda bir çadırda yaşamayı tercih eden tanıdığım tek kişisin.You're the only person I know besides me who would prefer to live in a tent.
Kendim dışında Beyzbol izlemeyi sevmeyen, tanıdığım tek kişi sensin.You're the only person I know besides myself who doesn't like watching baseball.
Ben onu dün dışarıya gönderdim ve bu yüzden onu yarın geri almalısın.I sent it out yesterday, and so you should get it tomorrow.
Senin hipotezin tamamen gerçek dışıdır.Your hypothesis is completely unrealistic.
İncil'in dışında bir şey okur musun?Do you read something besides the Bible?
O buralı değil. O, ülke dışında doğdu.She's not from here. She was born out of country.
O buralı değil. O yurt dışında doğdu.She's not from here. She was born abroad.
Bu benim sahamın dışındadır.That is outside my purview.
Penisinin başı kemerin dışına taşıyor.The head of your penis is sticking out of your belt.
Ben on yıl yurt dışında yaşadım.I lived overseas for ten years.
Benim uydu navigasyon cihazı yurt dışında çalışmıyor.My sat nav doesn't work abroad.
Her ikisi de dışarıya bakmak için pencereye gitti.Both of them went to the window to look outside.
O, her sabah dişlerini fırçaladığını söylüyor.She says she brushes her teeth every morning.
Yürüyüş yapmak için bir süre dışarı çıkalım.Let's get out for a while to take a walk.
Dışarıda bahçede hava sisli.It's drizzling out in the garden.
Dışarı çıktığında Tom'un ne kadar çok bira içtiğine şaşırırdın.You'd be amazed how much beer Tom drinks when he goes out.
Tom yiyecek bir şey aramak için dışarı çıktı.Tom went out to look for something to eat.
Tom gizlice dışarı çıkar ve adamlarla birkaç bira içerdi.Tom snuck out and had a few beers with the guys.
Tom pazartesi günü nadiren dışarı çıkar.Tom seldom goes out on Monday.
Tom canının dışarı çıkmak istemediğini söylüyor.Tom says that he doesn't feel like going out.
Tom bu havada dışarı çıkmayı düşünemeyeceğini söylüyor.Tom says that he can't imagine going out in this weather.
Tom dışarı gitmek istediğini söyledi.Tom said that he feels like going out.
Tom bir süre kasabanın dışına çıkmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to get out of town for a while.
Tom odasından dışarı koştu.Tom ran out of the room.
Tom oldukça sık dışarıda yiyor.Tom quite often eats out.
Tom şapkasını giydi ve dışarı çıktı.Tom put his hat on and went outside.
Tom'un tam Boston'un dışında bir sürü arsaya sahip.Tom owns a lot of land just outside of Boston.
Tom kedisinin dışarı çıkmasına izin verdi.Tom let the cat out.
Tom hâlâ kasabanın dışında.Tom is still out of the town.
Tom ülke dışında.Tom is out of the country.
Tom şimdi dışarda.Tom is out now.
Tom şu anda dışarda.Tom is out at the moment.
İlgili Sayfalar