diş ile cümle

diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
En son diş randevun ne zamandı?When was your most recent dental appointment?
Ben, dışarı gitmeden önce dinleneceğim.I'm going to rest before I go out.
Diş hekimi geçici dolgu yerleştirdi.The dentist put in a temporary filling.
Trajik haberleri duyduktan sonra, o yalnız kalmak için dışarı çıktı.After hearing the tragic news, he went outside to be alone.
Lütfen bir tüp diş macunu al.Please buy a tube of toothpaste.
Çocuklar hava kararıncaya kadar dışarıda oynadılar.The children played outside until dark.
Mary, arkadaşlarıyla dışarı çıkmasına izin vermeleri için annesini ve babasını zorladı.Mary urged her parents to let her go out with her friends.
Lütfen çöpünü dışarıdaki çöp kutularına koy.Please put your waste in the bins outside.
Ben evde kalmak ya da dışarı çıkmak konusunda emin değilim.I'm not sure whether to stay home or go out.
Tom arkadaşlarla dışarı gitmektense ders çalışmanın daha akıllıca olacağını karar verdi.Tom decided it would be wiser to study than to go out with friends.
Pasaport olmadan yurt dışına seyahat edemezsiniz.You can't travel overseas without a passport.
Diş hekimleri dişlerinizi incelemek için röntgen çekerler.Dentists take x-rays to examine your teeth.
Çoğu genç yetişkin geceleyin dışarı çıkmaktan hoşlanır.Most young adults enjoy going out at night.
O, sokağa çıkma yasağından sonra dışarıda olduğu için göz altına alındı.He was given a detention for being out after curfew.
Bu sabah dışarı çıkarken hava nasıldı?What was the weather like when you went out this morning?
Nerede bir diş fırçası satın alabilirim?Where can I buy a toothbrush?
Sahip olduğunuz ateşten dolayı, evden dışarı çıkamazsın.With the fever that you have you cannot go out of the house.
Benimle dışarı gelmek ister misin?Would you like to come out with me?
Senin ateşin var ve dışarı çıkmaman gerekir.You have a fever and should not go out.
Diş hekimine gitmelisin.You must go to the dentist.
İnsan yaşamı dışbükeyse, onu optimize edebiliriz.If human life is convex, we can optimize it.
O, kent dışında yaşar.He lives outside the city.
Dışarı çıkmak üzereyim.I'm about to go out.
Gerçek şu ki, o sadece havadaki şu kuşu dişleriyle yakaladı.As a matter of fact, he did just catch that bird in midair with his teeth.
Bu öğleden sonra dışarıya çıkacağım.I'm going to go out this afternoon.
Birçok diskim var.I have many discs.
Bu caddede yasa dışı park edilen arabalar çekilecek.Cars parked illegally on this street will be impounded.
Alana ve Nila geçen gün diskoya gittiler.Alana and Nila went clubbing the other day.
Bütün çikolata kutusunun dışında kiraz likörleri onun gözdeleridir.The cherry cordials are her favorites out of the whole chocolate box.
Ben akşamleyin arkadaşlarla sık sık dışarı çıkarım.I often go out with friends in the evening.
Kaygan yılan onun tam elinin dışına kaydı.The slippery snake slithered right out of his hand.
Biz sık sık dışarda yemeyiz.We don't often eat out.
Jim hiç yurt dışında bulunmadı.Jim has never been abroad.
O, diş teli taktığından beri neredeyse onun gülümsemesini görmedim.Since she got her braces, I've hardly seen her smile.
Onun kulağının dışında büyüyen çirkin tüyleri var.He has unsightly hairs growing out of his ears.
Televizyon seyretmek yerine, dışarıya çıkıp biraz temiz hava al.Go out and breathe some fresh air instead of watching TV.
Televizyon izlemek yerine dışarı çık ve biraz temiz hava al.Go out and breathe some fresh air instead of watching TV.
TV izlemek yerine dışarı çık ve biraz temiz hava al .Go out and get some fresh air instead of watching TV.
Bazı bilimciler sera etkisinin gerçek dışı olduğuna inanıyorlar.Some scientists believe that the greenhouse effect is imaginary.
Başka bir disk koymak istemez misin? İki saattir bunu dinliyoruz.Don't you want to put in another disc? We've been listening to this one for two hours.
Haydi bu gece dışarıda yemek yiyelim!Let's eat out tonight!
O dışarıda olmalı.He must be out.
Facebook'ta kalmaktansa dışarı gitmeyi tercih ederim.I prefer going outside to spending time on Facebook.
Yıllardır dişçiye gitmedi.She hasn't been to the dentist's for years.
Çinli bayan arkadaşlarımın onları disipline sokmamdan hoşlandıklarını biliyorum.I know that my Chinese female friends enjoy my disciplining them.
Bugün öğlen yemeği için dışarı çıkacak mıyız?Are we going out for lunch today?
Arkadaşımla dışarı çıktım.I went out with my friend.
Ona güvenme. O başka herkes gibi kendisi için dışarı bakıyor.Don't trust him. Like everyone else, he's looking out for himself.
Param olsa, sık sık dışarı çıkar ve eğlenirim.If I had the money, I would often go out and have fun.
Baba, dışarıya çıkıp oyun oynayabilir miyim?Daddy, may I go out and play?
Bir gün yurt dışına çıkmak isterim.I'd like to go abroad one day.
Bu sanat değil. Bu dişli bir vajina.That is not art. That is a vagina with teeth.
Yağmur yağmazsa, dışarı gidelim.If it doesn't rain, let's go out.
Politikanın dışında kalacağına söz vermişti.He had promised to stay out of politics.
Ayrıca güçlü bir dış politika sözü verdi.He also promised a strong foreign policy.
Dış politikadan anlıyor gibi görünüyordu.He seemed to understand foreign policy.
Dışişleri Bakanı istifa etmeyi planladığını söyledi.The Secretary of State said he planned to resign.
O, elleri havada olarak ahırdan dışarı çıktı.He came out of the barn with his hands in the air.
Almanya, Rusya'nın savaşın dışında kalmasını istiyordu.Germany wanted Russia to stay out of the war.
Amerika Birleşik Devletleri savaşın dışında kalmayı umut ediyordu.The United States hoped to stay out of the war.
İlgili Sayfalar