diş ile cümle
diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kar dışarı çıkmamı engelledi.The snow prevented me from going out.
Öğretmen beni yurt dışında eğitim için teşvik etti.The teacher encouraged me to study abroad.
Benim ön dişim düştü.My front tooth fell out.
Depo, bir mobilya parçası dışında boştu.The warehouse was empty except for a piece of furniture.
Erken dönmeye söz verdiğin sürece, dışarı çıkabilirsin.You can go out, as long as you promise to be back early.
Pencereden dışarı bakma.Do not look out the window.
Pencereden dışarı bakmayın. İşinize yoğunlaşın.Don't look out the window. Concentrate on your work.
Elini pencerenin dışına uzatma.Don't stick your hand out of the window.
Ellerinizi pencerenin dışına koymayın.Don't put your hands out the window.
Pencerenin dışında birinin bağırdığını duydum.I heard someone shout outside the window.
Onun penceresinin dışındaki gürültü onun uyumasını engelledi.The noise outside his window prevented him from sleeping.
Pencereden dışarı bak.Look out of the window.
Pencereden dışarıya bakarken gelen bir araba gördüm.Looking out the window, I saw a car coming.
Pencereden dışarı bakarken, bir gök kuşağı gördüm.Looking out of the window, I saw a rainbow.
Oğlumun ön dişleri çarpık çıktı.My son's front teeth have come in crooked.
Oğlumun bütün ana dişleri çıktı.All my son's adult teeth are in.
Köylüler bizi dışlamaya çalıştı.The villagers tried to freeze us out.
Güneş ışığı insanları dışarı çıkmaya özendirdi.The sunshine tempted people out.
Topun içeride mi yoksa dışarıda mı olduğunu görmek çoğunlukla zordur.It is often difficult to see if a ball is in or out.
Topa vuran oyuncu dışarıdaydı.The batter was out.
Çantanın içini dışına çıkar.Turn your bag inside out.
Sağanak yağışlardan sonra, nehir kendi kıyılarının dışına taştı.After the heavy rains, the river overflowed its banks.
Şiddetli yağmur dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain kept us from going out.
Şiddetli yağış dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain prevented us from going out.
Kuvvetli yağış dışarı çıkmama engel oldu.The heavy rain prevented me from going out.
Şiddetli kar dışarı çıkmamı engelledi.The heavy snow prevented me from going out.
Başkan onu dışişleri bakanı olarak atadı.The President nominated him to be Secretary of State.
Kim gelirse gelsin, ona dışarıda olduğumu söyle.Whoever comes, tell him I'm out.
Tom'un dışında kimle görüşmeliyim?Who should I meet but Tom?
Birisi beni dışarı çıkarsın. İçeride kilitli kaldım.Let me out, somebody. I'm locked in.
Kim ararsa arasın, ona dışarıda olduğumu söyle.Whoever calls, tell him I'm out.
Tomoko mutlu şekilde kapıdan dışarı çıktı.Tomoko bounced happily out the door.
Nakagawa onu aradığımda dışarı çıkmak üzereydi.Nakagawa was on the point of going out when I called on him.
Öğle yemeğini dışarıda yemeğe ne dersin?How about going out for lunch?
Öğle yemeğini yedikten sonra, dışarı çıkmak için hazırlandı.After she had lunch, she got ready to go out.
Hiç diş çürüğüm yok.I don't have any cavities.
Kötü dişler genellikle ağrıya neden olur.Bad teeth often cause pain.
Kahvaltıdan sonra yürüyüş için dışarı çıktık.After breakfast, we went out for a walk.
Diskim kaydı.I have a slipped disc.
En iyisi düzenli olarak dişçiye gitmektir.It's best to go to the dentist at regular intervals.
Dışarı çıkabilirsin ve avluda kaldığın sürece oynayabilirsin.You can go out and play as long as you stay in the yard.
Hava çok iyi, kuruması için çamaşırlarımı dışarıya asmayı düşünüyorum.The weather's so good I think I'll hang the laundry out to dry.
Hava iyi olursa, yarın dışarı çıkacağım.If the weather is good, I'll go out tomorrow.
Kötü havaya aldırmadan dışarı çıkmaya karar verdim.Regardless of the bad weather, I decided to go out.
Kötü hava dışarı gitmemizi engelledi.Bad weather kept us from going out.
Hava dışında, iyi bir piknikti.Apart from the weather, it was a good picnic.
Çağrı geldiğinde tesadüfen dışarıdaydım.I happened to be out when the call came.
Dışarıda yemek yeme maliyeti burada oldukça yüksek.The cost of eating out is quite high here.
Babam bana yurt dışına yalnız gidemeyeceğimi söyledi.My father told me I couldn't go abroad alone.
İki çocuk odadan dışarı koşarak geldi.Two boys came running out of the room.
İki erkekten uzun olanı önce dışarı çıktı.The taller of the two men went out first.
O, nadiren, kırk yılda bir, karanlık çöktükten sonra dışarı çıkar.She seldom, if ever, goes out after dark.
Karanlıktan sonra nadiren, kırk yılda bir, dışarı çıkar.She seldom, if ever, goes out after dark.
Hava kararmadan önce işi bitirmek için hepimiz dışarı çıktık.We went all out to finish the work before dark.
Japonya'da hiç satış distribütörleri var mı?Do you have any sales distributors in Japan?
Japonya'nın dış yardımları yurttaki ekonomik yavaşlamadan dolayı kısmen azalıyor.Japan's foreign aid is decreasing in part because of an economic slowdown at home.
Japonya yurt dışından çeşitli ham maddeleri ithal eder.Japan imports various raw materials from abroad.
Japonya dış ticarete bağlıdır.Japan depends on foreign trade.
Japon arabaları yurt dışında iyi satılır.Japanese cars sell well overseas.
Onun kalıcı dişi bebek dişinin arkasından geliyor.His permanent tooth is coming in behind his baby tooth.
İlgili Sayfalar