diş ile cümle

diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir bebek dişine bitişik bir yetişkin dişi geldi.An adult tooth came in right next to a baby tooth.
Ya içeri gel ya da dışarı git.Either come in or go out.
Bir kedi odadan dışarıya hızla koştu.A cat dashed out of the room.
Yanan evden dışarı çıktığı zaman itfaiyecinin yüzü korkunçtu.The firemen's face was grim when he came out of the burning house.
At arabası şimdi kesinlikle çağ dışı.The horse and buggy is now definitely out of date.
Dişinin çekilmesi gerekli.Your tooth must be extracted.
Dişinizin çekilmesi gerekli.Your tooth must be extracted.
Onun o gün dışarı çıkmadığı kesindir.It is certain that he didn't go out that day.
O gün eve gelmemesinin dışında bir şey bilmiyoruz.We know nothing except that he did not come home that day.
Onun dışarı gittiğini gördün mü?Did you see him go out?
O, dışarı çıkar çıkmaz, yağmur yağmaya başladı.As soon as he went out, it began to rain.
O dışarı çıktığında yağmur yağmaya başladı.It began to rain when he went out.
Onun dışarı çıkmak için ana nedeni Patty'yi görmekti.His primary reason for going out was to see Patty.
Onun dışarı çıktığını duydum.I heard him go out.
Onun erken kalkması sıra dışıdır.It's unusual for him to get up early.
Onun her yıl yurt dışına çıktığı doğrudur.It is true that he goes abroad every year.
Onun hakkında sıra dışı bir şey var.There's something unusual about him.
Onun disipline ihtiyacı var.He needs discipline.
Gelecek yıl yurt dışına gitmek için bir planı var.He has a plan to go abroad next year.
Onu görmek için gittim fakat o dışarıdaydı.I went to see him, but he was out.
Artanını ona bıraktım ve dışarı çıktım.I left the rest to him and went out.
Onun babasının yurt dışında olduğunu duyuyorum.I hear that his father is abroad.
Onun müziği yurt dışında büyük bir popülerliğe ulaşmıştır.His music has attained great popularity overseas.
Onun ayakkabıları o kadar eskiydi ki parmakları onlardan dışarı çıkıyordu.His shoes were so old that his toes were sticking out of them.
Çok fazla sigara içmekten, dişleri sararmış.His teeth are yellow from smoking too much.
O meslek olarak bir dişçidir.He is a dentist by profession.
Onun sağlığı hakkında endişeli olduğu için, annesi onun dışarı çıkmasını engelledi.His mother prevented him from going out because she was anxious about his health.
Anne ve babası dışında, hiç kimse onu iyi tanımıyor.Apart from his parents, no one knows him well.
Anne ve babasının dışında, hiç kimse şüpheliyi savunmadı.Apart from his parents, nobody would defend the suspect.
O şimdi gelecek yıl yurt dışında eğitim yapmayı planlıyor.He is now planning to study abroad next year.
O Disney'i sever.He likes Disney.
O senin dışarı çıkman için izin verecek.He will grant permission for you to go out.
O benim dün dışarı gitmeme itiraz etti.He objected to my going out yesterday.
Bir dişi ağrıyor.He is suffering from a toothache.
Anlaşmaya isteği dışında imza attırıldı.He was made to sign the contract against his will.
Anlaşma ona rızası dışında imzalattırıldı.He was made to sign the contract against his will.
O, birkaç dakika önce dışarı çıktı.He went out a few minutes ago.
Beşten biraz önce dışarı çıktı.He went out a little before five o'clock.
O şimdi dışarda.He is out now.
İyi çiğneyemiyor çünkü şu anda diş ağrısı var.He can't chew well, because he has a toothache now.
Çok fazla konuşmasının dışında, iyi bir adam.He is a nice man, except that he talks too much.
Öfkeyle dışarı çıktı.He went out in anger.
O sık sık diş ağrısından muzdarip oldu.He often suffered from toothache.
O sık sık bir diş ağrısı olduğundan yakınır.He often complains that he has a toothache.
O zaten dışarı gitti.He has already gone out.
Onlar John'ı kulüpten dışladılar.They excluded John from the club.
O, yarışmaya katılmaktan diskalifiye edildi.He was disqualified from taking part in the contest.
O zamandan beri yurt dışında kaldı.He remained abroad ever since then.
Kadını şüphelilerin dışında tuttu.He excluded the woman from the suspects.
O gelecek yıl yurt dışında seyahat etmeyi umuyordu.He anticipated traveling abroad the next year.
Az önce dışarı çıktı.He went out just now.
Maalesef o az önce dışarı çıktı.I'm afraid he's just gone out.
O bir an için dışarı çıktı.He stepped out for a moment.
O, sadece geçen ay yurt dışından geri geldi.He came back from abroad only last month.
O neden aceleyle dışarı gitti?Why did he go out in a hurry?
O kadar ürkmüştü ki yalınayak dışarı koştu.He was so startled that he ran outside barefoot.
Şiddetli yağmura rağmen dışarı çıktı.He went out in spite of the heavy rain.
O tek başına yurt dışına gitti.He has gone abroad by himself.
Projeye kaynak toplamak için yurt dışına gitti.He went abroad to raise fund for the project.
Onun az sayıda dişi vardı.He had few teeth.
İlgili Sayfalar